İnsansız Ekonomi
Şeref Oğuz
Dünya ülkelerinin ekonomik jandarması, ekonomisi zora girmiş her ülke için ilk başvuru adresi.. "Gel beni içine düştüğüm durumdar kurtar" başvurusunun değişmez adresi IMF, acaba bu fonksiyonunu yerine getirebiliyor mu? Acaba önerdiği reçeteler gerçekten doğru mu? Bu ve benzeri soruları, 15 yıl önce sormak, kimsenin ne haddine düşer ne de aklına gelirdi. Ancak günümüzde pek çok ülke ve pek çok kişi bunu merak ediyor: IMF'nin dayattığı reçeteler, yatağa düşen ekonomileri diriltiyor mu? IMF hata yapamaz mı? Önerdiği ilaçların yan etkileri, tedaviden daha ağır fatura getiriyor olmasın? Son yıllarda tüm dünyada, IMF'in yanlış reçeteler önerip, politikalarını uygulattığı ülkeleri daha kötü şartlara soktuğu söyleniyor. IMF yani Uluslararası Para Fonu. 1945'te Bretton Woods anlaşmasıyla kurulan, amacı uluslararası para politikalarını düzenlemek olan Türkiye'nin de üyesi olduğu bir kuruluş. Bu yıl yarım asrı devirecek bu kuruluşun ismi ekonomisi bozuk ülkelerde hep sıkıntıyla dile getirilmiş. Özellikle çalışan kesimde.. Çünkü IMF'in uygulattığı sıkı para politikaları hep çalışan kesimin sırtına yüklenmiş. Ve kemer sıkma operasyonlarıyla, ülkelerin bozuk ekonomileri IMF'in reçeteleriyle düze çıkartılmaya çalışılmış. Peki IMF'in reçetesini uygulayan ülkelerde ekonomi düze çıkmış mı? Bu soru IMF'in kurallarını uygulayan ülkelerde son yıllarda dile getirilmeye başlandı. IMF'in dayattığı acı ilaçlar içildiğinde sonuç alınıp hastalık iyileşiyor mu? Yani ekonomi düze çıkıyor mu? Yoksa bozukluk aynen devam ediyor, hatta durum daha da kötüye mi gidiyor? Bu sorulara verilen yanıtlar pek de IMF'in başarılı programlar öneren bir kuruluş olmadığını gösteriyor. IMF Türkiye'ye yıllardır çeşitli dönemlerde ekonomik reçeteler uygulatıyor. Bunun son örneği 5 Nisan kararları. IMF'in isteğiyle alınan bu kararlar tüm riskler ve zorluklar gözönüne alınarak sonuna kadar uygulandı. Verilen tüm hedeflere uyuldu ve görüldü ki, bedeli ödenirse, uygulanmayacak IMF reçetesi yok. Ama temel soru bu değil. Sorun, IMF'nin önerdiği reçetelerin sosyal ve toplumsal faturaları.. Örneğin arkadaşımız Yasemin Çongar'ın IMF Başkanı Camdessus ile yaptığı söyleşide, benzer tavır seziliyor; "İşçi çıkarın.. IMF özelleştirme ister. Ancak bunun nasıl yapılacağı konusuna girmez. Özelleştirmenin doğuracağı sosyal tepkiler onun ilgi alanı dışındadır. İstediği sürat sağlanamazsa, ülke ile ilişkilerini gözden geçirir, yükümlülüklerini pazarlık konusu yapar. IMF memur maaşları dondurulsun ister. Bunun mümkün olup olmayacağı onu ilgilendirmez. IMF işçi maaşlarına yapılacak zamların düşük tutulmasını ister. Bunun mümkün olup olmadığı ise gözardı edilir. Düşük zam alan ücretlinin tepkisi ve ekonomide meydana gelecek daralma, işsizlik bir başka sorun olarak ortaya çıkar. Bu, Türkiye gibi IMF kıskacındaki bir ülkede, bu reçetelere gerek olmadığı anlamını taşımıyor. Ancak bedeli ödeyenlerin de IMF reçeteleri yazılırken katkıları gerekiyor. Hele hele bu katkı, devletin resmi bürokratı kadar, özel sektörün temsilcilerinden gelirse, ortaya daha güvenilir reçeteler çıkacak. Ekonominin resmi verilerini baz alıp bunların üzerine politika geliştirmek, ne yazık ki gerçeği yansıtmıyor. IMF bürokratı ile bizim bürokratların kafa kafaya verip resmi verilerden yola çıkması halinde ortaya, "iflasın eşiğindeki bir şirket" görüntüsü çıkıyor ve reçete yanlı, ağır ve acısı yüksek oluşuyor. Halbuki, Türkiye örneğindeki gibi, kayıt dışı ekonominin varlığı, görünmeyen özel sektör dinamizmi ve diğer nonparametrik faktörler de sözkonusu.. IMF'nin reçete oluştururken bu faktörleri de göz önüne alması ve dayattığı çözümlerin acılığını buna göre ayarlaması daha çağdaş bir politika olacak.
|