Refah'a yeni üslup
Derya Sazak
REFAH'taki kafa karışıklığı, İslamcı yazarların da dikkatini çekmeye başladı; Yeni Şafak gazetesinden Ahmet Taşgetiren'in önceki gün yaptığı değerlendirme ilginçtir: "Refah Partisi iktidara tek başına gelecek bir oy almış olsaydı bile, misyonunun gereği, kendisine oy vermeyen toplum kesimleri için projeler oluşturması gerekirdi. Eğer oy oranı yüzde 20'lerde ise ve iktidarı sadece paylaşıyorsa, o zaman, çok daha geniş toplum kesimlerine ulaşmak gibi bir görevle karşı karşıya bulunmaktadır. Bu da yeni bir iktidar üslubu demektir." Erbakan ve arkadaşlarının, cami, türban gibi "öncelikli" olmayan sorunlara gereğinden fazla asılarak toplumu kutuplaştırmaları belli ki, artık İslamcı kesimde de "eleştiri" konusu oluyor. Ahmet Taşgetiren'in Refah'a yeni bir iktidar üslubu önerdiği eleştirel değerlendirmesinde iki temel gözlem var: "Refah'ın şu andaki görüntüsü iki çizgide gelişiyor: 1- Etkili güç odakları ile karşı karşıya gelmek söz konusu olduğunda gerilemek, susmak, sinmek... 2- Bazı alanlarda ise dişe diş cebelleşerek her türlü gerilime prim vermek pahasına olsa bile asılmak, söke söke almak." Yazar, şöyle devam ediyor: "Birinci tavır, hedef kitle nazarında bile Refah'ı ilkeli bir parti görüntüsünden uzaklaştırıyor, takiyye, yani kurnaz bir suskunluk içinde gösteriyor. Güveni aşındırıyor. (...) Askeri Şura kararları, Kriz Yönetim Merkezi, askere özel zam, İsrail'le anlaşmalar... Refah'ın bu alandaki görüntüsünü besleyen hadiseler oldu. Refah kendi çizgisini empoze edemedi, gerilediği için saygı görmedi, yani yeni toplum kesimlerine ulaşamadı, kendi tabanında da itibar aşınması yaşadı. İkinci tavır, daha çok Refah'ın kendi tabanının duyarlılıklarını yansıttığı farzedilen popüler konularla ilgili. Başörtüsü, kurban derileri, Taksim'e cami, sokak defileleri, cuma mesaileri vs... Bu alanlarda Refah'ın karşısına sistemin zinde güçleri yerine `daha kolay baş edilebilir' güçler çıkıyor... Sonuçta ortaya kıran kırana bir tartışma, çatışma, gerilim çıkıyor. Belki Refah, bu alanlarda iktidarın imkanlarını ve Meclis aritmetiğini devreye sokarak belli neticelere de ulaşıyor ama geride dişe diş bir kavgadan galip çıkmanın ürünü olan buruk bir tat kalıyor. Toplumda tezlerinizin haklılığının kabulü yerine bilek güreşinde alınmış bir sonuca katlandığınız intibaı oluşuyor. Tartışma zemini derinleşiyor. Kutuplar daha net ayrışıyor. Burada da,`Refah'ın özel, marjinal bir çizgi oluşturduğu' kanaatine ardından da hesap, en tabii insan haklarının ve inanç özgürlüğü uygulamalarının RP endeksli `siyasi boyut' karmaşasına sebep oluyor. İnsanlar, RP'ye karşı çıkarken, aynı zamanda İslam'ın en tabii gereklerine karşı da bir cephede toplanmış oluyorlar." Yazar, Refah'a yeni bir iktidar üslubu önerirken, susmakla isyan etmek arasındaki hassas dengeden söz ediyor ve şu sonuca varıyor: "RP eğer, kendi misyonunun gerektirdiği üslubu bulamaz ve klasik iktidar üslubuna angaje olarak derin çatışmaların uzantısı haline gelirse, sonuçta sistemin marjinalleştirme projesinin kurbanı olacaktır. Var olacaktır, ancak geniş toplum kesimlerinden tecrit edilmiş bir çizgi olarak var olacaktır..." Görülüyor ki, Refah'ın gidişini beğenmeyenler, sadece Çankaya, ordu, muhalefet partileri değil; İslamcı yazarlar da, Erbakan'ı uyarmak zorunda kalıyorlar. Peki, Hoca ne yapıyor? Taksim'e cami tepki mi yarattı, "alın size bir cami de Çankaya'ya" diyor. Ramazan'ı fırsat bilerek, küçük çocukları, genç kızları spor salonlarına doldurup, dinci showların aracı yapıyor. Refah'ın bu cepheleşmede çok tehlikeli bir rol verdiği kesim de, partinin gençlik örgütüdür. Kayseri toplantısında Hoca'yı koruyan özel kıyafetli milislerin "Bosna ordusu"na özenmeleri gözlerden kaçmadı. Erbakan, toplumu politize etmek yerine, koalisyonun büyük ortağı olmanın gereklerini niye yerine getirmiyor? Sayılı gün çabuk geçermiş. Türkiye'nin dev gibi sorunları çözüm beklerken, Refah'ın radikal kanadına mesaj yetiştirmeye çalışmak, Yeni Şafak yazarının da haklı olarak değindiği gibi, Refah'ı yüzde 80'lik kitleden uzaklaştırmaktadır. Erbakan, Türkiye'nin çoğunluğuna seslenmek istiyorsa, Refah kongresinde "merkez"e yönlendirdiği siyaset rotasına sahip çıkmalıdır. Hoca pusulayı şaşırırsa cemaatin ne duruma düşeceğini, en iyi Refah kitlesi bilir. İslamcı yazarın eleştirisi, bizim günlerdir yazdıklarımıza haklılık kazandırıyor. Erbakan iktidarda kalıcı olmak istiyorsa, yeni bir üslup bulmak zorundadır.
|