23 kasım tool
milliyet logosu

Fadima olayı bir başlangıç

İslami camianın büyük çoğunluğu bu tür cinsel suiistimallerden rahatsız olmuş durumda. Cemaatler skandalları belki iç cezalandırma yollarına gidiyorlar, ama genellikle kadının aleyhine üstünü örtmeye çalışıyorlar

Ruşen ÇAKIR

FADİME Şahin'in açıklamaları ve suç duyurusunun arkası geleceğe, başka kadınların başka dini şahsiyetlerin cinsel istismarlarını dile getireceğe benziyor.
Bunun birinci nedeni İslami medyanın önemli bir kısmının, alışılagelmişin tersine iddiaları geçiştirme yoluna gitmemesi. Ayrıca RP içinde önemli bir ağırlığı olan, eski İstanbul İl Başkanı, İstanbul Milletvekili Mehmet Ali Şahin'in Fadime Şahin'den yana olaya ağırlığını koyması benzer şikayetleri olan kadınlara güven veriyor.
Ancak en önemlisi Fadime Şahin'in, yakın çevresinin desteğini de alarak olay üzerine çekinmeden gitmesi, davasını bilinçli ve akılcı bir şekilde savunması diğer kadınlara cesaret veriyor.

ASLINDA SKANDAL ÇOK

1980'lerden itibaren ülkede yaşanan İslami canlanış irili ufaklı bir dizi cinsellik temelli skandalı da beraberinde getirdi. Bunların büyük bir çoğunluğu dillerde dolaşmakla birlikte kamuya, hele adliyeye intikal ettirilmedi.
Bu tür skandallar yalnızca "tarikat şeyhi" olarak tanımlanabilecek kişileri kapsamıyor. Piyasada "İslamcı entelektüel" olarak bilinen bazı kişileri, birtakım politikacılar, cemaatlerin değişik kademelerindeki kişilerin adları sık sık cinsel dedikodulara malzeme oluyor. En yaygın eğilim "ikinci eş" alma. Tabii ki bu İslami açıdan meşru gösteriliyor.
İslami kesimde bu tür şayialara adı karışanların büyük bir çoğunluğunun ortak bir noktası var: İktidar sahibi olmaları. Hiç kuşkusuz ne kadar ufak olursa olsun herhangi bir tekke ya da cemaatin şeyhi olmak önemli bir iktidar. Ama iş bununla sınırlı değil: Bazıları maddi iktidara sahip olarak bunu yapıyor; bazıları ise sosyal ve siyasal statüleri sayesinde kadınları cezbedebiliyor.

SADECE ÖRTÜLÜLER DEĞİL

Bu tür skandalların sanıldığının aksine iki (yani erkek dini şahsiyet ve istismar edilen genç kadın) değil dört tarafı var. Bunların üçüncüsü bu şahsiyetin başında bulunduğu ya da önemli görevler iştigal ettiği cemaat, dördüncüsüyse o şahsın resmi nikahlı eşi.
Cemaatler bu tür skandalları belki iç cezalandırma yollarına gidiyorlar, ama genellikle kadının aleyhine üstünü örtüyorlar. Bunun temel nedeni İslami yapılanmaların hemen tümünün hem hiyerarşik olarak, hem de zihniyet bakımından erkek egemen olması. Bunun sonucunda kadınların suçlu olduğu yaklaşımı cemaatlerde daha ağır basıyor.
Erkeklerin resmi eşleriyse tam bir çaresizlik içindeler. İslamcı şahsiyetlerin, genç yaşta komşu ya da akraba çevresinden, görücü usulüyle evlendiği bu kadınların çoğu ev işleri ve çocuklarla uğraşmaktan kendi ayakları üzerinde durma şansına sahip olamamışlar.
Buna karşılık kocaları, onların fedakarlıkları sayesinde dini, sosyal, siyasal ve entelektüel alanlarda kariyer yapma ve iktidara ulaşma şansına sahip oluyorlar. Ve içlerinden bazıları, hiç kuşkusuz tamamı değil, kendi eşlerine hiç benzemeyen genç kızlarla tanıştıklarında nefislerine hakim olamıyor.
Özellikle 1994 yerel ve 1995 genel seçimleriyle birlikte oluşan yeni sosyo - politik ve hatta ekonomik durum İslamcı erkeklerdeki bu tür arayışları daha da hızlandırdı. Erkeklerin bazıları sayıları hızla artan ve kamusal alanda çalışmaya başlayan "örtülü"lülere yönelirken, kimilerinin belediye gibi kurumlarda çalışan "açık" kadınlarla ilişkiye girdiği de gözlendi.

EŞLER VE ÇOCUKLAR KONUŞURSA

İslami camianın büyük çoğunluğu bu tür cinsel suiistimallerden aslında rahatsız, çünkü bu camianın en az yarısını, sesleri pek çıkmasa da kadınlar oluşturuyor. Erkeklerin de çoğunun, imajlarını sarsan bu tür olaylardan memnun olduğu söylenemez.
Ancak yine bu imajın sarsılması endişesi, tanık oldukları skandalları açığa çıkarmalarını engelliyor. Bir diğer endişe de bir - iki skandalın ortaya çıkması durumunda gerisinin çorap söküğü gibi gelmesi; çünkü herkes bu tür olaylarda enflasyon olduğunu biliyor.
Bu skandalların ortaya çıkması, cemaatlerden çok mağdurların şikayetçi olup hak aramalarıyla mümkün. Bunlar da sanıldığının aksine genç kızlar değil, zire Fadime Şahin bir istisna ve raslantı. Esas mağdurlar, İslamcı erkeklerin genç kızlara yönelip ihmal ettiği, geri plana ittiği resmi eşleri ve çocukları.
Birçok İslamcının eğitim gören çocuklarının genellikle annelerinden yana tavır aldıkları duyuluyor. İşte onların şikayetçi olması durumunda epey gürültü kopabilir ve İslami camiadaki erkek egemen yapı ciddi darbeler yiyebilir.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]