Susurluk'ta yetki tartışması
Adalet Bakanı Kazan'ın "Yargıya intikal etti, artık yorum yok" açıklamasına TBMM Susurluk Komisyonu üyeleri tepki gösterdi.
HABER MERKEZİ
TBMM Susurluk Komisyonu başkan ve üyeleri, Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunu açıklaması sırasındaki, "Susurluk artık yargıya intikal etmiştir. Bu konuda yorum ve beyanatta bulunulamaz" sözlerine tepki gösterdi. Susurluk Jandarma Komutanı Astsubay Ahmet Demirtaş'la, Söylemez Çetesi'nin kaçırdığı Van'lı işadamının oğlu VAN - TUR'un sahibi Senar Er, RP'li Mehmet Elkatmış başkanlığında dün toplanan komsiyona ifade verdi. Toplantı girişinde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Elkatmış, Kazan'ın sözlerinin, komisyonun görev alanını ilgilendirmediğini vurgulayarak, şunları söyledi: "Biz belli bir olayı incelemiyoruz. Devlet, mafya ve güvenlik güçleri arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışıyoruz. Kazan'ın, görev süremizle ilişkilendirilecek bir açıklamada bulunduğunu zannetmiyorum. Çünkü biz görevi yasamadan aldık. Yasama ayrı bir güçtür, yürütme ve yargı ayrı bir güçtür. Biz çalışmamıza devam ediyoruz." ANAP'lı komisyon üyesi Yaşar Topçu da, Anayasa'nın 138. maddesini hatırlatarak, tepkisini, "Biz kendimizi araştırma gereği gördük ve bunu yapıyoruz. Başbakanlık bir rapor hazırladı ve ona göre soruşturma başlatıldı diye, bundan sonra bir araştırma yapılmayacak mı? Konu, yargıya yansıdığından daha geniş boyutlu. Daha derinlere gitmeyecek miyiz?" sözleriyle ifade etti.
HEDEF DEVLE T MAFYA İLİŞKİLERİ
AA'nın sorularını yanıtlayan Komisyonu Sözcüsü, RP Gaziantep Milletvekili Bedri İncetahtacı da, "Komisyonun görevi, yalnız Susurluk'u araştırmak değil. Ne kadar geriye gidersek gidelim, devletle mafyanın bütün ilişkilerini ortaya çıkarmaya çalışıyoruz" dedi. Susurluk'un, mihenk taşı ve başlangıç noktası olduğunu kaydeden İncetahtacı, şunları söyledi: "Bizim, asıl ortaya çıkarmak istediğimiz konu, geriye doğru giderek, `Eğer varsa, niye devlet böyle bir çalışma ihtiyacı duymuştur, niye devlet birtakım insanları hukuki zemin dışında kullanma ihtayacı hissetmiş veya kimler devleti böyle bir yöntem kullanmaya mecbur etmiş, zorlamış?' sorularına yanıt bulmaktır." İncetahtacı, siyasi amaçlar için istismar edilmemesi gereken Susurluk gibi hayati önem taşıyan bir meselenin örtülemeyeceğini, aksi taktirde, TBMM ve diğer devlet kurumları üzerindeki şaibenin devam edeceğini kaydetti. Soruşturmanın selameti açısından herkesçe bilinmemesi gereken bilgi ve belgelerin, zaman zaman yanlış ve çarpıtılarak yayınlandığını veya komisyona gelen kişilerin söylediklerinin farklı şekilde kamuoyuna iletildiğine dikkat çeken İncetahtacı, "Bu, daha sonra dinlenen kişilerin güvenini sarsıyor ve doğru haber vermesini engelliyor, o kişiyi riske atıyor. Örneğin, Tarık Ümit'in kızının konuşması, "Ümit'in kızı, babamın katili filandır" diye yayınlandı. Kesinlikle böyle bir söz kullanılmadı" dedi.
HERKESİ ÇAĞIRABİLİRİZ
Cumhurbaşkanı dahil, herkesi halk adına komisyona çağırma yetkisine sahip olduklarını savunan İncetahtacı, gelmeyenin halka açıklama yapmak zorunda kalacağını hatırlattı. Devletin içinde, devlet adına iş yapan insanlar bulunduğunu, ancak onlara şu anda "çete" terimini kullanmak istemediğini söyleyen İncetahtacı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Böyle bir oluşuma verilecek ismin önemi yoktur. Önemli olan o oluşumu ortaya çıkarmak. Herkes kendi seviyesiyle komisyona bilgi verdi. Hatta, şu veya bu şekilde bu olaya adı karışanlar da, artık konunun aydınlatılması gerektiğine inanıyor. MİT eski müsteşarlarını da komisyona çağıracağız. Kamuoyunun bu konuda komisyona güvenmesini temenni ediyorum. Güven bizim başarımızın en temel faktörüdür."
|