toolbar

milliyet logosu
tam.gif

Tam 18 yıl oldu

Azer BORTAÇİNA


YIL 1979. Şubatın ilk günü. Özgürlüğe, doğruluğa, dengeye, yapıcılığa, nezakete, akılcılığa, inançlı gerçek gazetecinin Babıali'den son yolculuğu. Çok sevdiği karısı Sibel İpekçi, çocukları Nüket ve Sedat'la yaşadığı Nişantaşı'ndaki Hayat Apartmanı'na uzanan yolculuk.
Bilmezdi ki, sinsi pusu kuran o karanlık adamları. Bilse ne yapacaktı sanki?
Mavi BMW'ye uzanan karanlık namludan çıkan kurşunlar, Türk basınında ahlakı bir mesleki ilke olarak inşa etmek için büyük çaba gösteren Genel Yayın Yönetmenimiz Abdi İpekçi'yi bizden koparıvermişti.
Yıkılmış, kolumuz kanadımız kırılmış, yetim kalmıştık. O yazı işlerine açılan odanın kapısı, sorgusuz sualsiz dalıverdiğimiz odanın kapısı kapanmıştı bir kere. Ne acıydı o haberleri yazmak. Boğazımıza düğümlenen yumruk ve "Abdi Bey kanlı fotoğraf sevmez" titizliğiyle o sayfaları hazırlamak.
Rotatifler ağır ağır dönerken tüm gazetelerin logoları siyaha bürünmüştü ertesi gün. Ve ardından Teşvikiye Camii'nden sanki çok acelesi varmış gibi bir veda, caddeler, ara sokaklar dahil Zincirlikuyu'ya kadar uzanan insan seli...
Cinayetin faili olarak aylar sonra Mehmet Ali Ağca diye biri yakalanmış, o da ne hikmetse büyük titizlikle korunan Maltepe'deki askeri Cezaevi'nden kaçırılmış ve yurtdışına çıkabilmişti.

RAFA KALKAN DOSYALAR

Ağca'nın namlusu yurtdışında da susmadı, bu kez kendisine hedef olarak 1981 Mayısı'nda Papa'yı seçti.
Dava üzerine dava açıldı. Suç ortakları olduğu iddia edilen Oral Çelik, Abdullah Çatlı, Mehmet Şener, Yavuz Çaylan ve daha bir sürü kişinin adı ortaya atıldı, sonra dosyalar teker teker tozlu raflara kaldırıldı.
Gerçek Gazeteci Abdi İpekçi'nin ölümünün ardından tam 18 yıl geçti. Bugün Mehmet Ali Ağca, İtalya'da cezaevinde, olaya karıştığı öne sürülen Oral Çelik, yargılandığı mahkemede "beraat" ederek memleketi Malatya'nın yolunu tuttu. Abdullah Çatlı, Susurluk kazasından sonra ortaya çıkan ilişkiler ağının merkezine yerleşti, cinayette adı geçen diğerlerininsse izine bile rastlanmıyor. Abdi İpekçi'nin öldürülüşünün acısıyla kavrulan yürekler, katillerine ulaşılamamasının öfkesiyle tekrar tekrar kavruluyor.

"O karanlığı duyuyorum"

ABDİ İpekçi'nin kızı Nükhet İpekçi İzet, babasını kaybettikten sonra bugüne kadar hiç konuşmadı. Hep sessizliği seçti, cinayetin aydınlanmasını sabırla bekledi. Bugün, onun aramızdan ayrılışının 18. yılında, yüreğindeki duyguları şöyle kaleme döktü:
"Bugün babamın 18. katlediliş günü.
Bugün içimde sadece onun yaşamadığını hissediyorum, o karanlığı duyuyorum.
Ben, onun canından, varlığından, sımsıcak bakışından, babalığından birileri, öyle karar verdiği için başka birilerinin ellerine tutuşturdukları tabancadan çıkan kurşunlar yüzünden mahrum kaldım.
Anısının saygınlığından teselli bulamıyorum. Yetmiyor bu bana. `Anı' olmasına tahammül edemiyorum. Her gün, olay açığa çıkana kadar her gün, gündemde kalmasını istiyorum. Ve bu dileğimin yakınlarının katledilmesini `faili meçhul' tanımıyla taşımak zorunda bırakılan tüm aileler için de geçerli olduğunu düşünüyorum.
Yakınlarımızın tabutlarının üzerindeki bayraklar ve `basın şehidi, demokrasi şehidi' gibi ünvanlar tüm kutsallıklarına rağmen, yıllar içinde anlamlarını yitirdiler. Devletin, can güvenliğini koruyamadığı kişilere dağıttığı bir teselli armağanı konumuna geldiler..
Birileri, kendi yararları için babamın canını aldı.
Bir kişi kendi canını kendi bilinciyle bir amaç uğruna feda edebilir. İki taraf savaşırken bir taraf kahraman olabilir. Ama, babam savaş alanında değil, evinin önünde kurulan pusuda öldürüldü.
Ne babam, ne de pusuyu kuranlar ve kurdurtanlar kahraman değiller.
Peki ama onlar neredeler? Kimler?
Siz hiç merak etmiyor musunuz? Neden bu cinayeti işlediler?
Cinayet emrini kimler verdi?
Can güvenliğinden sorumlu olanlar, yasama yürütme yetkisini ve görevini ellerinde bulunduranlar, siz hiç merak etmiyor musunuz?
Görünmez deliller, söylemez tanıklar, canisiz cinayetlerin birbiri ardına gelmesi görev bilincinizi, vicdanlarınızı harekete geçiremiyor mu?
Görevlerinizi neden yerine getiremiyorsunuz?"

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dünya] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları]