toolbar

milliyet logosu
alpay.gif

Muhtesem revizyonist

Sahin Alpay

CiN Halk Cumhuriyeti 'nin, 7 yildir resmen hic bir sifati olmadigi; son 3 yildir ortalikta dahi gorunmedigi halde en guclu adami, en ust lideri olan Deng Siyaoping 92 yasinda oldu. Oldugunde tasidigi tek resmi sifat, Cin Bric Federasyonu baskanligi idi.
Carsamba aksami CNN 'den Deng 'in olum haberini ve bununla ilgili program ve yorumlari izlerken, ister istemez, 1960'larin son yillarini, Cin'de "Kultur Devrimi" ni hatirladim.
Dunyamiz o gunlerde, bugunku kadar "globallesmis" degildi. CNN yoktu. Birakin CNN'i; evimizde televizyon dahi yoktu. Bir gun Cin'de olup bitenleri gunu gunune, aninda izleme imkani dogacagini aklimizdan bile gecirmiyorduk.
Ancak, Cin Komunist Partisi 'nin yabanci dillerdeki yayin organi, Ankara Universitesi Siyasal Bilgiler Fakultesi Dis Munasebetler Enstitusu kutuphanesine geliyordu. Hala yayinlaniyor mu, bilmiyorum... Ama 1966 - 67 ders yilinda Peking Review, okumaya en merakli oldugum yabanci yayinlarin basinda geliyordu.
Belki o yil degil, ama bir yil sonra Cin, dis dunyada ilgimi en cok ceken ulke konumuna yukselmisti. Sebebi, bu ulkede cereyan eden "Proleter Devrimci Kultur Devrimi" idi.
Sosyalist dusuncenin basamaklarini basdondurucu bir hizla tirmaniyorduk: Cetin Altan 'in "israil ve isvec sosyalizmi" ni, Mehmet Ali Aybar 'in "Turkiye sosyalizmi" ni, derken Lenin 'in sosyalizmini hazmettikten sonra sira, Sovyetler Birligi 'nin neden "fasist bir burjuva diktatorlugu" ne donustugunu, neden "sosyal emperyalist" oldugunu kesfetmeye gelmisti.
Cin'de "Kultur Devrimi" ve hemen sonrasina rastlayan o yillarda Deng Siyaoping denince bizim bildigimiz, Cin'de sosyalizmi yikip, yerine kapitalizmi geri getirmeye soyunmus bir "revizyonist" idi. Kendisini ne gormus ne isitmistik; ama Peking Review 'da anlatilanlara bakarak yaptiklarina buyuk bir nefret duyuyorduk.
Cok gecmeden ilgim, Cin'e ilgim tamamen "akademik" bir duzeye indiginde, tabii, Deng hakkinda daha serinkanli bir kani edinme firsati buldum.
Cin'deki gibi olaganustu otoriter ve zalim bir rejim icinde, 1968 ve 1976'da iki kez Komunist Partisi yonetiminden dusup; 1973 ve 1978'de iki kez geri geldikten sonra iktidarin zirvesine tirmanan ve ulkesinde devrim niteliginde degisiklikler gerceklestiren "kucuk dev adam" a bir cesit hayranlik duymamak mumkun degil.
Ancak Deng'in "Kultur Devrimi" nden yakayi kurtarmasinda Mao'nun kendisi hakkindaki yargisinin rolu oldugu anlasiliyor. 1954'ten 1976'da olumune kadar Mao'nun ozel doktorlugunu yapan Dr. Zisuyi Li 'nin anilarina bakilirsa, "Deng'in sorunu" Liu Saoci 'den farkliydi.
Mao'ya gore: Cin Devrimi'nin 2 numarali adami Liu ile aralarinda "uzlasmaz celiski" vardi; Liu bir "halk dusmani" ydi. Oysa Deng ile celiskisi "halk saflarinda" idi. Her ne kadar Deng, "Fare yakaladigi surece kedinin renginin onemi yoktur" diyen, ideoloji yoksulu bir pragmatist ise de, "Yaptigi islerin yuzde 70'i dogru, yuzde 30'u yanlisti."
Herhalde bunun icin, "Kultur Devrimi" denilen facia sirasinda Liu olume terkedilirken, yakini Deng (genellikle sanilanin aksine Zu Enlay 'in degil Mao'nun delaletiyle) geri donmustu. ( The Private Life of Chairman Mao / Baskan Mao'nun Ozel Yasami, 1994.)
Denebilir ki, 1978'de Cin'in 1 numarali lideri olmayi basaran Deng, 1980'lerden itibaren ta 1950'lerden beri savundugu "revizyonist" cizgiyi uygulamaya koydu ve Komunist Parti iktidari altinda kapitalizmi ihya etti.
Deng, 1988'de ayaklanan demokrasi yanlilarini Cin'in bilinen amansizligi ile bastirdi; siyasi reforma izin vermedi, ama ekonomik reforma kapilari alabildigine acti.
Kimbilir, belki Cin'de suren ekonomik reform (yani piyasanin insasi), bir gun siyasi reform (yani demokrasinin insasi) icin gereken kosullari olusturur. Ama Mao 'nun bir sozuyle bitirebiliriz: "Hic bir gerici guc (bu durumda Cin komunist partisi) vurmadan devrilmez." .

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dunya] [Sanat] [Yasam]
[Entellektuel] [Spor] [Kose Yazarlari]