Oh be! Futbola doyduk
Zeki ÇOL
GENÇLERBİRLİĞİ 'nin savunmaya dönük oyunda, zayıf halkası Nihat'tı. Sadi Tekelioğlu'nun Goşa'yı kontrol etmekle görevlendirdiği Nihat, maçın başından beri sürekli adamını kaçırdı. Akıllı, teknik ve klas oyuncu olduğunu her hareketiyle belli eden Goşa, topsuz oyunda markörüne kendisini hep unutturdu. Defalarca boş kalıp, cezaalanı içine sarktı. Kenar yönetim de önlem almayı unutunca, 30. dakikada savunma zinciri, zayıf halkasından koptu. Goşa'ya cezaalanında boş durumda adeta fotoğraf çektirecek rahatlıkla golü atmak kaldı. Oysa gole dek Gençlerbirliği hiç de kötü oynamıyordu. Evet, Trabzonspor diriydi... İstekliydi... Hırslıydı... Bir an önce rakibe öldürücü darbeyi indirmek istiyordu, ama Gençlerbirliği direnmek bir yana sahaya dengeli yayılışı, sakin ve golü düşünerek oynayışıyla o bölümde Trabzonspor kalesini ciddi ciddi tehdit bile ediyordu. Ancak futbol çoğu kez hataya izin vermiyordu. Bir oyuncunun görevini aksatması, bazen kaderini işte bu golde olduğu gibi olumsuz etkiliyordu. Nihat ile parçalanan savunma zincirinde, Gençlerbirliği'nin oyun disiplinini yitirmesi sonucu sonraki dakikalarda başka kopmalar da oldu. Abdullah'ın soldan yaptığı ortada Şota'nın ikinci kez fileleri havalandırması tipik bir stoper hatasıydı. Ali Eren'in zamanlama yetersizliği, Trabzonspor'un coşması, Gençlerbirliği'nin oyundan iyice kopmasını sağladı. Beş dakikalık aradan sonra bu kez İskender'in göstere göstere attığı üçüncü gol geldi. Hami'nin soldan kullandığı korner atışında 40 metreden koşup gelen İskender Altay maçının hemen ardından Gençlerbirliği'ne de gol atma başarısının keyfini yaşıyordu. Peki ya Lukaku? O, korner atışında İskender'i takip etmeyip, engellememenin acaba sorumluluğunu yaşıyor muydu? Sanmıyoruz. Trabzonspor'da dün müthiş değişiklikler gördük. Haftalar değil, aylardır ilk kez böylesine güzel, böylesine arzulu, coşkulu, üretken futbol oynayan bir Trabzonspor'u izlemenin keyfini yaşadık. Fakat Trabzonspor'da bazı eski rahatsızlıkların hala tedavi edilemediğini de gözledik. Savunmaya dönük oyundaki basit hatalar yine sürüyor. Yenilen golde adam paylaşımındaki dikkatsizlik ve müdahaledeki yetersizlik Trabzonspor'un kronikleşen derdi. Böylesi oyunda "bu kadar kusur kadı kızında da olur" deyip geçiştirmemek gerek. Çünkü bu kusurların bugünlerde önlemi alınmazsa, bu hafta sonu başlayacak zor maçlar serisinde, çok zor günler hiç kaçınılmaz, yaşanır. Şota'nın eski performansını yakalamaya başlaması, Trabzonspor'un ikinci yarıda tartışmasız en büyük kazancı. Bir başka önemli kazanç, ilerleyen haftalarda Goşa olacak. Şu an fizik olarak istenilen düzeyde değil ve uyum sorunu yaşıyor. Ancak her halinden belli ki, gerek toplu gerekse topsuz oyunda çok iş yapmaya aday. En büyük artısı bir ayağının sürekli rakip cezaalanında oluşu. Lemi'nin oyun eksiği henüz sürüyor. Abdullah'ı da istekli gördük. Tolunay çalışkan ve çok yararlı. İskender savunmada dikkatini artırırsa, ilerleyen günlerde daha da aşama kaydedebilir. Bu görüntü, bu heyecan, bu heves, bu keyif, bu anlayış, bu oyun önümüzdeki haftalara da yansırsa, o zaman Trabzonspor lig ve kupada rakip makip dinlemez. Ezer, geçer. |