VAROŞLAR :"Demokrasinin Sırat Köprüsü"
Hazırlayan: Sinan DİRLİK
SUNUŞ: İNANIŞA göre Araf ile Cennet arasında; kıldan ince, kılıçtan keskin bir köprüdür Sırat. Her insan bu köprüden geçerek Cennet'e ulaşmaya çalışacak, ancak çokça iyi işler yapanlar Sırat'ı geçebilecektir. Sırat'ı geçemeyenleri cehennem beklemektedir. Türkiye'nin Sırat'ı varoşlardır. Nüfus yoğunluğuyla aynı anda hem büyük bir işgücü potansiyelini, hem de şiddeti içeren bir istikrarsızlık potansiyelini barındıran varoşlar, Türkiye'nin demokrasi içinde kalıp kalmama sorununu etkileyebilecek güce erişmiştir. Türkiye ya varoşlarda yaşayanlara kulak verip sorunlarını çözerek siyasal sisteme çekidüzen verecek, ya da varoşlardan yükselen radikal rüzgarlara boyun eğecek. Türkiye'de siyasal sistemin kaderini büyük kentler belirliyor. Sadece İstanbul 61, Ankara 28 ve İzmir 24 milletvekili ile 500 üyeli parlamentonun beşte birinden fazlasını temsil ediyor. Ve üç büyük kentte nüfusun yarıdan fazlası varoşlarda yaşıyor. Türkiye'yi büyük kentler, büyük kentleri de varoşlar temsil ediyor. Milyonlarca insan iş bulmak, daha iyi kazanmak ve daha iyi yaşamak umuduyla başka kentlerden, kasaba ve köylerden kalkıp, büyük kentin kenar mahallelerine sığınıyor. Varoşlarda da olsa, şehrin nimetlerinden pay almaya çalışan milyonlara büyük kentin sunabildiği olanakların sınırlılığı, mevcut sosyal - siyasal sisteme karşı radikal çıkışların yine varoşlarda, kent yoksulları arasında taban bulmasına yol açıyor. Beklentilerin gerçekleşmemesi, derinleşen ekonomik ve sosyal sorunlar; varlık karşısında yokluğun, sahip olamama kompleksinin yarattığı öfke ve şiddet.. Varoşlar böyle anlatılıyor çoktandır. Bu yazı dizisi, varoş insanlarının sosyal - siyasal sistemle küskünlüğünün boyutlarını güncel bir araştırmanın bulguları ışığında tartışıyor. Siyasal İslamı kurtuluş olarak gören, sosyo - ekonomik taleplerini tatmin edememenin yarattğı huzursuzluğu gidermeye çalışan insanların portresini çizmeye çalışıyor.
Sosyal değişimin yönünü varoşlar belirliyor
GAZİ olayları, 1 Mayıs 1996 gibi toplu şiddet olaylarıyla birlikte anımsanan varoşlar, aynı zamanda sosyal değişimin yönünü tayin etmemize yarayacak ipuçlarını barındıran sosyolojik bir laboratuar olarak görülmektedir. Türkiye'de 19. Yüzyıl'ın sonlarına doğru, özellikle de Cumhuriyetin ilanını takiben yerleşme tercihinin kentlere yöneldiği görülmektedir. Cumhuriyetle birlikte ekonomide tercih tarımsal üretimden sanayi üretimine geçiş yönünde olmuştur. Sanayi sektörünün kentlerde yoğunlaşması, kaçınılmaz olarak kentleşme hızında yüksek artışı ve beraberinde de kentleşme sorunlarını getirmiştir. Sanayileşmenin resmi politika olarak benimsenmesiyle birlikte yerleşim tercihinin de kentlere yönelmesi; iş bulmak ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla kasaba ve köylerden büyük bir göç dalgasının başlamasına neden olmuştur. Özellikle 1980 sonrasında kentsel nüfusta büyük bir artış kaydedilmiştir. Bu açıdan bakıldığında, varoşların Türkiye'de yaşanan büyük sosyo - ekonomik değişimin bir sonucu olarak ortaya çıktığı ve yine barındırdığı sorunların bu büyük değişimin yan etkilerini oluşturduğu söylenebilir. Kente göç edenlerin kırsal üretim ilişkilerinden koparak, geçimini kente özgü işlerle sağlaması ve buna paralel olarak kente özgü kültürel davranışları benimsemesi; "beklenen" bir sosyal tutumdur. Ancak, kır kökenli nüfusun kent yerleşimine yaygın biçimde dağılamadan varoşlarda 'birikmesi', kırsal kültürün tam anlamıyla çözünmesini engellemektedir. Tam da bu noktada, ekonomik temelleri ortadan kalkan ama kültürel planda terkedilemeyen köylülük ile, yine ekonomik temelleri yaratılamadığı ve eski kültürel dokunun çözünemediği için kazanılamayan kentlilik arasında bir çatışma başlamaktadır. Sözü edilen çatışma, yeni ve geçici bir varoş kimliğini ortaya çıkarıyor.
VAROŞ KİMLİĞİ
Araştırma bulgularından da yararlanarak İstanbul varoşlarında yaşayanların, varoş kimliğinin genel özelliklerine bakalım: * Ağırlıklı olarak İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz olmak üzere, yurdun hemen tüm bölgelerinden, ekonomik ve sosyal beklentilerle kopup büyük kente yerleşmişlerdir. * Kendilerinden daha önce göçen akraba ve / veya hemşerileri, büyük şehirdeki ilk temas noktasını oluşturmakta, barınma ve iş bulma gibi ilk sorunlar bu şekilde çözülmektedir. * En çok 2. kuşağını yetiştirmeye yetecek bir zaman dilimiyle sınırlı kentlilik geçmişleri bulunmaktadır. Bu nedenle bir önceki yerleşiklikleriyle sosyal ve ekonomik bağlarını kısmen de olsa sürdürmektedirler. Görüştüğümüz deneklerin sadece yüzde 14.6'sı "ailece İstanbullu" (Bunu ikinci kuşak olarak okumak gerekir), yüzde 16.1'i "İstanbul doğumlu" olduğunu, buna karşılık yüzde 69'u İstanbul dışı doğumlu olduğunu belirtmektedir. İkinci kuşağın "İstanbullu" olmayı vurguladıkğı görülmektedir. * Okullaşma oranı yüksek olmakla birlikte, eğitimi sürdürme ve eğitim düzeyi düşüktür. * Genellikle hizmet ve yan sanayi sektörlerinde, iğreti işlerde, ücretli statüsünde çalışmakta olup alt gelir gruplarına mensupturlar. * Gecekondu tipi konut sahipliği ağırlıkta olmasına karşın, yerel yönetim uygulamaları nedeniyle konutların önemli bir bölümü imarlı haldedir. * Anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aile modeli yaygındır. * İster 1., ister 2. kuşakta olsun; varoşlarda yaşayan kent yoksulları, kendisine ait olmayan ve ait olmadığı yabancı bir sosyo - kültürel iklimde varolma / varlığını sürdürebilme mücadelesi vermektedir.
Araştırma metodolojisi
YAZIYA temel oluşturan araştırmanın alan çalışması 8 - 10 Ocak 1997 tarihleri arasında DİYOJEN İletişim Danışmanlık tarafından gerçekleştirildi. İstanbul İl sınırları içerisinde; Sarıyer, Ümraniye, Fatih, Zeytinburnu, Bağcılar, Üsküdar, Kartal, Güngören, Esenler, Kağıthane, Yenibosna, Beyoğlu, Eyüp ve Bayrampaşa semtlerinde ikamet eden, toplam 411 kişiyle sabit soru formu kullanılarak yüzyüze görüşüldü. Kota örneklemesi yönteminin kullanıldığı alan çalışmasında, araştırmanın konu özelliği nedeniyle deneklerin yüzde 40'ı kendisini "Müslüman / RP sempatizanı ve - veya seçmeni / Şeriat yanlısı" olarak tanımlayanlar arasından belirlendi. Kalan denek kitlesineyse siyasal tutum açısından bir öneleme sorusu yöneltilmedi. Alan çalışması iki alan koordinatörü denetiminde, sekiz anketör tarafından gerçekleştirilirken; soru formları iki aşamalı denetimden geçirildikten sonra istatistik uygulamada Statistica for Windows kullanıldı.
|