Füzelerin anlamı ne?
Sorunun askeri aşamaya tırmanmadan siyasi girişimlerle kontrol altına alınması, gelecekte dünyanın başka yerlerinde füze şantajlarına cesaret vermemesi açısından da büyük önem arzetmekte. Kıbrıs Rum Yönetimi 'nin adaya yerleştirmek istediği Sovyet yapımı S - 300 füzeleri Türkiye ile Yunanistan arasında yeni bir kriz doğurdu. Krize konu olan füzelerin askeri açıdan anlamı nedir? Genelkurmay eski başkanı Em. Org. Necip Torumtay yorumluyor.
NECİP TORUMTAY
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi 'nin füze sipariş girişimleri, beraberinde yeni sorunlar gündeme getirmekte. Değişik özellikleri olan bu silahların, siyasi arenayı da etkilemesi doğaldır. Konuyu önce askeri yönü ile ele almak uygun olur. Yüzyıllar boyunca askeri strateji ve onun uygulaması olan taktik, gelişen yeni silahlarla çağa ayak uydurmaya çalıştı. Silahların geliştirilmesinde temel hedef, tahrip gücü, menzil ve ateş süratinin arttırılması oldu. Her yeni silah, bir süre sonra karşısında önleyici silahları ve gereçleri buldu. 2. Dünya Savaşı, bir yönü ile silah teknolojisinde bir yarışmaydı. Çok kısa bir süre içinde radar, jet savaş uçağı ve atom bombası gibi buluşlar savaşın seyrini etkiledi. Sonraları geliştirilen Kıtalararası Balistik Füzeler (ICBM) ile nükleer veya klasik harp başlıklı Güdümlü Füzeler, çok uzak mesafelerdeki hedeflere çok büyük hızlarla ulaşabilmekte ve nokta atışı yapabilmekte. Bu silahları etkili olarak önleyebilecek silah ve gereçler henüz geliştirilme aşamasında. Soğuk Savaş döneminde füzeler, gelişmiş silahlar listesinin başında yer aldı ve ilk kez Körfez Savaşı 'nda fiilen sahneye çıkarak, hakiki hedeflere karşı kullanıldı. Bu savaşta Irak, Sovyet yapısı "Scud" ları, ABD de "Tomahawk" füzelerini kullanarak savaşa yeni bir boyut eklediler. Ancak bu boyut, askeri stratejiyi ve hatta ülkelerin siyasi ve ekonomik stratejilerini etkileyebilecek sorunlar yaratacağa benzemekte. Bu silahların dikkati çeken üç özelliği, bu olası sorunlara neden olabilir. (1) Bu füzelerin bazı türleri, bir hava üssü gibi belirli bir tesise bağlı olmayıp, mobil olanaklarla değişik, gizli mevzilerden ateşlenebilmekte. Dolayısıyle yerleri önceden ve kolaylıkla saptanamadığı için tahrip edilmeleri güç. Körfez savaşında ABD, Scud'ların yerini saptamada ve tahribinde büyük güçlük çekti. (2) Füzelerin uçuş süratleri çok yüksek olduğu için, bunlara karşı kullanılan savunma silahlarının olanakları kısıtlı. (3) Bu silahların satışı üzerinde bugün için uluslararası bir kısıtlama ve denetim sistemi bulunmadığı için, herhangi bir ülke bu tür silahlara nispeten kolaylıkla sahip olarak bunları, komşuları üzerinde bir şantaj veya tehdit aracı olarak kullanabilir. Komşu bir ülkenin uzun menzilli füzelere sahip olması stratejilerde aşağıdaki değişikliklere neden olabilir: * Siyasi gerginlik dönemine girildikten sonra, olaylar en küçük bir bahane ile süratle tırmanarak çatışmaya veya savaşa dönüşebilir. Buna sebep, her iki muhasım ülkenin, füze baskınına uğrama endişesi ile ilk darbeyi vurmada ön alarak üstünlük sağlama düşüncesi olabilir. * Füzelerin , düşman ülkenin hava savunma sistemini delme yeteneğinin fazla olması dolayısıyle savaşın ilk aşamasında bazı avantajlar getirir. * Dolayısıyla bir füze krizinden sonra başlayacak savaşın hedefi, daha ziyade karşı taraf üzerinde kısa sürede büyük hasar yaratmak olur. Öte yandan bu tür silahları ilk kullanacak taraf, arabuluculuk girişimleri sonucu kısa sürede karşı tarafı barış masasına oturtma hesabı yapabilir. Bu açıklamalar ışığında, bu tür silahlara sahip olacak bir ülkenin, daha güçlü hasımlarına kolaylıkla meydan okuyabileceği düşüncesi akla gelebilir. Ancak şunu hatırlamak gerekir ki savaş, sadece belli birkaç silah türü ile değil, o silahın yaratabileceği geçici veya yerel başarıyı genişletecek askeri ve ekonomik kaynakların desteği ile hedefe ulaşır. Bu tür şantaj veya tehditlere karşı, siyasi ve askeri alanda etkili önlemler vardır ve Türkiye bunlara sahiptir. Konuya sadece askeri açıdan bakıldığında, en etkili önlem, bu gibi tehditlere karşı süratle reaksiyon gösterecek ve gerektiğinde değişik alanlarda misli ile mukabelede bulunabilecek hazırlığa sahip olmaktır. Türkiye, 1974 yılında Kıbrıs 'ta karşılaştığı Yunan destekli Rum oldu bittisine ve daha sonra bu tür gelişmelere karşı hazırlıklarını sürekli güncel tuttu. Askerler, devletin genel siyaseti doğrultusunda üzerlerine düşeni, ileriye dönük kapsamlı çalışmalarla yerine getirmekte. Bu arada, Kıbrıs'ta Rumların hava ve deniz harekat üsleri kurmaları ihtimalinden söz edilmektedir. Kıbrıs'ta bir savaş başlatıldığı takdirde, bilinen askeri ölçülere göre adanın tümü muharebe sahası içinde bulunacağı için, burada inşa edilecek herhangi bir üssün beka şansı azdır. Aynı durum, Anadoluya yakın adalarda üslenebilecek bu tür silah ve savaş uçakları için de geçerlidir. Sorunun askeri aşamaya tırmanmadan siyasi girişimlerle kontrol altına alınması, gelecekte dünyanın başka yerlerinde füze şantajlarına cesaret vermemesi açısından da büyük önem arzetmekte. Türkiye, sergileyeceği serinkanlı, gerçekçi ve ölçülü dış politik davranış ve girişimleri ile bir taraftan kararlı tepkisini gösterirken, öte yandan zorunlu kalırsa yapacağı fiili uygulamalar için de sağlam bir zemin hazırlamış olur. Sonuç olarak bugün Kıbrıs'ta yaratılmak istenen çirkin senaryoda Rumlar, bir defa daha Yunanlıların bir "Bizans oyunu" na alet edilmekte. Bu oyuna girişenlerin, önceki tecrübelere bakarak böyle bir macerada ödeyecekleri bedelin kendileri için çok ağır olacağını dikkate almalı.
|