Önce hayaller kırıldı
Attila Gökçe
BEŞİKTAŞ ikinci yarının açılış haftasında son maçı oynarken yine psikolojik baskı altındaydı. Önce Galatasaray ve Fenerbahçe'nin kaybettiği ikişer puanın yarattığı avantaj yakalama şansı Siyah - Beyazlı takımın üzerinde fazladan bir baskı oluşturuyordu. Sonra rakip Bursaspor'du, şakaya gelecek yanı yoktu. Bu arada Oktay'ın askere gidişi, Sergen'in cezalı oluşu ve libero görevinin hala sahibini bulamamış olması da Beşiktaş'ın kendine özel sorunlarıydı. Bunca soruna rağmen İnönü'ye sağlam çıktılar. Bursaspor önünde ilk yarıda fizik güç ve tempo bakımından iyi bir hazırlık döneminden geçtiklerini gösterdiler. Ancak Beşiktaş'ın oyun içindeki varyasyonlarına bakıldığında hazırlık döneminin pek de yaratıcı emeklerle çalışılarak geçirildiği söylenenemezdi. İkinci yarıya çok iyi hazırlandığı ve eski günlerine döndüğü belirtilerek umut olarak gösterilen Mutlu sol kanatta istenen etkinlikten uzaktı. Sağ kanatta da Erkan savunma fonksiyonlarında kendisinden beklenenleri vermeye gayret ederken hücumda hemen hemen hiç rol almıyordu. Bu, şunu gösterdi, yıllardır kanat futbolunu en iyi biçimde oynayan Beşiktaş, kanatlarını iyi çalıştıramıyordu. Oyun içindeki bu temel anlayış noksanlığı Beşiktaş'ın özellikle hücumda etkinliğini de en aza indiriyordu. Bu nedenle kanatlardan top gönderemedikleri için kale ağzında da çoğalamadılar. Rakibin alan savunmasını özellikle ilk yarıda aşarak net gol pozisyonları üretmekte geciktiler. Beşiktaş'ın golleri oyunun yeniden başladığı vuruş anlarında oldu. Yani, frikik ve penaltıyla. Ertuğrul'un frikik vuruşunda enerji ve sertlik, tecrübeli kaleci Gançev'i yetersiz kıldı. Onun göğsünden dönen topu Alpay tamamladı. Amokachi'nin tek başına yüzde yüz gol şansıyla girdiği ceza alanında Turan tarafından düşürülmesi elbette doğru bir penaltı kararıydı. Ancak Amokachi'nin bu müdahaleye gerek kalmaksızın golü atıvermesi işten bile değildi. Nedense Nijeryalı, gol atmamak için olağanüstü ve inanılmaz gariplikler sergiliyor. Rakip de paniğe kapılıp penaltı yapmasa, o golü atmama ihtimali atma olasılığından daha yüksekti. Bursaspor devre arasında yaptığı transfer değişikliğinden bize göre çok fazla olumlu etkilenmemiş. Giden Musisi'nin yerine gelen Vidolov fazla bir varlık gösteremedi. Buna rağmen takımca kaya gibi dişli ve sert bir ekip olduklarını bir kez daha kanıtladılar. Balic ve Madida 2 - 0'dan sonra umulmadık bir anda birlikte bir gol üretti. Sonra da ofsayt tartışmalarına bürünen Murat'ın ikinci golü geldi. Bu iki gol Beşiktaş'ın oyunun dengesini tutma inisiyatifini sahiplenme konusundaki eksiklerini bir kez daha ortaya koydu. Nerede Yankov, nerede orta alanın pres yapması gereken adamları, nerede savunma... Sen Recep'i libero oynatmak zorunda kalıyorsun. Orta alanda hiç bir etkinliğin ve ısırıcılığın yok. Maçın ilk yarısıyla ikinci yarısı arasında savunma disiplini bakımından büyük dengesizlikler gösteriyorsun. Bu çelişkilerle, bu dengesizliklerle kimseye şampiyon adayı olduğunu anlatamıyorsun... Beşiktaş'ta oyunun belli bir saha içi lideri de yok. Ne Amokachi ne Yankov ne Ertuğrul ne de Mehmet bu rolü oynayabiliyor. Recep tüm becerisine ve sorumluluk anlayışına karşın arkadaşlarının açıklarına yama olmaktan öteye geçemiyor. Bu yüzden Beşiktaş için keyifli giden maç bir anda endişeye dönüyor. Biz Siyah - Beyazlı takımın Rahim dramlarından sonra mutlaka bir liberoya ihtiyacı olduğunu söyledik. Ama kimse tınmadı... Şimdi maalesef sorumsuz oynayan orta alanın da etkisiyle savunma ve Mrmiç, tın tın kaleye giren gollerle bu liberosuzluğun bedelini ödüyor. |