|
Türkiye'ye gözdağıCenk BAŞLAMIŞMoskova, Ankara - Atina - Lefkoşa üçgeninde tehlikeli bir bunalım yaratan S - 300 füzelerini satma kararını, sadece ulusal silah şirketi Rosvoorujeniya'yı ilgilendiren "basit bir satış"olarak göstermeye çalışıyor. Şirket, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin(KKTC) sert tepkisini çeken kararın, siyasi bir yönü bulunmadığını ısrarla vurguluyor. Rusya'nın, Sovyetler Birliği'nin bir zamanlar önemli bir bölümünü elinde tuttuğu uluslararası silah pazarında yeniden söz sahibi olmak istediği ve bu yönde hırslı bir siyaset izlediği doğru. Hatta Rusya, bu çercevede Türkiye'ye de milyonlarca dolar değerinde silah satıyor. Ancak, Moskova'nın Kıbrıs Rum Kesimi'ne füze vermesini "ekonomik kaygılar"la açıklamak istemesi, satışın ardında yatan gerçeği örtme çabası niteliği taşıyor. Devlet BaşkanıBoris Yeltsin'in sağlık sorunları nedeniyle Moskova'da karmaşa ve iktidar kavgası yaşansa da, Rusya gibi devlet geleneği bulunan ülkelerin dış politikada atacağı adımları önceden hesaplamadığını kabul etmek çok zor. Başka bir ifadeyle Rusya, Rum Kesimi'ne füze satışının Türkiye'nin sert tepkisini çekeceğini çok iyi biliyordu. O halde Moskova, büyük bir bunalıma yol açan satış kararını neden uyguladı? Bunun nedeni, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra iki ülke arasında Kafkasya ve Orta Asya'da yaşanan rekabet. Türkiye'deki bazı çevrelerin Çeçen sorununda gizlici devreye girdiğini ileri süren Moskova, Ankara'yı "cezalandırmak"amacıyla bir süredir PKK kozunu oynamaya çalışıyor. Rusya, böylece Türkiye'ye, "Çeçen sorununa karışırsanız, biz de Kürt sorununa karışırız"mesajı veriyor. Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki hassasiyetini iyi bilen Rusya, Rumlar'a silah satışıyla eline başka bir"koz"geçirdiğini düşünüyor. Bu açıdan bakıldığında Moskova'nın adımı, özel olarak Türkiye'ye, genel olarak da bölgede kendisini dışlamaya çalışan Batı dünyasına yeni bir"gözdağı"niteliği taşıyor. |