"Bu Cennet, Bu Cehennem"
"BU Cennet, Bu Cehennem", Zeynep Oral'ın AD Yayıncılık'tan yayınlanan yeni kitabı. Yayınevi, kitabı şöyle tanımlıyor: "... Karadeniz kentlerinden, Diyarbakır'a, Urfa'ya, Adıyaman'a, Hakkari'ye uzanan bir çizgide memleketimizden insan manzaraları... Sorunlar, dertler yumağı içinde bile düşünce derinliğini, mizah gücünü, yaşama tutkusunu ve değerlerini yitirmemiş insanların öyküleri... Bir solukta okuyacağınız bir Türkiye şarkısı." Yeni kitabına ilişkin sorularımızı Zeynep Oral yanıtladı: Bu kitap nereden doğdu? Yıllardır mesleğim gereği, Türkiye'nin her yerine gidip bir konu, bir sorun peşinde, çeşitli yörelerle, o yörenin tarihi, coğrafyası, kültürüyle, ama en önemlisi, insanlarıyla yoğun ilişkiler yaşıyorum. Ancak bunlar gazeteye yansıdığında, yazı, ilgi odağı olan konu, sorun ya da haberle sınırlı kalıyor. Oysa yaşamın da, yazmanın da zenginliği, çok renkliliği, çok sesliliği ayrıntılarda... Belki de asla "haber" olmayacak, "sansasyon" yaratmayacak, "rating" yarışında yeri olmayan, ama sizi asla terk etmeyecek, belki de sizi değiştirecek olan ayrıntılarda... Örneğin söylenmiş bir sözcükte, bir tümcede, yaşanmış bir anda, bir bakışta... İşte bu kitap, içimde biriktirdiğim ve damıttığım bakışlardan, anlardan ve sözcüklerden doğdu. Kitapta çeşitli yörelerden yirmi beş ayrı öykü ya da anlatı var. Bunlar arasındaki ortak payda ne? Ortak paydaları, olsa olsa şu olabilir: Kaçınılmaz olarak, benim değer ölçülerimden süzülüp var oldular. Çoğaltmaya çalıştığım sevinçlerle, içimden atmaya çalıştığım korkularla beslendiler... Ayrıca yazmak birçok seçim yapmak demek. Bakmanın ve görmenin, sormanın ve anlamaya çalışmanın olanaklarını, sonsuza dek çoğaltmak demek... Yazarken, okuru özgür bırakmaya çalıştım. Yaşanmış ana fazla "müdahale" etmemeye çalıştım. Neden bu cennet, bu cehennem? Önce, sonsuz saygı ve sevgi duyduğum Nazım Hikmet'in görkemli şiirinden ödünç aldığım ve kitaba adını verdiğim "... bu cennet, bu cehennem bizim..." dizesi nedeniyle şaire olan sonsuz borçlarıma bir yenisinin eklendiğini belirtmeliyim... "Bu Cennet, Bu Cehennem", çünkü bu kavramları, şimdi ve burada, her birimiz tek tek ve hep beraber yaşıyoruz. İkisi içiçe, birbirinden ayrılmıyor...Çünkü bu memleketi cennete de, cehenneme de dönüştüren bizleriz... Çünkü yokluktan değerler üreten ve değerleri yokluğa dönüştüren; aklımızla körelten, duyarlılığımızla yücelten biziz... Hainlerin kahraman, kahramanların hain ilan edildiği bir ülkenin çocuklarıyız. "Koyun gibi"likle "her koyun kendi bacağından asılır" arasında sıkışıp kalan, denize düşünce yılana sarılan, gülmeyi ayıp sayan, ağlanacak halimize gülen, bugünü kurtarmak için yarını yok sayan insanlarız... Geleceğin yalnız politikacıların eline bırakılmayacak kadar önemli olduğunu ve yalnız ve yalnız bizim elimizde olduğunu bir kavrasak...
|