23 kasım tool
milliyet logosu
goktepe.gif

Göktepe hergün öldürülüyor

Gazeteci Göktepe'nin öldürülmesinin üzerinden bir yıl geçti, ancak sanık 48 polis hala yargı önüne çıkarılamadı

Nazım ALPMAN

EVRENSEL Gazetesi muhabiri Metin Göktepe, geçen sene bugün öldürüldü. Ümraniye Cezaevi isyanında öldürülen Rıza Boybaş ve Orhan Özen'in cenaze törenini haber yapacaktı; kendisinin haber olacağını hiç düşünmemişti.
Eyüp Spor Salonu'na doldurulanların arasına kattılar onu. Toplu dayak seansına genç bedeni dayanamadı. Dövenler Metin'in ağırlaştığını -nasılsa - farkedip, dışarı çıkarttı, ölmemesi için ona lahmacun ikram etti. Sonra da ölüme uğurladı.
Metin'in öldürülmesi Özdemir Sabancı suikastıyla çakıştığı için ilk günlerde "küçük haber" oldu. Yetkililer Metin'in öldürülmediği konusunda kamuoyunu inandırmak için birbirinden "doğru" açıklamalar yaptı.

RESMİ YALANLAR

İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar, "Göktepe, gözaltına alınanlar listesinde bulunmuyor. Gözaltına alınanların video kayıtları var, Göktepe orada da yok" dedi. İçişleri Bakanı Teoman Ünüsan ise "Bize gelen bilgilere göre duvardan düşerek öldüğü yolunda. İddia edildiği gibi gözaltında dövme sonucu ölmüşse, sorumlular hakkında gerekli yasal işlemler yapılacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın" diyerek kamuoyunun rahat olmasını istedi.
Cinayetin örtbas edilecek yanı kalmayınca da, Başbakan Tansu Çiller devreye girdi ve "Göktepe gözaltındaydı" açıklamasını yaptı.

ÇOK YÖNLÜ SAVUŞTURMA

Resmi ağızlar Göktepe için çok yönlü soruşturmaların başlatıldığını açıkladı. Fail de az değildi. Polislerin hepsi vurmuştu. Öldürücü "darbeyi" kimin vurduğu belli olacaktı. İlk aşamada 25 polis "zanlı" olarak ortaya çıkarıldı. Onlara da "bize işkence yapıldı" dedi. Zanlılar listesi genişledi. 48 polisin yargılanması söz konusuydu.
Bu arada TBMM Metin Göktepe Komisyonu oluşturuldu. En ciddi çalışma, pek çok şeyi ortaya çıkardı; ama bunlar arasında en önemlisi Metin'i döverek öldermekle suçlanan polis memurlarından Metin Kuşat'ın komisyona 5 Mayıs 1996 günü verdiği ifade idi. Kuşat, şöyle diyordu:
"Emniyet Müdürlüğü sözleşmeli avukatı İlhami Yelekçi gözaltındayken yanıma geldi. Kendisinin İstanbul Emniyet Müdürü Orhan Taşanlar'ın yanından geldiğini söyledi. Anlattığına göre Taşanlar bu olayın mutlaka bir kaç kişinin üzerine kalacağını, hatta iki üç kişinin bu iş üstlenip yurt dışına firar etmesini, diğerlerinin de bu şekilde kurtulacağını söylemiş."
Raporun bu bölümü Gazeteciler Cemiyeti'nin yayın organı Bizim Gazete'de 10 Ağustos 1996 günü yayınlandı. Ne Yelekçi, ne de Taşanlar bu konuşmayı yalanladı.

ADALET TURİZMİ

Göktepe davası İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde açıldı, ancak ilk duruşmayı izlemek Aydın'da kısmet oldu. Kamu güvenliği adına dava Ege bölgesine kaydırılmıştı. 18 Ekim 1996 günü Aydın Spor Salonu'ndaki duruşma "Avrupai" bir düzenlemeyle yapıldı. Aydın'a gelmeye tenezzül etmeyen sanık polislerin, ikinci duruşma için "mevcutlu olarak getirilmesine" karar verildi. Bu aşamada Adalet Bakanı'nın istemi, Yargıtay'ın onayıyla dava Afyon'a sevkedildi. 29 Kasım 1996 günü yapılması gereken duruşma, dava dosyası Afyon'a ulaşmadığı için ertelendi. En sonunda 6 Şubat 1997 gününde karar kılındı. Eğer önemizdeki bir ay içinde Afyon'un da yeterli derecede güvenli bir il olmadığına karar verilmezse Göktepe'nin katil zanlıları yargı önüne çıkabilecek. Bu duruşmanın akibeti de şüpheli gözüküyor. Afyon Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Kamil Şerif'in "Göktepe dosyasını inceleyeceğiz, güvenlik sorunu olursa davanın bir başka şehre nakledilmesini isteyebiliriz" yolundaki sözü bu şüpheyi doğruluyor.
Adli mercilerin yargılama isteği, turizmi geliştirme heveslerinin önüne geçerse Göktepe davasında adalet tecelli edecek.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]