|
HATADA DiRENMEKHatada direnmek, ozur dilemekten kacinmak olumsuzlugu madalyonun bir yuzudur. Madalyonun diger yuzunde, ozurleri kabul edip bagislamama olumsuzlugu bulunmaktadir. Bazilari, bagislama, hosgorme olgunlugunu ve buyuklugunu gosteremezler. Bu da, hatada israr kadar hatali bir davranistir. Boyleleri, "Egilen bas kesilmez", "Yerdeki yuze basilmaz" anlayisindan habersizdirler. islam dini, bu iki tavra da karsidir. Yanlisini kabul edip bunun icin ozur dilemek de, bu tutumu ortaya koyani bagislamak da olgun Musluman olma isareti sayilmistir. Peygamberimiz olaya cok genis acidan bakmistir. "Benim ummetimden unutmanin ve hata etmenin hukmu kaldirilmistir" hadisi bu bakisin urunudur. Su hadis de konuya iliskin bir suclamayi icermektedir: "Sizin icinizde en kotuler, hata ve mazeret kabul etmeyenler, kusurlari bagislamayanlardir". Hata ve mazaret konusunda herkes soyle veya boyle davranabilir. Ama "Muslumanim" diyen kimse bu hususta mutlaka belli bir olgunlugu yansitmak zorundadir. KISSADAN HiSSE Dedikodu, yoktur sonu17. yuzyil baslarinda, I. Sultan Ahmet'in padisahligi sirasinda, istanbul'un Kisikli semtinde, Salim Baba naminda bir testici yasiyordu. Durust, namuslu, dindar bir kisi olan Salim Baba, cevresinde hayirseverligi ile taniniyor, son derece sevilip sayiliyordu.Salim Baba, bir cuma gunu, cuma namazina hazirlanmak icin aptest almis, is kiyafetini cikarip temizleri giydikten sonra Uskudar'daki iskele Camii'ne gitmek uzere disari cikmisti. Tam bu sirada, 8 - 10 yaslarinda bir kiz cocugunun hickira hickira agladigini duydu. Hemen cocugun yanina yaklasip sordu: - Yavrum, ne oldu, nicin agliyorsun? Kiz aglayarak cevap verdi: - Uvey annem beni testiyle suya gondermisti. Fakat testi elimden dustu ve kirildi. Uvey annem testiyi kirdim diye beni dayaktan oldurur. iste bunun icin agliyorum. Salim Baba, bu durumdaki bir cocuga ilgisiz kalacak biri degildi. "Aglama kizim, her seyin bir caresi vardir, gel benimle" diyerek kizi dukkanina goturdu. "Bak" dedi, "bu testilerin icinden senin kirdigin testinin aynisini bul al". Kiz, yuzlerce testinin icinde kendi testisinin benzerini aramaya koyuldu. Yarim saate yakin bir aramadan sonra kendi testisinin aynisini buldu. Bulmasiyla birlikte bir sevinc cigligi atti. Salim Baba, testinin bulunmasina kendisi de cok sevindi: "Hadi yavrum, bu testiyi doldur ve hicbir sey olmamis gibi evine gotur" dedi. Tabii bu arada cuma namazinin da vakti gecmisti. Ta Uskudar'a camiye yetismesi imkansizdi. O da dukkaninda kalip ogle namazini kildi ve isine devam etti. Bu sirada Uskudar'a cuma namazina giden cevre esnafi birer ikiser donmeye basladilar. Salim Baba'nin dukkanini acik gorunce "Bu adam demek ki bugun camie gitmedi, alisveris daha tatli geldi" diye dedikodu yaptilar. Ertesi hafta yine cuma gunu, cuma namazina gitmek icin hazirlanirken iceri soluk soluga bir delikanli girdi. "Aman Salim Baba! Dugunumuz var, ben damat adayiyim, cesmeden doldurup at arabasiyla dugun evine getirmekte oldugumuz testiler, atlarin urkmesi sonucu bir tane bile saglam kalmadan kirildi. Dugun evi susuzluktan Kerbela gibi. Bana suradan acele otuz - kirk tane testi seciver..." diye yalvardi. Salim Baba boyle bir duruma da ilgisiz kalamazdi. "Elbette evladim!" diyerek ise koyuldu. Birlikte iyilerinden otuz - kirk testi sectiler. Disari cikarip arabaya yuklediler. Bu da yaklasik bir yarim saate maloldu. Bu yuzden Salim Baba bu hafta da cumayi kacirdi. Allah biliyordu ki, Salim Baba'nin amaci bu cuma saatinde para kazanmak degildi. Amac zor durumdaki insanlara yardim etmekti. Cevre esnaftan camie gidenler yine birer - ikiser donmeye basladilar. Salim Baba'nin dukkani yine acikti. Bu defa Salim Baba'ya duyuracak sekilde seslerini yukselterek dedikoduya basladilar. Salim Baba, vicdanen rahat olmasina ragmen uzuluyordu. Salim Baba'nin bu uzuntusu, devrin en buyuk alim ve evliyasi olan Aziz Mahmud Hudai Hazretleri'nin, Uskudar iskele Camii'nde yaptigi bir vaazdan sonra sozu Salim Baba'ya getirip ondan ovguyle bahsetmesine kadar surdu. Salim Baba'nin alisveris hirsiyla ibadeti, itaati ikinci plana ittigi dedikodusunu yapanlar yanlis icinde olduklarini anladilar. Salim Baba, hic tanisikligi olmayan Aziz Mahmud Hudai'nin kendisinden ovguyle bahsetmesini onun kerametlerinden birisi ve yaptigi isin de Allah katinda makbule gectiginin bir isareti saydi. BiR GORUS BiR DUSUNCE Kendine acindirmakKendimi kaptirmamaya calistigim cocukca, yakisiksiz bir huyumuz vardir: Dertlerimizle dostlarimizi acindirmak, kendimize vah vah dedirtmek. Basimiza gelenleri buyutur, sisirir karsimizdakini aglatmak isteriz, neredeyse. Baskalarini kendi dertleri karsisinda sogukkanli gorduk mu overiz, ama sogukkanliligi bizim dertlerimize karsi gosterdiler mi darilir, kizariz. Dertlerimizi anlamalari yetmez, yanip yakinmalarini isteriz. Oysaki insan sevincini buyuterek anlatmali, uzuntusunu kisaltarak. Kendine yok yere acindiran, gercekten dertli olunca acinmamayi hak eder. Durmadan vahlanan kimse vahlanilmaz olur. Kendini canli iken olu gostereni, olu iken canli gorebilir herkes. Oylelerini gordum ki, es dost kendilerini gurbuz, keyifli gorecek diye odleri kopar, iyilesmis sanilmamak icin gulmelerini tutarlardi. Saglik, kimseyi acindirmadigi icin, nefret ettikleri bir sey oluyordu. isin tuhafi, bu gordugum kimseler kadin da degildi.Montaigne, Denemeler DiNi BiLGiLER AshabCOGUL bir sozcuk olup, arkadaslar, dostlar demektir. Tekili sahiptir. Ashabin terim anlami, Peygamberimiz Hz. Muhammed'i peygamberligi doneminde Musluman olarak goren ve Musluman olarak olen kimse demektir. Bu anlamda olmak uzere on binlerce kisi ashabin kapsamina girmektedir. Gercekten mumin olarak Hz. Peygamberi goren, onunla konusan, meclisinde bulunan on binlerce kisi soz konusudur.Muslumanligin tarihinde sahabenin yeri cok buyuktur. Allah'in Resulu'nu bizzat gormek, onun soz ve davranislarindan feyz almak cok yuce mazhariyetler olarak degerlendirilmektedir. Peygamberimiz kendileri ashabini ovmus, onlar icin lutufkar sozler soylemistir: "Bir kimse Uhud Dagi kadar altini sadaka olarak dagitsa, ashabindan birinin ulastigi dereceye yine ulasamaz" bu sozlere bir ornektir. Dinimizde evliya, Allah dostlarinin, Allah'a en samimi bagliliklarin genel adidir ve hurmete layik kimseler olarak degerlendirilirler. Boyle oldugu halde sahabenin derece bakimindan en altta olani, evliyanin en buyugunden daha buyuk olarak degerlendirilir. Buyuk velilerden Hasan Basri, sahabe icin, "Siz onlari gorseydiniz deli derdiniz (islama bagliliklarini, bu ugurda gosterdikleri fedakarliklarini akliniz almazdi), onlar da sizi gorselerdi. `Bunlar ne bicim Musluman derlerdi?' (Muslumanliginizi begenmezdi)" demistir. Ashab kelimesi, genel olarak tek basina soylenmeyip "ashab - i kiram" seklinde hurmet ifade eden bir terkible telaffuz edilir. |