toolbar

milliyet logosu
elekdag.gif

Kohl'un irkci - dinci fanatizmi

Sukru Elekdag

AVRUPALI Hiristiyan demokrat partilerin gecen hafta Bruksel'de, Turkiye'nin Musluman kimligi nedeniyle AB'ye uye olamayacagi yolunda aldiklari karar, her ne kadar, resmi ve baglayici bir nitelik tasimasa dahi, birlik icindeki kuvvetli bir egilimi yansitiyor.
Oturuma katilanlar arasinda, Almanya, italya, ispanya, irlanda, Belcika ve Luksemburg olmak uzere alti basbakanin bulunmus olmasi, toplantinin onem ve agirligini ortaya koyuyor.
Koyu bir Katolik olan ve "Turkiye'nin yeri Asya'dir" diyen Almaya Basbakani Kohl'un kararin alinmasina onayak oldugunun artik gizli - sakli bir tarafi kalmadi. Ankara'daki Alman Buyukelcisi yalanlasa dahi, Kohl'un bu tutumunu Avrupa gazeteleri dogruluyor.
Nitekim, ingiliz, "The Guardian" gazetesi, "Ankara'nin AB uyeligine kabul edilmemesi halinde NATO'nun genislemesini veto edecegine iliskin tehdidine kizan ve ABD'nin Turkiye'yi birlik kapilarinin acilmasina yonelik baskisindan bunalan Kohl'un Turkiye'ye acik bir ret mesaji gonderme yoluna gittigini" belirtmektedir. Ankara'daki resmi bilgi ve degerlendirmeler de bunu teyid ediyor.
Hiristiyan demokrat partilerin iclerindeki bagnazlik ve ayirimcilik zehirini disa vurmalari, her ne kadar, Fransiz, ingiliz ve italyan hukumetlerinin, AB'ye uyeligin kultur ve medeniyet farki gerekcesiyle reddedilemeyecegi yolunda aciklamalar yapmalarina neden olmussa da, anilan devletlerin bu beyanlarini, Turkiye'nin AB'ye girmesi icin kiyasiya bir mucadele verecekleri yolunda yorumlamak cok yanlis olur.
Ote yandan, Alman muhalefet partilerinin Kohl'a karsi gosterdikleri tepkiden de bir sey cikacagini umut etmek fazla hayalperestlik olur. Zira, Almanya'da, yabanci dusmanligi, irkcilik, anti - semitizm ve dini hosgorusuzlugun ulastigi urkutucu boyutlar nedeniyle, Kohl'un Turkiye'ye karsi sergiledigi tavrin kamuoyunda bir rahatsizlik uyandirmasi beklenemez.
Bu soylediklerimiz, Turkiye'nin AB aile fotografinda yer almasi sansinin pek az olduguna isaret ediyor.

KOHL'UN KAFASINDAKi AVRUPA MODELi

Kohl'un ulkemize karsi olan tutumunun bir nedeni de, kafasindaki Avrupa modelinde Turkiye'ye yer olmamasindan kaynaklaniyor.
Kohl'un NATO'nun genislemesine buyuk oncelik vermesi, merkezi ve Dogu Avrupa devletleri arasindan ilk asamada, Polonya, Macaristan ve Cek Cumhuriyeti'nin ittifaka uye olmalarini saglayarak, Almanya ile Slav dunyasi arasinda bir guvenlik kusagi olusturmak istemesinden ileri geliyor.
Kohl'un bir diger hedefi de, sozkonusu uc merkezi Avrupa devletinin NATO'dan sonra AB'ye de katilmalarini saglayarak Bonn'un bu ulkeler uzerinde etkisini pekistirmek ve bu suretle Oder - Neisse Nehri'nin dogusundaki topraklari ekonomik acidan Almanya'ya entegre etmektir. ikinci Dunya Savasi sonunda Polonya'ya birakmak zorunda kaldiklari bu topraklari Almanlar hic unutamamislardir.
Kohl, bu ozel nedenlerle ilgi duydugu Polonya, Macaristan ve Cek Cumhuriyeti'nin AB'ye katilmalarini geciktirecegi kaygisiyla da Turkiye'nin birlige tam uyeligine karsi cikiyor.

NATO KARTI YILMADAN OYNANMALI

Turkiye, eger bu yil icinde kararlastirilacak AB genisleme surecine alinacak ulkeler listesine dahil edilmezse, tam uyelik kapilarinin ulkemize artik ilelebet kapanmasi buyuk bir olasilik. Zira, 2020'li yillarda AB tekrar genislese dahi, o zamana kadar Turkiye ile birlik arasindaki farkliliklar o denli artacaktir ki, artik ulkemiz icin tam uyelik olanaksiz bir hale gelebilecektir.
Bu da, ulkemizin uluslararasi konumunu ve cikarlarini olumsuz yonde etkileyecek yasamsal bir nitelik tasiyor.
Bu durum, Turkiye'yi "NATO'ya veto kartini" oynamaya zorluyor. Turkiye, gerek ABD, gerekse AB'den yonelecek tum baskilari goze alarak tam bir kararlilikla ve yilmadan bu karti oynayabilirse, AB'den dislanma sansini yaratabilir.
Bu kart kuvvetlidir. Cunku, Avrupa'nin gelecekteki guvenlik mimarisi, Avrasya stratejik dengelerinde kritik bir yeri olan Turkiye'yi de bu buyuk guvenlik cemberine almadan olusturulamaz.
Bu kart mesrudur. Cunku, Turkiye, 1952'den bu yana Avrupa'nin bolunmuslugunun asilmasi icin verilen ve demokrasilerin zaferi ile sonuclanan mucadeleye on saflarda katilmis ve onemli katkilarda bulunmustur.
Bizim buradan Kohl'a ve AB'ye verecegimiz bir de mesaj var.
AB'ye uyeligi din faktorune baglayarak, din ve kultur acisindan farkli olmasi nedeniyle Turkiye'nin yuzune birlik kapilarini kapatmaya calisan bir zihniyet, akil almaz bir irkci - dinci fanatizmi, ayirimciligi ve kulturel sovenizmi yansitiyor.
Baris, adalet, demokrasi ve insan haklari sampiyonlugu yapan AB'nin; dini, milliyet sinirlarini asan bir ust kultur olarak dunyaya takdim eden ve Bati uygarligini bu temele oturtarak diger uygarliklari ve dinleri karsisina alan bir zihniyetle mutlaka mucadele etmesi gerekir. Cunku boyle bir zihniyet dunyayi sadece felakete surukler.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dunya] [Sanat] [Yasam]
[Entellektuel] [Spor] [Kose Yazarlari]