Hastane
Yavuz Donat
MECBUR kalmadıkça doktorun, hastanenin önünden pek geçmiyoruz. Geçen hafta gerekti, Başkent Üniversitesi Hastanesi'nin yolunu tuttuk. Eşimizi ameliyat için yatırdık. Baktık, DYP yöneticilerinden Hasan Ekinci orada. O da kardeşi İlhan Ekinci'yi yatırmış. "Hastaları" unuttuk, siyasete daldık. Sohbete "yanımızdakiler" de katıldılar. Hayli "hükümet eleştirisi" oldu. Ekinci de eleştiriyordu. Hastanedeki "ilk günümüz" böyle geçti. * * * İKİNCİ günün sabahı eşimizi ziyarete gittik. Dedi ki "yan odada bir arkadaşın var." Gittik, DSP İçel Milletvekili İstemihan Talay. Eşini yatırmış. Yine "hastane sohbetine" başladık. Bu kez konu "Türk solu." "İkinci gün" de böyle geçti. * * * ÜÇÜNCÜ gün, geçen cumartesi idi. Sabah erkenden yine eşimizin odasına girdik. Dedi ki "bir arkadaşın daha geldi... Karşıdaki odada." Kapıyı tıkırdattık. İçerde ANAP Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar yatıyor. Bu kez sohbetin konusu "ANAP'ın dünü, bugünü ve geleceği." "Üçüncü gün" de geçti. * * * DÜN sabah yine hastanedeydik. İstemihan Talay ve eşi gitmişler. Lütfullah Kayalar taburcu olmuş. Tam "yalnız kaldık" derken, "tanıdık biri daha" geldi: Emin Çölaşan. Bir eliyle, diğer omuzunu tutuyor, zor yürüyor. Ama o haliyle bile espri gücünü kaybetmemiş. "Tansu Hanım beddua etti" diyor. Buzda kaymış, düşmüş. Günlerdir hastaneye taşındığımız için, tıp kültürümüz arttı. Dedik ki "durumun kötü... Sende kırık var..." Gerçekten de omuzda kırık çıkmaz mı? Emin'i hemen ameliyata aldılar, yine bizim hanımın katına yatırdılar. "Ötekiler gitti" derken, hastane sohbetine devam edeceğimiz "bir arkadaş daha" geldi. * * * BAŞKENT Hastanesi, Batı standartlarında bir sağlık kurumu. "Gak" deyince profesör geliyor, "guk" deyince başhemşire. İnsan kendisini "böyle hastanelere" atarsa, sorun yok. Ankara'da Başkent, Sevgi, Bayındır, İzmir'de Zübeyde Hanım, Altınordu gibi hastanelere. İstanbul'da İnternational Hospital'a, Adana'da Ortadoğu veya Seyhan'a. Ya da "özel gibi" çalışabilen, bazı hastanelere. Örneğin Ankara'nın Numune Hastanesi. Ama "paranız yoksa..." Allah yardımcınız olsun. Hak - İş Federasyonu, dört kişilik ailenin geçimi için "ayda en az 63 milyon lazım" diyor. Türkiye'de "ortalama doktor aylığı" ise 45 milyon. Doktor geçim derdinde... Sağlık altyapısı dökülüyor... Bütçeden sağlığa ayrılan pay düşük... "Sosyal devlet" diye bir hedef yok. Bu durumda "parası olmayan ölsün."
|