tarih tool

milliyet logosu
yoksul.jpg

Yoksulluğun başkenti

Geçen hafta yaşanan erzak dağıtım trajedisi, Diyarbakır'daki yoksulluğun, açlığın ve çaresizliğin de sembolü oldu

Ruşen ÇAKIR - DİYARBAKIR Fotoğraflar: Manuel ÇITAK


DİYARBAKIR Güneydoğu'nun başkenti olarak bilinir. Bağlar semtinde yaşanan erzak dağıtım trajedisi, bu tarihi kentin aynı zamanda yoksulluğun, açlığın ve çaresizliğin de başkenti olduğunu gösterdi. Çünkü bölgenin hemen tüm kent merkezlerinde benzer acı sahnelerin yaşanması pekala mümkün.
Merkezlerin kenar mahallelerinde ya da hemen dışlarında, üstünkörü barakalarda, sağlıksız binalarda yüzbinlerce kişinin sefalete yakın bir yaşam sürdüğünü herkes biliyordu, özellikle de siyasiler. Örneğin biri devlet bakanı olmak üzere Diyarbakır'da altı milletvekiline sahip RP, bölgede birçok belediye başkanlığını da elinde bulunduruyor. Ancak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin RP'li Başkanı Ahmet Bilgin'e "Kuru vaade artık karnımız tok" dedirtecek ölçüde siyasilerin bu sorunu çözebilmesi mümkün görünmüyor.

HER İŞİN BAŞI İŞSİZLİK

Son beş yılda bölgedeki köylerin ezici çoğunluğunun boşalması ya da boşaltılmasıyla başlayan kent merkezlerine göç sonucu, örneğin Diyarbakır'ın nüfusu bir milyonu geçti, Şanlıurfa ise yarım milyonu geçti.
Altyapısı bu nüfusu kaldıramayan kentlerin en önemli sorunu işsizlik. Tarlalarını, hayvanlarını yok pahasına elden çıkarıp kente göçen yüzbinlerce kişi, hem istihdam yetersizliğinden hem de nitelikli işgücüne sahip olmadıklarından işsizliğe mahkum. Diyarbakır'ın Gündoğan Mahallesi'nde görüştüğümüz bir kahve dolusu genç, doğum yerleri nedeniyle iş bulamamaktan yakınıyor.
Sefaletin en çıplak gözle görüldüğü Diyarbakır 450 Evler'de, Lice'deki köyünü üç yıl önce terketmiş bir aile reisi bizi epey şaşırtıyor:
"Allah'a şükür hiçbir sorunumuz yoktur. Evlerimiz erzak doludur."
Arkadaşlarının bütün itirazlarına rağmen, umutsuzluktan doğan alaycılığını sürdüren şahıs yine de sözlerini şöyle bitiriyor:
"Bugün önemli değil. Asıl ahirette göreceğiz kim gerçek zengin, kim gerçekten yoksul."

UÇURUM BÜYÜYOR

Kuşkusuz bölge sadece yoksullardan ibaret değil ve iki kesim arasındaki uçurum giderek açılıyor. Yakın bir zamana kadar ekonomik durumları ne olursa olsun, aşiret bağları, hemşerilik gibi temeller üzerine iyi kötü ortaklaşa bir topluluk, cemaat ruhuna sahip olan bölge insanı birbirinden kopuyor.
Örneğin Diyarbakır'ın kenar mahalleleri, tıpkı İstanbul'da olduğu gibi "varoş" diye adlandırılıyor. Kent merkezlerinde yaşayanlar, ortak kimlik paydaları olsa da, yeni göç etmiş köylülerle kendilerini bir tutmuyor.
Tıpkı Batı'da olduğu gibi, artık Güneydoğu'da da "biz ve onlar" ayrımı ekonomik temelde yükseliyor. Merkezdekiler, varoştakilere "acıyor", bazıları onlara yardım etmek istiyor, ama en çok da onlardan korkuyor. Diğer bir deyişle, yoksulların her an patlamaya hazır olduğu yolundaki kaygılar Güneydoğu'nun önemli kent merkezlerinin yeni tür gerilimlere sahne olabileceğine işaret ediyor.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]