Tank yedeginde Refah
"Sincan sendromu" cozulen sistemin yeniden yapilanma geregini haber verdi Refah Partisi hala demokrasi icin bir sans mi, yoksa gercek bir tehlike mi? Turkiye'yi geren bu tartismada, Sincan 'dan gecen tanklarin anlami yeterince tartisildi mi? Ankara Universitesi Siyasal Bilgiler Fakultesi ogretim uyesi Dogu Ergil , yukselen seriat talebini hic kucumsemiyor, ama mucadele edilmesi gereken tek dogmanin da dinsel olmadigi gorusunde.
DOGU ERGiL
Son gunlerde Refah Partisi 'ne yonelen elestirilerin dozu artti. Ama elestirilerin sigligi, Refah'in varlik nedeni olan olgulari anlamamizi engelliyor. Gelin, biz bu olgulari inceleyelim. Refah, bir Turkiye olgusudur. Ne dis mihraklarin, ne de icerideki sapkin guclerin eseridir. Ama, parti, bugun Turkiye'yi kutuplastiran bir etmen olarak gorulmektedir. Bunu bizatihi Refah yapmamaktadir. Var olan kutuplasmalardan birini, laik - dinci karsitligini, belirgin bir bicimde temsil etmektedir. Diger bir kutuplasma cizgisi de Turk - Kurt ekseninde olusmustur. Sanildiginin tersine bu eksen Turkiye'yi bolucu derinlikte ve nitelikte degildir. Cunku Kurtlerin cok buyuk bir bolumu Turkiye'den ayrilmak istememektedir. Yani disari degil, iceri dogru olan bir hareketliligi temsil etmektedirler. Tabii bu degerlendirme, PKK ve yandaslari icin gecerli degildir. Oysa, laik - seriatci cizgisinde beliren catisma ekseni, bagdasmaz bir karsitligi simgelemektedir. Seriat duzeni, demokrasiyi, uzlasma kulturunu, akil (bilim) ve vicdan (farkli inanma) ozgurluklerini totaliter bir siyaset potasinda eriten bir anlayisi yansitir. Alternatif yoktur. Yolun sonudur. Bu nedenle, kendisine uymayanlari dislar. Boluculukten ote, yok edicidir. Dine dayali bir totaliter yasam ve yonetim tarzini benimseyen insanlarin sayisi ulkemizde artmaktadir. Bunlarin bir kismi Refah Partisi 'nin tabaninda yer almaktadir. Onlarin bir bolumu, bu partinin kendilerini nihai hedefe tasimayacagini bilmelerine ragmen, "gittigi yere kadar kendimizi tasitiriz" anlayisi ile partide "simdilik" yer almislardir. Bir bolum koktendinci, zaten Refah Partisi'ni ilimli bulmaktadir. Bu nedenle, bagimsiz olarak orgutlenmekteler ve silahli bir guc olarak ilerideki buyuk "kavgaya" hazirlanmaktadirlar. Turkiye 'nin en buyuk sikintisi, yetmis yildir kirsal ekonomisini ve nufus yapisini donusturememis olmasi, bunun icin ciddi ve kararli bir caba gostermemis olmasidir. Bugun gelinen noktada, ortalama uc yil egitilmis, kisi basina uc bin dolarin altinda bir gelirle, ezici boyutlara varan bir enflasyon ve issizligin ogutucu tehditi altinda, hala buyuk bolumu modern dunyadan kopuk koylerde veya koysel kent varoslarinda yasamak zorunda kalan bir toplum gorunumundeyiz. Ustelik bu tablo, sosyal kesitler ve cografi bolgeler arasinda ucurum duzeyine varan esitsizliklerle golgelenmektedir. iste bu golgeli alanda devlet ile toplum ve toplumun cesitli kesimleri arasinda ciddi gerilimler yasanmaktadir. Ne var ki, ciddi bir restorasyon planlamasinin ne devlet katinda, ne de siyasal partiler duzeyinde izine rastlanmamaktadir. iste, Refah Partisi bu boslugu doldurmaktadir. Simdiye dek siyasetin disinda, dolayisiyla sistemin nimetlerinden uzak tutulan kitleler, Refah sayesinde "merkeze" dogru hareketlenebilmislerdir. Refah onlar icin "guclendirici" ve "tasiyici" bir arac rolu oynamistir. Evet, istanbul 1453 'te fethedilmistir ama, onlarin istanbul'u fethi simdi gerceklesmektedir. Taksim 'e cami, onlarca yeni ele gecirilen "gavur" ya da en azindan "yabanci" istanbul'a dikilen bir bayraktir. Cami, kume dayanismasinin en belirgin simgesidir islamcilar icin. Cankaya 'ya cami isteminin arkasinda da Osmanli payitahtindan sonra Cumhuriyet 'in baskentini fethetme arzusu yatmaktadir. Sincan 'da patlak veken protesto bir tesaduf degildir. Dortyuz bine varan nufusunun buyuk bolumu Corum, Cankiri, Sivas ve Gumushane gibi illerin yoksul ve geleneksel kirsal kesimlerinden Ankara'ya goc etmis kisilerden olusmaktadir. Bu kadar buyuk bir ilcenin ne kanalizasyon gibi bir altyapi ihtiyaci karsilanmistir, ne de bir hastanesi vardir. Sincanlilar da pek cok yoksul ve gucsuz kume gibi ozgurluklerini, guvenlik ile degis - tokus etmeye razi olmuslardir. Onlar icin Refah bu role en uygun olanidir. Refah 'in asil gucu, yandaslarini iyi orgutlemesi degildir. Orgutledigi kitleyi iyi egitmesi ve motive etmesidir (gudulemesidir). Bu nedenle Refah, hem bir siyasal orgutu, hem de bir akimi temsil etmektedir. Baska hicbir parti bu niteliklerin hakkini vermemektedir. Hatta belki ayirdinda bile degildirler. Refah'in, esitsizliklere karsi "adil duzen" ; etnik ve sosyal karsitliklara karsi "islam kardesligi" maddelerinden olusan siyasal mukavele teklifi, toplumun genel arzusuna uygundur. Bunlari nasil gerceklestirecegi belli olmamakla birlikte, parti teskilatinin ciddiyeti, ya da teskilatlanmadaki ciddiyet, Refah 'i digerlerinden daha guvenilir kilmistir. Birinci parti olmasinin bir izahi da budur. Soz konusu siyasal mukaveleyi guvenilir kilan asil unsur onun dinsel olarak temellendirilmis olmasidir. Bu anlamda din bir inanc sistemi degildir, guvenilmez siyaset ortaminda bir guven damgasidir. iste butun bunlar bir arada Refah'i daha guclu ve etkili bir parti yapmaktadir. Ama Refah'in parametreleri iyi belirlenmis, dengeli bir ekonomik - sosyal programi yoktur. Bu nedenle gunluk siyasetinde subaplar ve sinirlar iyi yerlestirilmemistir. Sincan olayi gibi yol kazalari her an olabilir. Hukumette olmakla, her seyi yapabilmenin ayni anlama geldigi sanilan ulkemizde iktidar gelenegi olmayan, yani sistemin sinirlarini daha secemeyen bir partinin siyasal seyrinin kazalarla bolunmesi cok olasidir. Ancaaak! Yol kazasi yapiyor diye, Turkiye'nin bu en buyuk ve stratejik onem tasiyan siyasal "tasitini" bir tankin yedegine alip goturmek cok yanlis olur. Siyasetin yollarini tehlikeli derecede tikayabilir. Yapilmasi gereken, Refah 'i sistemin icinde tutmaktir. Ama hangi sistemin? Zaten Refah sistemin adil, esitsiz, yoz olmayan ve yoksullastirici olmasina karsi bir protestonun eseridir. O halde her sey, sistemin esasli bir restorasyonuna gelip dayanmaktadir. Bu restorasyon engellendigi surece, sistem karsitliklar ve catismalar uretmeye devam edecektir. Artik anlamaliyiz ki, resmi duzeyde cetelerin olusumu ile, halk katinda cemaatlerin ve tarikatlarin dogusu ayni madalyonun iki yuzudur. ikisi de idari, siyasi ve hukuki sistemin cozulmeye basladigina isaret ediyor. Eger iki olumsuz egilimi de onlemek istiyorsak, Turkiye 'yi cagindan koparan her turlu yasaklarla, engellerle ve dogmalarla mucadele edelim, laik de dinsel de olsalar...
|