toolbar

milliyet logosu
asena.gif

Bir dakika karanlık... (Ben de varım)

DUYGU ASENA


BİZ Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları yıllardır `sessiz çoğunluk' olarak tanımlanıyoruz. Kimileri de bu sessizliğimizi, olan biten her şeyi onayladığımız biçiminde yorumluyor. Bir yanda konuşmaya değer hiçbir haklı sözü olmadığı halde konuşanlar, öte yanda konuşacak çok şeyi olduğu halde susan, susturulan bir toplum.
Toplum olarak yaşamda bize sunulan `sessiz çoğunluk' rolünü bu kez reddediyoruz. Vatan sevgisinden adalet duygusuna, demokrasiden hukuk devletine tüm değerleri zedeleyenlerin, hep bizim adımıza konuşması yerine, bir kez de biz konuşmak istiyoruz. Yaşamımıza karışan kirliliğin son bulmasını istiyoruz. Televizyonlarda, gazetelerde, radyolarda acılarla çürümüşlüğün üst üste yığıldığı, görüntüler ve bilgiler yerine keyifli, ışıklı, nitelikli haberler almak istiyoruz. Olaylardaki karmaşıklığa karşın, bizim isteklerimiz çok yalın:
* Suç örgütlerini kuranların ve onlara görev verenlerin bir an önce yargı önüne çıkarılmasını istiyoruz.
* Olayları soruşturan kişi ve mercilere baskı yapılmamasını istiyoruz.
* Kirli işlerin ve ilişkilerin devlet sırrı şemsiyesi altında gizlenmemesini istiyoruz.
* Devletin kendi yurttaşları aleyhinde çalışacak servisler kurmamasını istiyoruz.
* Ülkemizin tüm uluslararası platformlarda faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar ve dünya uyuşturucu trafiğindeki yüzde 80'lik payı ile anılmaktan çıkmasını istiyoruz.
* Ve tüm bunların demokratik yaşam içinde, demokratik yöntemlerle, bir an önce gerçekleşmesini istiyoruz.
Bu ülkenin esnafı, emeklisi, işvereni, işçisi, memuru, öğrencisi, sanatçısı, yazarı, serbest meslek çalışanı olarak imzalarımızla anlatmak istediğimiz şeyler sadece bunlardır.
Burada medyanın rolünü son derece önemli görüyoruz. Kamuoyunun düşünce oluşturmasına öncülük eden medya mensupları ve kuruluşları olarak, bu çağrımızı görecek gözlere, duyacak kulaklara lütfen ulaştırın. Ulaştırın ki, ülkemizin sürekli aydınlığa kavuşması için, bir el daha uzansın, 1 Şubat'tan başlayarak her gece saat 21.00'de ışıklarını bir dakika karartsın.
İnanıyoruz ki, "bu ülkede kamyondan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Bu eylemin adı, "sürekli aydınlık için bir dakika karanlık."
Kendini `sessiz çoğunluk' olarak tanımlayan halk böyle diyor. Yukarıda yazılı olanlara kim karşı çıkabilir bilemiyorum. `Ben eylemci değilim' diye katılmayacaklar olabilir. Ama yukarıda yazılı olanları doğru bulup da ışık söndürme eylemine katılmayacak olanlar da, bu gidişata son vermek için bir şeyler düşünmek zorundalar. Hem eylem yapmayı doğru bulmayıp, hem de hiçbir şey yapmadan bekleyerek oturmak, iyi bir yurttaşlık değil gibi geliyor bana. Işık kapatma eylemi kimseye zarar vermeyecek çağdaş, uygar bir eylem. Sesimizi nasıl duyuralım, biz de olup bitene tepki duyuyoruz diyenler, onaylamadığı kimselerin kulaklarını çekmiş olacaklar böylece.
Bu yazıyı yazarken Meclis'teki naklen yayını dinliyorum. Aslında herkesin bunu yapması gerekiyor, o zaman kendinizi kimlere teslim ettiğinizi iyice görmüş oluyorsunuz. Çoğu ortaokul düzeyinde bile değil, laubali, ciddiyetsiz, tembel, kavgacı, saygısız. Hiçbir şey sürekli konuşulamıyor, bağırış çağırış, masalara vuruluyor... Çoğu, ben şu unvan ile yaşayayım da gerisi ne olursa olsun düşüncesi içinde. En dürüst yer olması gereken Meclis'te oy sayarken bile hile yapılıyor, utanmazlık diz boyu. Şu günlerde Meclisimizin en yüce amaçlarından biri, büyük ve çok ciddi şaibe altında olanları aklamak. Aman aklayalım ki, yerimiz sarsılmasın.
Ben bugünden itibaren şubat ayı boyunca her gece dokuzda bir dakika için ışıklarımı söndüreceğim. Eylem zararsız olduğu sürece, bıkmadan usanmadan yapılmalı. Eylem `ben de varım' anlamına gelir. Bunu artık söylememiz gerekmiyor mu sizce? BEN DE VARIM.


[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dünya] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları]