tarih tool

milliyet logosu

Kazan `çete'yi kabul etti

Kanal D'de yayınlanan Durum programında sorular karşısında bunalan Adalet Bakanı, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunu eksik incelediğini itiraf etti

HABER MERKEZİ

ADALET Bakanı Şevket Kazan "Susurluk kazasıyla bağlantılı incelemelerde çeteye rastlanmamıştır, suçlar bireysel" açıklamasından döndü. Kazan, raporu eksik incelediği için böyle bir beyanda bulunduğunu belirterek şöyle konuştu: "Benim söylediğim Çillerler ile ilgili özel bir örgüt olmadığı şeklindedir. Yoksa Teftiş Kurulu çete soruşturmasının İstanbul DGM tarafından sürdürüldüğüne işaret ediyor. Susurluk'ta çete olma ihtimali açıkça belirtiliyor."
Geçen hafta "Susurluk kazası hükümet için kapanmıştır, umarım diğer parti liderleri de artık bu konuda konuşmazlar" sözleriyle Susurluk Skandalı'nın hükümetçe örtülmek istendiği izlenimini veren Kazan, önceki gece Kanal D'de yayınlanan "Durum" programındaki sorularla sıkışınca uzun uzadıya izahat vermek ihtiyacını hissetti.
Yazarımız Güneri Cıvaoğlu'nun hazırlayıp sunduğu ve Palermo Savcısı Roberto Scarpinato, ANAP Lideri Mesut Yılmaz, DSP Lideri Bülent Ecevit, CHP Lideri Deniz Baykal ile yazarımız Nilgün Cerrahoğlu'nun konuşmacı olarak yer aldığı programa Ankara'dan katılan Kazan, çetelerin ortaya çıkarılmasını kolaylaştırmak için çete üyelerini kapsayacak pişmanlık yasası çıkarılmasına da olumlu baktıklarını belirtti.

TEFTİŞ KURULU'NUN EKSİKLERİ

Susurluk ile ortaya çıkan mafya - siyasetçi - polis ilişkisini araştırmak amacıyla görevlendirilen Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun bazı saptamaları eksik ve hatalı yansıttığı Kazan'ın ifadeleriyle doğrulandı. Geçen haftaki basın toplantısında, raporu yeterince inceleyemediği için bazı detayları veremediğini savunan Kazan, "çete yok" saptamasıyla ilgili şunları söyledi:
"İstanbul DGM Başsavcılığı mafya - siyasetçi - güvenlik görevlilerinin ilişkileri iddialarını inceliyor. TCK'nın 313 ve 314'üncü maddesi suç işlemek için çete kurmak suçunu cezalandırıyor. DGM de buna göre soruşturmasını sürdürüyor. Raporda Susurluk olayıyla ilgili kişisel sorumluluklar belirleniyor. Örneğin Ömer Lütfü Topal olayında çete soruşturmasının İstanbul DGM tarafından yapıldığına işaret ediliyor. Demek ki çete meydana getirilmesi konusundaki ifadeler gayet açık."

"ÇİLLER ÖZEL ÖRGÜTÜ YOK"

Kazan sözlerini şöyle sürdürdü:
Benim söylediğim, raporda `Çiller ile ilgili özel örgüt olmadığı' şeklindedir. Susurluk olayında çete olma ihtimali açıkça belirtiliyor. Benim açtırdığım iki dosyada, Yaprak'ın kaçırılması ve Kırcı'nın firarı dosyaları bu çalışmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Topal'ın Sami Onar adına düzenlenen sahte pasaportu bulunmuştur. Şahin Ekli'nin Abdullah Çatlı olduğu belirlenmiştir. Raporun ne kadar sağlıklı, ne kadar derinlemesine olduğu, sayın Necdet Menzir'i de içine almasıyla görülmüştür."
Kazan'ın "çete yok" açıklamasından çarketmesi programa katılan liderlerce olumlu karşılandı. Kazan, Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun çalışmalarına Başbakan Erbakan ile kendisinin müdahalede bulunduğu eleştirilerini kabul etmezken "Henüz bu rapor bir fezleke de değildir. Teftiş kurulu yeni bir kurul da değildir. Sayın Yılmaz zamanında da vardı, niye kendileri bunu kaldırmadı" diye sordu.
Kazan, Teftiş Kurulu'yla savcıların yaptığı ortak toplantıya kendisinin katılmadığını, toplantıda belge alışverişi yapılarak incelemenin hızlandırıldığını bildirdi.

PİŞMANLIK YASASI ÇIKACAK

Adalet Bakanı Kazan, İtalyan Savcı Sarpinato'nun İtalya deneyimini özetlemesinin ardından DSP lideri Ecevit'in pişmanlık yasası çıkarılması yönündeki önerisine de destek verdi.
Palermo Savcısı, İtalya deneyiminde ne gibi yasal düzenlemelere başvurulduğunu şöyle açıkladı:
"En önemli yasa pişmanlık yasası ve mafyanın itirafçılığını kolaylaştıran yasadır. Devlet, devletle iş birliği yapan mafya üyelerine ömür boyu koruma sağlıyor ve cezalarından büyük indirim yapıyor. Böylece biz mafyanın bazı üyelerinin sırlarını öğrenmiş olduk. Diğer önemli yasa ise sadece mafyaya yönelik mahkemelere bakan özel bir yargının oluşturulması oldu. Sonra ulusal düzeyde mafya konusunda uzmanlaşmış yargıya bağlı özel polis oluşturuldu. Ve mafya üyelerinin mal varlığına el koyabilecek bir yasa çıkarıldı. Böylece mafya - siyaset ilişikisini ortaya koymak mümkün olabildi. Ayrıca kara paranın aklanması konusunda da bazı yasalar çıkarıldı."

"ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE"

Scarpinato'ya teşekkür ederek, görüşlerinden yararlanacağını bildiren Kazan, "Pişmanlık, itirafçılık müessesesinin işletileceği kanun teklifini önümüzdeki günlerde TBMM'ye getireceğiz" dedi. ANAP lideri Yılmaz'ın "İnşallah çıkarılacak yasa Susurluk'u dışarda bırakmaz, çünkü önceki yasalar bölücü terörü kapsıyordu" şeklindeki açıklaması üzerine Kazan'ın, "Hiç endişe etmesin, DGM'lilerin buna ihtiyacı var" şeklinde karşılık vermesi şaşırttı. İlk açıklamasıyla çelişen Kazan'ın bu beyanlarına Cıvaoğlu da işaret etti.
Kazan, bir soru üzerine de DGM'lerin mafyayla mücadelede uzman mahkemeler olduğunu, adli polis teşkilatının kurulması için bakanlıkta yoğun çalışma yürütüldüğünü, ancak mafyanın malvarlığına elkoyma konusunda netlik bulunmadığına işaret ettikten sonra "Türkiye'de temiz toplumun tessüsü" için başka yasal çalışmaların da yapılması gerektiğine inandığını bildirdi.




[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]