toolbar

milliyet logosu
livaneli.gif

Türkiye'nin insan hakları karnesi

Zülfü Livaneli


YABANCI ülkelerin, Türkiye'deki insan hakları ihlalleriyle ilgili eleştirileri arttıkça, refleks olarak büzülüp, içe kapanıyoruz.
Kendi kendini besleyebilen ender ülkelerden biri olduğumuz için, halkın yoksulluğu ve acı çekmesi pahasına bile olsa, bizi eleştiren herkese kafa tutuyoruz.
Aslında bu "kafa tutma" bölümünde yanlış bir şey yok!
Elbette ki Türkiye kimsenin şamar oğlanı değil.
Ulusal onurunu en üst düzeyde korumak ve hakaret eden ülkeye gereken cevabı vermek herkesi sevindirir.
Zaman zaman, kendi çapımızda hepimiz aynı işi yaptık.
Ayrıca bilindiği gibi, batı ülkeleri de "sütten çıkmış ak kaşık" değil.
Reagan döneminde CIA'nın yayınladığı ve dağıttığı "İşkence El Kitabı" inanılmaz iğrençlikler içeriyor.
Bu yüzden "Siz önce kendinize bakın!" dememizde de bir yanlışlık yok.
* * *
YANLIŞLIK nerede biliyor musunuz?
Kendi iç huzurumuz için bu ülkedeki adaletsizliklere karşı mücadele etmek, hukuku üstün kılmak, suçluyu cezalandırmak ve masumların haklarını korumak zorunda olduğumuz halde, bunu yapmamakta inatla ısrar edişimiz...
Bu durum; bırakın batı ülkelerini en başta milyonlarca Türkiye insanının içini kanatıyor.
Bir sürü katil elini kolunu sallaya sallaya dolaşırken, siz bunları görmezden gelir ve Manisa'da türkü söyleyen lise gençlerini 76 yıl hapis cezasına çarptırırsanız, hele bir de bu çocuklarınıza işkence yaparsanız, kime, nasıl güven verebilirsiniz ki!
Hapishanelerimiz yazarlar, çizerler, gazeteciler, çevirmenler ve öğrencilerle dolu.
Okur yazarına bu kadar düşmanlık yapan ülke, dünyada nasıl itibar sahibi olabilir?
* * *
ÖNCEKİ gün Amerikalılar, insan hakları raporu yayınladılar.
Bu rapor Türkiye'ye de ağır eleştiriler getiriyor ama bu konuda en çok önemsedikleri ülke Çin.
Bu rapor üzerine Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, bir kürsünün arkasından, bizim çok iyi bildiğimiz ve tanıdığımız bir tavırla "bu meselenin Çin'in iç işi olduğunu ve Amerikan raporunun buna müdahale anlamı taşıdığı"nı açıkladı.
Böyle açıklamalar kimseyi kandırmıyor artık.
Düşünün ki bir ülke kendi kanından, kendi canından insanlarına işkence ediyor ve bu insanların haklarını savunmak da okyanus ötesindeki Amerika'ya düşüyor.
* * *
CNN televizyonu bu konuda bir yayın yaptı ve ünlü gazeteci Bernard Shaw, insan haklarından sorumlu Bakan Yardımcısı John Shuttuck'a bazı sorular yöneltti.
(Hatırlarsınız: John Shuttuck bize de birçok ziyarette bulunmuş ve bir seferinde İnsan Hakları Bakanı Azimet Köylüoğlu tarafından sırt çevrilerek ve meseller anlatılarak cezalandırılmıştı!)
Bernard Shaw, Shuttuck'a "Biz bu ülkede bunca insan hakları ihlalleri yaşarken Amerika niye kendi evine bakmıyor da diğer ülkelerle uğraşıyor?" diye sordu.
Bizim bazı çevreleri çok sevindirecek bu soruya Shuttuck, Clinton yönetiminin iki yıldan beri Amerika'daki insan hakları ihlalleri sorununa çok ciddi biçimde eğildiği cevabını verdi.
Yani çifte standart uygulanmıyor ve Amerika kendini bu işten sıyırmıyordu.
* * *
İŞTE her şeyin püf noktası burada!
Eğer bir hükümet Türkiye'de kendi yurttaşlarının haklarını korur ve hukuku üstün kılmak için samimi bir gayret içine girerse, bunu dünyaya anlatması an meselesi.
Ne yazık ki gelip geçen hükümetlerin hiçbirinde bu konuda bir çaba göremiyoruz



[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dünya] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları]