tarih tool

milliyet logosu
yazici.jpg

Yazicioglu: Tim cinayetle ilgili

istanbul Emniyet eski Muduru Yazicioglu, Ozel timde gorevli polislerin Topal cinayetiyle ilgili olabilecegini savundu. Yazicioglu, icisleri Bakani'ndan once Mesut Yilmaz'a bilgi verdigi yonundeki iddialari da "Ben Mesut Yilmaz'a bilgi vermedim" seklinde yanitladi


icisleri bakanliginca once aciga daha sonra da merkeze alinan donemin istanbul Emniyet Muduru Kemal Yazicioglu, Ozel Harekatta gorevli polis memurlarinin Omer Lutfu Topal cinayetiyle ilgili aciklamasinda "Bana gelen istihbaratta edindigim kanaat bu sahislarin bir bolumunun veya tamaminin bu cinayetle ilgili olabilecegi seklindedir" dedi. Yazicioglu, Omer Lutfu Topal'in oldurulmesinin Susurluk olayiyla irtibatli oldugunu da iddia etti.
Yazicioglu, iDGM Savciligina verdigi ifadede sunlari soyledi:
28.01.1996 tarihinde kumarhaneler krali Omer Lutfi Topal'in oldurulmesi hadisesinden sonra bu olayla ilgili olarak arkadaslarimiz cok yonlu arastirma yaparken tarihten bir ay kadar sonra yani 25.01.1996 tarihinde Asayis Sube Mudurlugu'ne bir telefon ihbari ile bu olayi Ozel Harekat Daire Baskanligi'nda calisan polis memurlarindan Ercan Ersoy, Ayhan Carkin, Oguz Yorulmaz ve Omer Lutfi Topal'in ortaklarindan sivil sahislardan Ali Fevzi Bir ile Sami Hostan'in islemis olduklari ihbarini almislar, bu sahislari alin talimatini verdim. ihbardan saniyorum iki gun sonra polislerden biri izmir'de olmak uzere digerleri de sivil sahislarda dahil istanbul'da alinmislar ve gerekli incelemeleri yapilmis birgun kadar nezaret altina alinmislar, bu sahislar alinmasinin hemen akabinde beni Ankara'dan Sedat Bucak telefonla arayip, bu sahislarin nicin alindigini sormustu, ben de bilmiyorum inceleniyor dedim. Yarim saat sonra tekrar beni aradiginda bu sahislarin bir sorusturma icin alindigini kendisine ifade ettim. Sedat Bucak beni birkac kez daha telefonla aramis ancak, makamimda olmadigim icin kendisiyle gorusemedim, bu sahislarin Emniyet Genel Mudurlugu'nden gelen ekibe teslim edildigi gunu ogle saatlerinde Emniyet Genel Mudur Yardimcisi Halil Tug Ankara'dan gelip kendisini icisleri Bakani Mehmet Agar'in gonderdigini ve bu sahislarin nicin alindigini ve herhangibir seye rastlanmadigini sordu, ben de Omer Lutfi Topal'in oldurulmesi olayi ile ilgili aldigimizi ancak, herhangibir maddi delile ve beyana rastlanmadigimizi kendisine bildirdim. O gun ogleden sonra icisleri Bakani, istanbul'a geldi, Valiyle birlikte kendisini karsiladik, bir odada oturduk. Vali ayrildiktan sonra bana alinan bu sahislarin durumunu sordu, ben de Omer Lutfi Topal olayi ile ilgili olarak bu sahislari aldigimizi, herhangi bir maddi delile ve bunlarin bu isi yaptiklarina dair herhangi bir maddi bulguya rastlamadigimizi bildirdim. Peki bu sahislari ne yapacaksiniz dedi, ben de yapacak birsey yok serbest birakacagiz dedim. O zaman bunlar bir de Emniyet Genel Mudurlugu'nce incelensin, onlarin imkanlari daha genistir, bir de onlar baksinlar dedi. Ben de bu talimatinizi Emniyet Genel Mudurlugu ilgili birimlerine iletiniz ve gelip teslim alsinlar dedim. Aksam saatlerinde Polis Evi'nde bulundugum sirada ibrahim Sahin beni telefonla aradi, sahislari teslim almaya geldiklerini soyledi, ben de yardimcim Bilgi Unal ile irtibat kurmasini bildirdim, sonradan ogrendigim kadariyla sahislari gelip bir ekiple birlikte almislar ve Ankara'ya goturmusler.
Emniyet Genel Mudurlugu'nce sahis alinmasi herzaman yapilan bir uygulama degildir. Bu konuda saniyorum gerekli gorulmustur ve onun icin Emniyet Genel Mudurlugu'nce bunlar alinmistir. Bu uc polis memuruna icisleri Bakanligi ve Emniyet Genel Mudurlugu seviyelerinde neden bu kadar ilgi ve hassasiyet gosterildigi ve bizden alinarak Ankara'ya goturuldugu hususundaki dusunceyi ve sebebi ben bilemem.

CUMHURBASKANI DEVREDE

Susurluk olayi akabinde cesitli spekulasyonlar yapildi, bu sahislarla ilgili ifadelerinin, ses ve goruntu bantlarinin istanbul Emniyet Mudurlugu'nde bulundugu soylenildi, bunun uzerine konuyu Cumhurbaskani'na ilettik, Sayin Cumhurbaskani da istanbul'daki evinde Vali Bey ile beni kabul etti, birlikte gorustuk. Ben kendisine alinan bu sahislarla ilgili herhangi bir itiraf, bant kasedi ve ifadesi bulunmadigi konusunu intikal ettirdim, ancak cok kisa bir sure once yani Susurluk olayinin vukuu buldugu tarihlerde aldigim cesitli istihbarat ve degerledirmelerle bu sahislarin yani gozaltina alinan uc polis memuru ve iki sivil sahsin tamaminin veya iclerinden bir bolumunun bu cinayetle ilgili olabilecegini kanaatimin bu yonde oldugunu ancak, bunun icin taze olan bu bilgilerin degerlendirilmesi gerektigini ve bir calisma yapilmasi gerektigini ifade ettim, birkac gun sonra Basbakan beni cagirdi, ona da ayni konularda bilgi verdim. Basbakan'in cagirdigi gunun ertesi gunu icisleri Bakani Meral Aksener beni cagirdi ve bana kaset bilgi belge olup olmadigini sordu. Mesut Yilmaz'a bilgi verip vermedigimi sordu, ben de bizde boyle bir kaset, bant ve ifadelerin bulunmadigini ve Sayin Mesut Yilmaz'a da kesinlikle hicbir bilgi veremiyecegimi, gorevle ilgili bilgilerimizi sadece ve sadece bagli oldugumuzu hiyerarsi icersinde aktarabilecegimizi ve bu aktardigimiz insanlarin da bu hiyerarsi icersinde bulunmasi gerektigini, dolayisiyla Mesut Yilmaz'in bu hiyerarsi icersinde yer almadigi vurguladik. Bakan'da ayrildiktan sonra ayni gunun aksami aciga alindigimi ogrendim.
Zaten aciga alinmamdan sonra da butun imkanlarim kisitlandigindan elimdeki bu istihbari bilgileri degerledirmek ve bu konuda calismalar yapabilmekte haliyle mumkun olmadi. Bana gelen istihbaratta edindigim kanaat bu sahislarin bir bolumunun veya tamaminin bu cinayetle ilgili olabilecegi seklindedir. Bazi telefon konusmalarini bu bolgeden yani olay yeri bolgesinden yapildigi seklinde duyumlarim vardir. Ancak, bunlar bir maddi delil niteliginde degildir, hamdir, uzerinde calisilmasi gerekir ve cok yonlu degerlendirilmesi gereken istihbari bilgilerdir. Aciga alindiktan saniyorum iki gun sonra Bakan Meral Aksener istanbul'da bulundugu bir sirada benimle tekrar gorustu, ben kendisine bu olaylarin cok yonlu oldugunu, bu konuda cok ciddi ve ozel calismalar yapilmasi gerektigini ve benim de acikta olup olmamam gozetilmeden bu meselede ve diger konularda yardimci olabilecegimi ifade ettim yani acikta olmam benim icin onemli degildi, onemli olan bu olaylarin sonuna kadar aydinlatilmasiydi, bu duygularimi Bakan'a o aksamki gorusmemde yani ikinci gorusmemde arzetmistim.
Bu istihbari bilgilerimizi destekleyen somut olaylarda su sekildedir: Olay yerinde bulunan ve sucta kullanilan Kalashnikof marka silahlardan birinde iki sarjor birbirine bantli vaziyette yapistirilmak suretiyle kullanilmakta oldugu gorulmustur. Bu sistem bizim operasyon Tim'lerimizce kullanilan bir sistemdir, ayrica silahlarin olay yerinde birakilmasi yine bir profesyonel isidir. Olay islendikten sonra terkedilen (eylemde kullanilip terkedilen) arabanin icinde eldivenlerin bulunmasi ve silahlarda sarjordeki bu bandaj disinda herhangibir parmak izinin bulunmamasi da yine bu olayi isleyenlerin profesyonel oldugunu kuvvetlendirmektedir. Diger yonden, bu sarjorleri birlestirip bandaj uzerinde parmak izi tesbit edilen ve olaya bu sekilde istirak ettigi anlasilan Abdullah Catli'nin olay oncesi ve olaya tekabul eden gunlerde bizim gozaltina aldigimiz polis memurlari ve diger sivil sahislarla yogun telefon gorusmeleri ve irtibatlari da yukaridaki kanaatimizi kuvvetlendirmistir.
Bu olayda parmak izi tesbit edilen Abdullah Catli'nin Susurluk'ta meydana gelen kazada beraber bulundugu kisilerle birlikte durum degerlendirildiginde ve diger istihbarat bilgilerimiz de nazara alindaginda Omer Lutfi Topal'in oldurulmesi olayinin Susurluk olayi ile irtibatli oldugu acikca belirli olmaktadir.


[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dunya] [Magazin] [Sanat] [Yasam]
[Entellektuel] [Spor] [Kose Yazarlari] [Dizi Yazi] [Egitim]