23 kasım tool
milliyet logosu
halman.gif

Türk dili

Talat Halman


ÇEVRENİN kirletilmesine karşı yasalar var. Bozuk gıda maddelerine, trafik kurallarının ihlallerine karşı yasalar var.
Ve şimdi, Türk dilinin tahammül edilmez biçimlerde ve ölçülerde kirletilmesine karşı bir yasa tasarısı hazırlandı. Dil, kanunla korunur, düzeltilir mi? Çok güç. Ama, başka çare kalmayınca elbette bir yasa çıkarıp uygulamak, hiç yoktan iyidir.
Türkçemizdeki bozulma, hava ve su kirlenmesini, siyasal ahlak düşüklüğünü andırmaya başladı. Dilimiz, hiçbir vakit, bu kadar çok kişi ve kurum tarafından bu kadar berbat kullanılmamıştı.
Basılı ve sözlü, resmi ve özel kullanım, bir yanlışlıklar kumkuması olmuştur. Buna bir çözüm bulunması, çoktan zorunlu.
Nasıl düzeltilecek? Dükkanına İngilizce isim koyan tüccara yalvararak mı? TV ve radyo spikerlerine lütfen kelimeleri doğru telaffuz edin diye ricada bulunarak mı? Hatalarını düzeltsin diye basına yüzsuyu dökerek mi?
Bunca yıldır, gazeteler, radyolar, TV'ler doğru Türkçe uğruna niçin hiçbir şey yapmadılar? Aynı kelimeyi beş yıldır yanlış okuyan spikeri kim uyardı? Niçin dil kirlenmesine hep birlikte göz yumduk? Niçin siyasal ahlaksızlık karşısında sus - pus oturduğumuz gibi, dil kirlenmesi konusunda aciz kalıyoruz?
Bazı işlerde düzen ve düzelme, yasa olmadıkça gerçekleşmez. Trafiğe hiçbir yerde yasa uygulamadan düzenleyemezsiniz. Dilde de, eğitim sistemi görevini yerine getiremiyorsa, medya ve kurumlar dile saygı ve özen göstermiyorsa, kişilerde iz'an yoksa, iyi niyet yoksa, elbette yasalar çıkarıp uygulamaktan başka çare kalmaz.
Caddelerimiz, sokaklarımız dilimize hiç uymayan yabancı isimlerle kaplı... TV - radyo yayınlarında sayısız telaffuz hatası, cümle düşüklüğü, yanlış vurgu, cehalet sözleri... Dili bozmak, bir kültürel hak değildir. En etkili iletişim araçlarından çocuklara, gençlere sakil bir dil yaymak gibi bir sorumsuzluğu önlemeye çalışmamız ise bir görevdir.
Her dilde hatalar olur. Her ülkenin sokaklarında yabancı isimler bulunur. Önemli olan, bunlarda ölçüyü kaçırmamaktır. Yabancı isim özentisi bizde züppeliğin çok ötelerine ulaştı. Düzeltilmeyen hataların sayısı, dile ve kültüre karşı bir ihanet oldu artık.
Yasalarla düzeltilebilir mi bunlar? Hepsi düzelmese de ne kurtarsak kardır. Yasa çıksın, binlerce züppe tabelası inecektir. Medyada hatalar azalacaktır. Keşke yasaların ve devletin dil işlerine karışması hiç gerekli olmasa... Ama, ölçü kaçırılınca, elden ne gelir? Peki, bu yaklaşım başarılı olabilir mi? Olmaz olur mu?
Türkçemizdeki yaygın değişme, kamu kuruluşlarının çabalarıyla gerçekleşti. İyi mi oldu, kötü mü, orası ayrı bir tartışma konusu... Ama, devlet bal gibi sağladı dil devrimini. Yoksa, bugün "evleviyet", "mezcubiyet", "tegayür", "efsürde", "fart - ı enaniyet" gibi sözleri kullanıyor olacaktık. Ve "gündem", "tutum", "gösteri", "ürün", "günaydın" gibi hoş kelime ve deyimler, dilimize girmeyecekti.

TÜRK DEVİ

Son gerçek kahramanımız Naim Süleymanoğlu, halterini kaldırmayacak artık. Türkiye için büyük kayıp, dünya sporu için de... Ama, kahramanlar ne zaman ayrılmak gerektiğini de iyi bilirler. Naim de, dört başı mamur zaferlerle veda ediyor. Ulusunun hayranlığıyla, coşkulu alkışlarla. Kusursuz bir şampiyon, mükemmel bir kişilik, skandalsız bir yaşam... Siyaset alanımızda bu "Türk Devi"nin niteliklerini taşıyan üç beş önder olsa ülkemiz şampiyon olabilirdi.

TÜRK DÜDÜĞÜ

Belgrad meydanlarında "katil ve kalleş" Miloseviç'e karşı ayaklanan on binlerce kişi, son günlerde hep birden düdük çalmaya başladı. Düşünün, binlerce ağızdan düdükler korosu. Ve düdüklerin hepsi, Türkiyemizden getirtilmiş. Belki de, ayaklanan on binler er geç bu düdük hengamesiyle düşürecekler Miloseviç denen zorbayı.
Biz de başlasak kendi düdüklerimizi çalmaya... Ciğerlerimizin vargücüylü üflesek, üflesek de, ulusal servetimizi çalanlara yüz binlerce düdük çalsak... Yeri göğü inletsek. Kötülerin kulaklarını sağır etsek... Ve sonunda "düdükler"i düşürsek.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]