Kente gocen seyhler (!)
Zulfu Livaneli
NOKTA dergisinde tarikatlarla ilgili cok guzel bir hikaye var. Yazida tarihsel yanlisliklar buldugum icin, izinlerine siginarak isimleri cikariyor ve hikayeyi tekrar yayinlamak istiyorum. * * * BiR tarihte sultan, buyuk bir seyhe baglanmis ve ona hizmette bulunmak icin o seyhin muridi olan kisilerden vergi alinmayacagini duyurmus. Fermani duyan herkes o seyhin muridi oldugunu iddia ederek vergi vermemeye baslamis. Bir sure sonra is oylesine yayilmis ki seyhin muridi olmayan kimse kalmamis ortaklikta. Devlet vergi toplayamaz hale gelmis. Sultan yaptigina coktan pisman olmus ama bir turlu kurtulus caresi bulamiyormus. Sonunda seyhine gidip durumu anlatmis ve ondan yardim istemis. Seyh Padisah'a, yeni bir ferman cikarmasini ve butun muridleri bir meydanda toplamasini soylemis. Padisah bu soze uymus ve bir gun butun muridler bir yerde toplanmis. Seyh ortaya cikmis ve o kalabaliga demis ki: "Bir ahdimden dolayi idam edilecegim. Benim yerime idam edilmeyi kabul edecek murid ariyorum. Hanginiz kabul edersiniz?" Bu soz uzerine kalabalik sessizlesmis, yavas yavas uzaklasmaya baslamislar; sadece bir kadin ve bir erkek cikmis one. Seyh Padisah'a donmus ve "iste Sultanim," demis "benim muridlerim bunlar. Gerisinden vergi alabilirsin." * * * BiR baska hikayede de karli daglar basinda oturan bir seyh anlatilir. Bu seyhin muthis kerametleri oldugunu duyan hamamci daglara cikip, onun ziyaretine gitmis. Bir bakmis ki seyh hazretleri atesi avuclarinda tasidigi halde yanmiyor ve atesin ustune koydugu kar erimiyor. Hamamci, yurek temizligiyle boyle ulu bir mertebeye ulasan seyhe hayran kalmis ve onu hamamina davet ederek kasabaya donmus. Gel zaman git zaman seyh efendi de hamamciyi ziyarete gelmis. Sepeti, dagdan getirdigi karla doluymus ve yine yurek temizliginden olsa gerek, dagdan kasabaya gelene kadar kar hic erimemis. Hamamin onunde sohbet ederken, cok guzel, al feraceli genc bir kadinin nazlana nazlana yurudugunu gormusler. Seyh efendi kadinin ahenkli vucut hareketlerine dalip gitmis. Ve o anda hamamci hayretle, seyhin sepetindeki karin eridigini, bir kova su olup yola aktigini gormus. Hikayenin bundan sonrasi icin iki ihtimal var: Ya kendi kendine "ibret al deli gonlum! Bu dunyada seyh arayacagina durust insan ara!" demistir. Ya da seyhe donup "iste boyle seyh efendi! Dag basinda evliyalik kolaydir da sehre gelince isler bozulur. Sen sen ol, dagbasindan ayrilma!" diyerek adami ugurlamistir.
BUNLAR TARiKAT DEGiL
SERiAT - TARiKAT mertebelerinden gecip HAKiKAT'e ulasmak istiyenlerin oturdugu postlari, birtakim sahtekarlar kaplamis. Gunlerdir bu dolandiricilarin maceralarini dinliyoruz. Turkiye'nin belini buken "kente goc" olgusunun disavurumlari bunlar. Dinle falan ilgisi yok. Kendilerine seyh adini takan bu adamlar, hayali ihracat yolunu acik gorseler oraya atilir, uyusturucu ceteleriyle yakinlik kursalar o isi yaparlardi. Cunku amac, dupeduz dunyevi! Para ve kadin acliklarini doyurmak isteyen bu acikgozleri Seyh Edebali, Haci Bektas - i Veli, Haci Bayram gibi kisiliklerle karistirmayalim. Bunlar, "kerameti kendinden menkul seyh"ler!
|