23 kasim tool
milliyet logosu
ulagay.gif

Birileri fena yaniliyor ama

Osman Ulagay

Turkiye'de ekonominin ve mali piyasalarin gidisati konusunda birbirine taban tabana zit iki tablo olusmaya basladi son gunlerde. Birinci tablo, hukumetle mali piyasalar arasinda olusan yeni konsensusu yansitan ve medyanin bir kesimi tarafindan da hemen yaldizli cerceveye oturtulan pembe tablo. Buna gore:
* Faizlerdeki dususu enflasyondaki dusus izleyecek ve faizlerdeki dusus sureklilik kazanacak; uzun vadeli yatirim cazip hale gelecek ve mevduat sahibi de buna ikna olacak;
* Havuz sistemi Hazine'ye yeni bir manevra alani saglayacak;
* Hukumet 1997 butcesinde ongordugu gibi borc vadelerini uzatarak butcedeki faiz yukunu dusurecek ve "denk butce" hedefine yaklasacak;
* Hukumet ozellestirme alaninda beklenen atilimi yapacak ve ozellestirme gelirleri de "denk butce" hedefini destekleyecek;
* Hukumetin ozellikle RP kanadi ile ABD yonetimi ve IMF arasinda uyumlu iliskiler kurulacak ve dis borclanma kisiti da, rating notumuzdaki dusese karsin asilacak, Turkiye sonucta ihtiyaci olan dis krediyi de bulacak;
* Bu gelismeler sonucunda hukumete guven artacak ve 1997 yilinda ekonomiye ciddi bir fren yaptirmaya gerek kalmadan dengeler yerine oturacak.
Bu pembe tabloya bakarak sarkilar soyleme hevesine kapilanlar hayli fazla.
Bu pembe tabloya kuskuyla bakanlar ise sunlar:
* Uluslararasi rating kuruluslari
* Rating notunu ve dis kaynak girisi kisitini ciddiye alanlar
* IMF tutarli bir istikrar programi gormeden anlasmaya yanasmaz diyenler
* Ekonomide fren yapilmadan dengeler saglanamaz diyenler
* Bu ortamda piyasalardaki rahatlamanin gecici oldugunu dusunenler
Bu ikinci gruptakilerin kuskulari dogrulanirsa bu kez cok farkli gelismelerin yasanmasi soz konusu olabilir. IMF ile anlasma yoluna gidilirse bir sure durgunlukla yuksek enflasyonu birlikte yasayabiliriz. IMF ile anlasma olmaz ve politik nedenlerle ekonomiye gaz verilmeye devam edilirse dengeler tamamen bozulabilir, simdilik hic hesapta olmayan gelismeler yasanabilir.
Evet ya birileri fena halde yaniliyor ve yaniltiyor; ya da birileri gereksiz yere kuskucu ve kaygili.


"Guven"siz toplumlarda "mafyalasma" var

"Tarihin sonu" makalesiyle une kavusan Fukuyama, insanlarin "guven" duygusunu kaybettigi toplamlarda mafyalasmanin ve rusvetin arttigini, bunun da guclu devlet talebini yarattigini belirtiyor.

1989 yilinda imzasiz olarak yayinlanan "Tarihin Sonu" adli makalesiyle une kavusan Francis Fukuyama onumuzdeki gunlerde Turkiye'ye geliyor. Fukuyama, Sermaye Piyasasi Kurulu ile Dunya Gazetesi'nin ortaklasa duzenledigi konferansa konuk konusmaci olarak katilacak.
Fukuyama, kendisini une kavusturan makaleyi daha sonra genisleterek Tarihin Sonu ve Son insan adiyla kitaba donusturdu. Fukuyama'nin bu kitabi gibi daha sonra yayinlanan Trust(Guven) adli kitabi da buyuk ilgi gordu, "bestseller" listelerine girdi.
Fukuyama, bu ikinci kitabinda toplumlarin sosyo - kulturel yapilarinin ekonomik kalkinma uzerindeki etkilerini inceliyor. Fukuyama'ya gore "sosyal sermaye" acisindan zengin ve "guven duzeyi" yuksek olan toplumlar, ekonomik orgutlenme ve kalkinmada da daha basarili oluyor. insanlarin aile baglari disinda, gonullu orgutlenme duzeyinin yuksek oldugu ve kisisel cikar motifinin otesinde bir toplumsallik duygusunun, birlikte is basarma aliskanliginin bulundugu toplumlarda erisilen yuksek "guven" ortaminin her hangi bir isi basarmayi kolaylastirdigini, buyuk muesseselerin bu ortamda olustugunu anlatiyor Fukuyama. Fukuyama'ya gore ABD, Japonya ve Almanya, aralarindaki farkliliklara karsin bu kategoriye giriyor.
Aile ici dayanismanin cok guclu, buna karsilik sivil orgutlenmenin zayif oldugu, "sosyal sermaye"yi tanimlayan birlikte is basarma aliskanliginin bulunmadigi ve "guven" ortaminin olusmadigi toplumlarda ise:
* Mafya tipi suc orgutleri gelisiyor
* Guclu merkezi devlete ve burokrasiye ihtiyac doguyor
* Rusvet ve yolsuzluk yayginlasiyor, idare yozlasiyor
* Ancak kucuk aile isletmeleri gelisebiliyor
* Buyuk isletmeler ancak devlet destegiyle kurulabiliyor ve yasayabiliyor.
* Guven unsurunun yoklugu her alanda is basarma maliyetlerini yukseltiyor ve rekabet gucunu dusuruyor.
Fukuyama bir sure Turkiye'de kalsa, her duzeyde "guven" unsurunun nasil kayboldugunu, "catisma kulturu"nun nasil yayginlastigini, siddet ve catisma programlarinin nasil prim yaptigini gorse; mafya tipi cetelesmenin boyutlarini kavrasa Turkiye'yi hangi kategoriye oturturdu acaba?
Turkiye'deki mucize, ekonominin bu ortamda bile buyumeye devam edebilmesi. Ya bu gecici bir olgu ve ulkedeki catisma ortami sonunda eknomideki buyumeyi de durduracak ya da Turkiye icin farkli bir cozumleme cercevesi cizmek gerekecek.


Uyutulamayan tavuk ve "soguk hindi"

Bu gidisle Turkiye'de akli dengesi yerinde olanlari bir yerlere kapatip "digerleri"ni serbest birakmak her halde cok daha kolay ve pratik olacak, cunku bu ortamda akli dengesini koruyabilenlerin sayisi hizla azalirken "digerleri"nin sayisi hizla artiyor. Benim bu iki grup arasinda hangi noktaya gelmis oldugumu yazinin basligini okuyunca belki biraz anlamissinizdir.
Dogrusunu isterseniz gecen haftayi Turkiye'de geciren, televizyon izleyen ve gazete okuyan birisi bunun gibi onlarca baslik uretebilirdi; benim de aklimdan bir suru baslik gecti ama sonunda tavuk ve hindide karar kildim.
Size once tavugu anlatayim. Uyutulamayan tavuk dunku Sabah gazetesinde yer alan ilginc bir haberin kahramaniydi. Habere gore istanbul Universitesi Tip Fakultesi'ndeki hipnoz paneline katilan Dr. Mehmet Ayvaci salondaki 500 ogrencinin cogunu hipnotize ederek uyutmus ancak yaninda getirdigi tavugu bir turlu uyutamamisti.
"Tavuk gibi uyanik" diye bir deyim var mi, bilmiyorum ama yuzlerce ogrenciyi uyutan hipnotizmaci doktora direnen tavuk mutlaka cok uyanik bir tavuk olmaliydi. Bu tavugu, ekonominin fevkalade iyi bir yolda oldugunu soyleyerek uyutabilir miydik acaba? Dis politikada buyuk ataklar yaptigimizi, masalara yumruklar vurdugumuzu, dunyanin bize hayran kaldigini tekrarlayarak uyutabilir miydik bu tavugu? Cinci hocalarin tuzagina duser miydi acaba bu tavuk? Orgutlu cetelerin olmadigina inanir miydi? "Bu tavuk kadar uyanik olsak", diye gecirdim icimden.
Hindisiyle de unlu olan Kandira'da hindiye "kel" dendigini ise Kandirali dostumuz Hursit Gunes'in Yeni Yuzyil'daki keyifli yazisindan ogrendim. Gunes'in yazdigina gore ekonomi literaturunde, tahmin edilmeyen anda gelen istikrar paketine de "soguk hindi" denirmis. Belki "soguk dus" da denebilir buna. Gunes'in de belirttigi gibi bizde su anda henuz boyle bir istikrar paketi beklentisi yok, tersine pembe tablolar ciziliyor ama Fehim Adak ve ekibi hindiye "Turkey" denen Amerika'dan bir donsunler, hindinin durumuna ondan sonra bakalim.


Almanya'da buyume dustu, issizlik rekor kirdi

Almanya ekonomisi gecen yil yuzde 1.4 oraninda buyurken ulkede issizlik orani savas sonrasinin en yuksek seviyesine tirmandi. istatistik ofisinin acikladigi, henuz kesin olmayan rakamlara gore 1995'de yuzde 1.9 olan buyume hizi 1996'da yuzde 1.4'e inerken buyumenin kaynagi ihracat, makina - ekipman talepleri ve kamu tuketimi oldu.
Uzmanlar bu buyume oraninin beklenenin altinda oldugunu kabul etmekle beraber, ekonomik faaliyetlerin gectigimiz yilin basinda toparlanmaya basladigini belirterek onumuzdeki yil icin umutlu olduklarini ifade ediyorlar. Almanya'nin 1997 buyume hedefi yuzde 2.5.
Ulkedeki issizlik orani da dusen buyume hizinin etkisiyle yuzde 10.8'e cikarak savas sonrasinin en yuksek seviyesine ulasti. Bu oran Dogu Almanya'da yuzde 15.9, Bati'da ise yuzde 9.6 olarak gerceklesti.
Buyumenin dusmesinde en buyuk etkiyi de Dogu Almanya yapti. 1995 yilinda yuzde 5.3 olan buyume hizi gecen yil insaat islerinin yavaslamasina dayali olarak yuzde 2.0'ye dustu.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dunya] [Magazin] [Sanat] [Yasam]
[Entellektuel] [Spor] [Kose Yazarlari] [Dizi Yazi] [Egitim]