23 kasım tool
milliyet logosu

Eğitimde bir çözüm ışığı

Korkmaz İlkorur

BİR gün yolunuz düşerse, Arnavutköy'de Robert Lisesi'nin sahildeki giriş kapısının yanındaki Korkmaz Yiğit Vakfı Lisesi'ni ziyaret ediniz. Okul Müdiresi Tülin Hanım'a bizim davetlimiz olduğunuzu söyleyiniz. Okulu geziniz. Zannetmeyiniz ki, burası Robert Lisesi'ne aittir veya parasal olanakları geniş bir özel okuldur. Eğer, bir de, okulun o eski, yıkık dökük halini biliyorsanız, şaşkınlığınız daha da artacak; bir devlet okulunun böyle mükemmel bir eğitim kurumuna nasıl dönüştüğünü merak edeceksiniz.
Nasılını anlatmadan önce başka bazı bilgiler verelim: Türkiye bir OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı) ülkesi. D - 8 safsatasından çok çok yıllar önce, bu ciddiyeti ile tanınan kalkınmış (veya, kalkınma şansı büyük) ülkeler kulübüne üye olmuş idi. OECD, Aralık 1996'da yeni bir araştırmasını yayınladı. Education at a Glance - Bir Bakışta Eğitim. Araştırma, her vatandaş için ömür boyu öğrenim hedefine ulaşma sürecinin nasıl geliştiğine bakıyor.
Şüphesiz, süreç uzun ve değerlendirme kriterleri oldukça karışık. Buna rağmen, raporda kriterler ve kıyaslamalar, kolay elde edilebilecek ama çok şeyler ifade edecek verilere dayandırılmış. Bunlar da eğitime katılım ve eğitim için yapılan harcamalar. OECD, değerlendirmeleri yaparken, özellikle bizim sistemimizdeki orta - lise - yüksek benzeri eğitime katılım ve harcamaları gözönünde tutuyor ve irdeliyor. Zira, bir ülkede gelişmişlik düzeyini, zorunlu eğitimden sonraki gönüllü eğitim ve özellikle, mesleki becerileri kazandıran yüksek eğitime verilen yıllar belirliyor. Bulgular şöyle:
* 1960 yılından bu yana, OECD ülkelerinde lise, benzeri okulu bitirenlerin oranı artıyor. 1994 yılındaki çalışmaya göre, 45 - 54 yaş grubunda (yani, 1960'lı yılların gençlerinde) lise benzeri okul bitirenlerin oranı % 54 (OECD ortalaması). Bu oran, 25 - 34 yaş grubunda (yani, 1980'li yılların gençlerinde) % 69'a çıkmış. Türkiye'de bu oran OECD ortalamasının çok altında, 45 - 54 yaş grubu için % 16, 25 - 34 yaş grubu için % 24. Biz sonuncuyuz. Daha önce bizden kötü olan İpanya ve Portekiz bizi geçmiş durumda.
* Yüksek okul seviyesine bakalım: 45 - 54 yaş grubunda yüksek okul bitirenlerin OECD genelinde ortalaması % 19; 25 - 34 yaş grubunda % 23. Biz gene en kötülerdeniz ve OECD ortalamasının oldukça altındayız. 45 - 54 yaş grubunda yüksek okul bitirenlerin oranı % 8; 25 - 34 yaş grubunda % 7. Yani, nüfus artıyor ama daha az oranda kişi yüksek okul okuyor.
* Türkiye bir konuda başarılı gibi gözüküyor. Gibi diyoruz; nedenini anlatınca anlayacaksınız: 1985 - 1994 yılları arasındaki 10 - 19 yaş grubu ele alınıyor. Bu grubun toplamındaki yüzde değişim eksi 10.7. Çünkü, OECD'nin kalkınmış ülkelerinde nüfus nerede ise artmıyor. Nüfus yaşlanıyor. Buna karşı, orta - lise benzeri eğitim kurumlarına kayıttaki yüzde değişim OECD genelinde % 6.2. Bu oranlar, Türkiye için % 4.3 ve % 6.3. Yani, biz, doğurdukça ve toplam nüfusun içinde genç neslin payı arttıkça daha fazla çocuğu okula göndermişiz. (Esas başarının, İrlanda, Portekiz, İspanya, İsveç, Norveç gibi olması gerekirdi. Bir yandan, bu yaş grubunun toplam nüfus içindeki nisbi yeri azalacak; öbür taraftan bu yaş grubundan reel olarak daha büyük bir oran okula gidecek.)
* Kamu kaynaklarından eğitim için yapılan harcamaların Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) içindeki yeri, OECD genelinde 1975'te de % 5.8, 1993'te de 5.8. Bunun iki nedeni var: i) OECD'nin kalkınmış ülkelerinde nüfus artışı çok düşük; nüfus oransal olarak gençleşmiyor. ii) OECD genelinde istikrar programları uygulanıyor. Bu programlar, eğitime kamudan ayrılan paraları reel olarak büyütmüyor. Bu istatistikler içinde Türkiye yok. Ama, bir UNDP raporundan bu oranın % 3.3 olduğunu biliyoruz.
* Bir önemli bulgu, GSYİH'ye kıyasla eğitim harcamalarını etkileyen faktörler ile ilgili. Yani, eğitime harcanan paralar niye artıyor diye bakılmış. Eğitim harcamaları üç nedenle artıyor: i) Nüfus içinde genç neslin oranı artar; ii) bunların daha büyük bir kısmı okula gider; iii) Talebe başına yaptığınız harcama artar. (Bu çok önemli bir kalite göstergesi) OECD'de 5 - 29 yaş grubuna bakmışlar. Bizde harcamaları etkileyen en önemli faktör nüfusun artması ve gençleşmesi. Maalesef, bu artan genç nüfusun daha büyük bir kısmının okula gitmesi veya talebe başına yapılan harcamaların artması değil. Tam tersine, bu iki noktada OECD ortalamasının fevkalade gerisindeyiz.
Bu ve yer yokluğundan yer veremediğimiz bulgular Türkiye için şuna işaret ediyor: Türkiye, hızla artan ve gençleşen nüfusuna rağmen, eğitime yeterli kaynak ayıramıyor. Artan ve gençleşen nüfus içinde, sayısal olarak artsa da giderek azalan bir oranda kişi ülkeyi kalkındarabilecek düzeyde eğitim alabiliyor. Yetersiz kaynak - artan talep bileşimi eğitimde kalite artırımını önlüyor. Tam tersine kalite düşüyor.
Dönelim başa. Bu yazının maksadı adaşım Korkmaz Yiğit'in reklamını yapmak değil. Kendisine burada ancak teşekkür ederiz. Zira, Korkmaz Yiğit Vakfı Lisesi, anlattığımız bu çözümsüzlükler yumağında bir çözüm ışığı. Eğitime daha fazla kaynak ayıramayan devlet hayırsever kişileri Türk eğitimine katkıya çağırıyor. Korkmaz Yiğit gibi Türkiye'ye bugününü borçlu olduğunu düşünen, imkan sahibi herkes bir Süper Lise yaratmalı. Her biri, bir devlet okulunu A'dan Z'ye yenilemeli, yıllık giderine iştirak etmeli, talebe başına yapılan harcamaya katkıda bulunmalı, eğitimimize kalite getirmeli.

E.Mail: korkmaz@turk.net


[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]