tarih tool

milliyet logosu
entel.gif

İkinci eş, zaaftır

Fatma Barbarosoğlu'na göre tesettürlü kızların aldığı yara kolay kapanmayacak


Fatma Karabıyık Barbarosoğlu, İstanbul Üniversitesi'nde felsefe lisansı ve masteri ardından sosyoloji doktorası yapmış. Ama halen evde havuç patates doğruyor. Öğretim üyeliği yapması imkansız, çünkü başı örtülü. Ama tesettürün politik üniforma yapılıp, modalaştırılmasına da karşı. "Kimliğimi rejimle kavga noktasında odaklandırmıyorum" diyor; laikliğin iyi tanımı yapıldığı zaman, laik bir ortamda yaşamaya da itirazı yok. Ama İslami kesim kadınlarının özgürlük mücadelesinin, Fadime şahin olayından büyük yara aldığı kanısında. Bu olayda her kesimin tutumuna eşit mesafeden eleştirel bakabiliyor. Modernleşme Sürecinde MODA ve ZİHNİYET adlı araştırmasını ve Acı Deniz adlı öykü kitabını (İz Yayıncılık) bence her aydın mutlaka okumalı. Onunla birlikte, Fadime Şahin olayını, çok farklı bir açıdan ele almaya çalıştık.

Nilüfer Kuyaş


Fadime Şahin olayı çok eşliliği gündeme getirdi. Tesettüre girmekle, otomatik olarak çok eşliliği de kabullenmiyor musunuz?
Hayır. Kuran'da verilen sadece bir ruhsattır; erkekler bu ruhsatı çok kolaylıkla kullanıyorlar. Esas çatışma da burada başlıyor.
Kuran'ın yorumunda kadın erkek farkı mı var diyorsunuz?
Kadınlar ve erkekler ayrı yorumluyorlar, evet. Diyelim ki ihtiyacınız var, müracaat edip ruhsatlı silah aldınız. Ruhsat ne demek? Muhtaç olduğunuz zaman kullanmak demek. Hiç bir zaman önünüze gelen ilk hedefe ateş etmek hakkını tanımaz size. Çok eşlilik de böyle. Erkeklerle kadınların ayrıldığı nokta, bu. Ama erkekler derken, bu çok cüz'idir müslümanlar arasında.
Bu kadar yaygınlaşmasını nasıl açıklıyorsunuz?
Çok büyük bir yaygınlaşma değil. Belki 10 yıl öncesine göre bir yaygınlaşma sözkonusu. Eskiden bu olaylar münferitti. Mesela adamın hanımı hastadır. Boşamak istemez. İkinci eş almasını hanımı teklif eder zaten. Yani birinci eş ruhsatı vermiştir. Müslüman kadınlar bu konuda çok onurludur.
*Neden erkeğe böyle bir cinsel ayrıcalık tanınıyor?
Neseple alakalıdır bu. Kadının fıtri olarak iki erkeği taşımayacağı, gönül yapısının uygun olmadığı da söylenir ama bu işin çok krema yanı. Esas, çocukların nesebi açısından; biliyorsunuz nesep (soy) çok önemlidir ahlak açısından.
Yani bu size eşitsizlik olarak görünmüyor?
Şöyle eşitsizlik olarak görünmüyor: Evlenmeden önce ikinci bir eşin sözkonusu olamayacağı şart koşulabilir. Böyle bir hakkımız var. Ben ikinci eş istemiyorum ve böyle bir şey sözkonusu olduğunda boşanırım dersiniz. Müslüman kadınlar bunu söyleyebilirler. Çok açık bir şeydir. Benim karşı çıktığım, birinci eşlerin bilgisi dışında adamların bir yerlerde gizli olarak ikinci nikah yapmaları; ve bunu bir kahramanlık olarak yapmaları. Erkek için ikinci eş zaaftır. Kuran'da da böyledir. Çıksın desin ki benim zaafım var. Ama zaaf olan şeyi kahramanlık payesine yükseltmek, bir güç ve iktidar unsuru olarak görmek yanlış.
*Kadın olarak kendinizi neden böyle bir tehlikeye açık bırakıyorsunuz? Yarın öbürgün gerçekten şeriat gelse, birisi çıkıp fetva verse..
Veremezler. Bundan korkanları gayet iyi anlıyorum ama benim böyle bir endişem yok. Çünkü ben kendi camiamdaki birikimi biliyorum. Dar bir çevre bunu istiyor olsa bile, hiç zannetmiyorum gerçekleşeceğini..
*Türkiye'deki İslami kültür bunu kaldırmaz mı diyorsunuz?
Kaldırmaz tabii. Mümkün değil.
Müslüm Gündüz için Fadime Şahin rejime muhalefetin piyonu muydu sadece? Bir meşrulaştırma aracı mıydı?
Önce şunu saptayalım: M.Gündüz, Fadime Şahin'in peşine düşmüş değil. Fadime Şahin ona ikinci ya da üçüncü eş olmayı istemiş. Alan memnun veren memnun bir ilişki var aralarında. M.Gündüz böyle medyatik bir kişi olmasaydı da zaten gündeme gelmezdi. Kadının kullanılması konusuna gelince kadınlar buna hayır dedikten sonra erkekler nasıl kullanabilir? Temelde kadınlar bunu kabul etmediği zaman ne yapacak bu adamlar? Kimi bulacaklar ikinci üçüncü eş olarak? Kandırılma değil kanma sözkonusu burada.
Kişisel tercih veya zaaf dışında, sosyal etkenler var mı kadınları ikinci eşliliğe iten?
Bir kere yıllarca kadın-erkek bir arada olmaması gerektiği yolunda bir eğitim alınıyor. İlkeler çok önemli. Kaç-göç'ü şekilciliğe dönüştürdüğünüz zaman daha gayrı ahlaki şeylere zemin hazırlamış oluyorsunuz.
Öbür tarafta, kadınların aylaklığıyla ilgili bir boyutu var işin. Müslüman kesim, kadınların çalışma hayatında, kamu hayatında nasıl yer almaları gerektiği konusunda ilkeleri yeterince konuşmaktan çekindi. Benim getirdiğim asıl eleştiri bu. Sosyal hayat kendini dayattığı zaman da ilkelerin konuşulması ve korunması noktasında geç kalındı. Böylelikle okumuş müslüman kadının aidiyetsizliği problemi ortaya çıktı. Üniversite mezunu başörtülü kadınlar ne eve ait, ne kamusal hayata. Müslümanlar burada gafil avlandı. Halbuki kadının kamu hayatında nasıl yer alması gerektiği konusunda 1800'lerden beri süregelen bir tartışma var. Cumhuriyetin müslüman kadınları yok farzetmesiyle birlikte bu kesintiye uğradı. Tekrar eve kapandılar.
Yani modernleşmeyi aynı hızla yaşayamayan kesimlerde modernleşme geri mi tepti?
Tabii. Ya modern kimlikle katıl hayata, ya da müslüman kimliğin olacaksa kapının dışına çıkma denildi kadınlara. İşte o zaman kaç - göç başlıyor. Müslümanlar yıllarca kızlarını okula göndermediler. Hep oğullarını gönderdiler. Fakat bu oğullar kiminle evlenecekti? Modern kızlarla evlendiler. Mutsuz oldular. Ve asla bir müslüman aile çıkmadı ortaya. O zaman dediler ki kızlar da gitmeli okula. İyi eş, iyi anne olacakları ümidiyle gönderdiler kızlarını okula. Öye de oldu, ama herkes eve dönmedi, mesleğini yapanlar da oldu. Sonra 1980lerde başka sosyal ihtiyaçlar başgösterdi. Ayrıca, İran devriminin de burada belirleyici bir rolü vardır. İran devriminde kadınların dönüştürücü gücü ortaya çıktı.
*Sizce Refah Partisi'ni bu mu etkiledi?
Kadınların ön plana çıkmasını çok etkiledi. Ama bizim kültürümüzde hep yaşanan bir ifrat ve tefrit olayı vardır. Bir dönem çok sıkıldı kadınlar, bu sıkmanın ilkesi yoktu. Sonra birden dışarıya açıldılar, o açmanın da ilkesi yok. Medya da bilinmeyeni göstermek açısından dört elle sarıldı. Tesettür defileleri yapılmaya başladı.
*Yani başörtüsü politikleştirildi?
1970lerin ikinci yarısına kadar çok politik bir kimliği yoktu başörtünün. 1968'den itibaren bir kuşak genç kadın belli bir bilinçle, bireysel özgürlük için örtündü. Ama 1980'lerin ikinci yarısında tesettürün modalaşma süreci başladı. Politik sembolizm güçlendikçe çok acıdır ki (müslümanlar için bir kayıptır bu) bireysel varlığı ifade etme boyutu yara aldı. Ve şimdi 1990larda müthiş bir fark görüyorum başörtülü arkadaşlarda. Bizde ontolojik manada kimlik ortaya koyarken, onlarda daha toplumsal "anarşist" bir tavır ortaya çıkıyor.
*Nasıl anarşist? Bir şeye karşı gelmek mi?
Otoriteye karşı gelmek. Başımı da örterim, Michael Jackson konserine de giderim. Geleneksel İslam'dan bir kopuş var. Ama bir tarafta da modern Cumhuriyet ilkeleri var, ondan da kopuyorsunuz başınızı örterek.
*Michael Jackson konseri neye karşı anlayabiliyorum. Başını örtmek neye karşı gelmek?
Püriten kadın anlayışına karşı çıkıyorlar. Başörtülü genç kız ama geleneksel bir genç kız da değil. Yeni ve güçlü bir genç kız tipi. Bunu çok mu bilerek yapıyorlar derseniz, herkes aynı ölçüde değil derim..
*Ama toplumsal kazanımlar da oldu. Kolay bir mücadele değildi herhalde?
Müslüman kadınlar için sürekli şu var: Ne olduğunuza asla bakılmıyor. Mesela Fadime Şahin olayında; laik ve feminist kadınlar Fadime Şahin'in haklarına sahip çıkıyorlar; ama temelde kadın başarısını onaylayan bu kadınlar tıp fakültelerinde birinci olduğu halde ödülleri verilemeyen başörtülü kızların hikayesine yaklaşmıyorlar. Başarıyı kadınlık bilincinden dolayı onaylıyorsak, müslüman kadınların başarılarına da sahip çıkmalıydık. Burada ise kandırılmış kadın imajı kadınlara zarar verecekken, Fadime'nin şahsında kandırılmış kadın imajına sahip çıkmak laik, feminist kadınların düştüğü bir çelişki bence. Eğer hakikatten müslüman erkekler baskı altında tutuyorsa, onlar başarılı kadınlara sahip çıkıp bu baskıyı delebilirlerdi. Ama şimdi tam tersi müslüman kadınların baskı altına alınmasını sağlayacak bu son olayı destekliyorlar. Sürekli şeriat ve Refah korkusu konuşuluyor; ama Türkiye'de kadınlar hangi kesimden olusa olsun kendi zihniyetlerini netleştirmedikçe bu fobi olacaktır..
Niye sırf kadınları suçluyorsunuz?
Kandırılmış kadın imajından erkekler zarar görmüyor da ondan. Tersine, olayı onaylasın ya da onaylamasın şuuraltında her erkek egosu kendine paye çıkartır bundan.
Son derece ataerkil bir toplumda yaşadığımızı yadsımıyorsunuz..
Bu bir vakıa. Nasıl yadsıyabilirim?
Peki İslam ataerkil olmak zorunda mı mutlaka? Yani erkek-egemen?
Hayır. İslamiyet bunu reddeder. İslamda egemen olan ahlaki ilklerdir. Kim o ilkeleri savunuyorsa söz ondadır.
Ama islamcılar modernliğe karşı kadını son iktidar halkası olarak görüp, kadının özgürlüğünden korkmuyorlar mı?
Türkiye'de Kemalizm de kadın bedeni üzerinden bir modernlik gerçekleştirmeye çalıştı. Şimdi bunun karşısında İslam kimliğinin de gene kadın bedeni üzerinden sembolize edilen bir tarafı var. Kemalizmle çekişmede kadın kimliğini son kale olarak görüyorlar. Bunu anlamakta güçlük çekmiyorum.
RP'nin kadın aday korkusunu nasıl açıklıyorsunuz?
Kadın aday çıkartırsa bir cephe açması gerekiyor. Bu açtığı cephede çok güçlü bir kadın olması lazım. Bütün Türkiyenin gözü o kadında olacaktır. Vitrin olarak göreceklerdir. RP'nin misyonu bir kadını vitrin yapmaya müsait değil.
Bir değil elli kadın aday çıkarsın..
O zaman erkeklere yer kalmaz. Çatışma olur. Olay tabii akışı içinde gerçekleşmez. Tesettürlü kadının ortaya çıkışı daha çok yeni..
Fadime Şahin olayı RP'yi yaraladı mı?
Yaralamak üzere başlatıldı. Belki çok kısa vadede, mesela yarın seçim olsaydı yaralardı. Ama zamanla insanlar daha soğukkanlı düşünmeye başlıyor. Fakat tesettürlü kızları yaraladığı kesin ve bu kolay kapanacak bir yara değil.
İslami kesimin Susurluk'u mu bu olay?
Hayır hiç alakası yok. O siyasi ağırlıklı bir olay, burada ise sosyal bir olay var. Bu bence ancak Zeynep Uludağ olayıyla kıyaslanabilir.
RP'nin biz farklıyız, temiziz söylemi darbe almadı mı? Birçok genç kız başımızı örtmeye utanıyoruz diyor..
Fatma Şahin'le özdeşleştirilmeye tepki duyuyorlar..
Tesettürlü kadınlar daha kolay hedef olmayacak mı şimdi?
Benim asıl korkum da bu. Fadime Şahin'in şahsında müslüman kadın müsait kadın, yani kolay kandrılabilir kadın durumuna geldi. Tesettürlü kızlara kendilerini özdeşleştirebilecekleri olumlu modeller sunabilmeliyiz, ancak böyle tamir edebiliriz zararı. Medya bir meta keşfetti, bunun bütün modelleri tüketilecek teker teker... Biz olumlu örnekleri ortaya koymalıyız. Ama medya müslüman kadının bu manadaki başarılarına çok yabancı. Bu örnekleri korumak istemez.
Kazanılmış mevzileri kaybetme tehlikesi var mı? Kızlarımızı üniversiteye göndermeyeceğiz gibi tepkiler olduğu duyuluyor müslüman kesimde?
Belli bir yere gelmiş kadınlar için bu kaybedilmez, mücadeleyi sürdüreceklerdir. Ama Anadolu'nun kasabalarından İstanbul'a okumaya gelen genç kızları düşünün. Fadime Şahin iki yıllık yüksek okul bitirdiği halde ısrarla "üniversite mezunu" olduğu vurguladı. Tepki duyan aileleri suçlayabilir misiniz? Ben Fadime Şahin'in karizma ihtiyacı ile bunu yaptığını düşünüyorum. Ailelere mesajım da bu. Kızlarınıza kendilerine güvenmeyi öğretin. Genç kızların hangi kesimden olursa olsun kendilerine güven duyan, kendilerini rahat ifade eden insanlar olması lazım.
İslami kesimin erkek aydınlarını bu konuda neden eleştirdiniz?
Başlangıç olarak direkt Gündüz'ü savunan yazılar yazdılar. Tahlil edici yazılar yazmadılar. Rejimle alakalı ve ikinci eşliliği ne olursa olsun savunan yazılar yazdılar. Bu sadece kadınları değil müslüman erkekleri de rahasız etti.
Bugüne kadar destek gördünüz mü İslamcı erkek aydınlardan?
Şimdiye kadar destek oldular. Ama şimdiden sonra biraz farklılaşacak gibi geliyor bana. Dışarıdan müdahale var. Fadime olayı böyle bir müdahale benim gözümde. Müslüman erkeklerle kadınların dayanışmacı tavrına karşı bir hamle geliştiriliyor. Onun için bu destek daha ne kadar devam eder bilmiyorum. Kamusal alanda kadının İslami ilkeler etrafında yaşamasının düzenlemesine gidilmediği sürece bu ara açılacak bana göre. Ama ilkeler yok. Erkeklerin daha ahlaklı olması gerekiyor. "Erkektir yapar" mantığı üzerine daha ısrarla gidilmeli. O zaman bu açılma fazla olmaz. Ama üzerine gitmeyip hep kadının kendini korumasını bekledikleri sürece bu açılma yaşanacaktır.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Ekonomi] [Dünya] [Magazin] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları] [Dizi Yazı] [Eğitim]