"Avrupa Kultur Projesi" ile "Turkiye Kultur Projesi" arasindaki fark
Zulfu Livaneli
YENi ortaya atilan deyimle "Avrupa uygarlik ve kultur projesi" nde yer almadigimizin aciklanmasi, sarsintilara neden olmakta. Dogrusu aci bir durum! Cunku iki yuz yili askin bir suredir mucadelesi verilen, ugruna kan ve dusunce bedelleri odenen "garplilasma", daha dogrusu "dunyalilasma" cabasinin bir kez daha geri cevrilmesini ve kapilarin yuzumuze kapanmasini kabullenmek kolay degil! Acaba, gercekten Avrupa kultur dairesi icinde degil miyiz? Batililar buyuk bir hataya mi dusuyor? Yoksa Bati'dan kopmamizin nedeni, bizzat kendimiz miyiz?
iSTE BiR ORNEK
BU sorularin cevabini vermeden once, gelin guncel bir ornek uzerinde duralim. Fransa ve Almanya'nin iki dilde ortak yayin yaptiklari cok onemli ve prestijli bir televizyon kanali var. Adi, ARTE! Bu televizyon kanali bircok Avrupa ulkesinde milyonlarca seyirciye sahip. Bazi aksamlarini tek bir konuya ayiriyor. Butun bir gece o konuyu isliyor ve TEMA adi verilen bu ozel yayinda, ARTE'nin milyonlarca seyircisine yeni milyonlar katilip, izlenme oranini zirveye cikariyor. Varsayalim ki ARTE televizyonu, butun bir TEMA aksamini Belcikali bir sanatciya ya da bir italyan yazarina ayirmis olsun. Butun gazetelerin mansetlerden duyurdugu ve milyonlarca insanin saatler boyu seyrettigi boyle bir program, Belcikalilara ya da italyanlara onur vermez mi? "Elbette verir!" dediginizi duyar gibiyim. Peki ARTE, butun geceyi bir Turk yazarina ayirsa ve Avrupa'nin en buyuk gazeteleri bu programi ove ove bitiremeseler ne olur? ilk akliniza gelen dusunceyi biliyorum. "Muthis onurlaniriz. Seviniriz!" diye dusunuyor olmalisiniz. * * * AMA ne yazik ki oyle olmuyor iste! ARTE televizyonu, gecen sali aksamini Yasar Kemal'e ayirdi. Bu program icin aylarca calistilar, yuz binlerce dolar harcadilar. Program onceden Le Monde, Liberation, Frankfurter Rundshau gibi kaliteli gazeteler tarafindan goklere cikarilarak duyuruldu. Milyonlarca Avrupali ekran basina gecip, Yasar Kemal'in sanati uzerine hazirlanmis iki buyuk belgesel izlediler. Bu belgesellerde Fransiz Akademisi uyeleri, kultur bakanlari ve Avrupa'nin taninmis sahsiyetleri konustu. Belgesellerin arkasindan da Yasar Kemal'in romanindan beyaz perdeye aktarilan bir sinema filmi gosterildi. Ve ne yazik ki sizlerin bundan haberi olmadi. Cunku Turkiye'nin etkili ve yetkili cevreleri, bu isi onemsemedi. * * * DEMEK istedigim su: Birakin Avrupa kultur projesinin icine girmeyi, Avrupa bizim kendi kultur degerlerimize egildigi zaman bile ilgilenmiyoruz. ARTE gibi bir televizyonumuz yok. Bir yabanci yazara butun bir geceyi ayiracak ve bu konuda milyarlar harcayacak bir Turk kanalina deli gozuyle bakilir. Avrupalilar bu deliligi (!) yapip da bizim kulturumuzu yucelttigi zaman bile bu isin haber degeri olmuyor. * * * "TURKiYE kultur projesi", Ankara'daki karacumlesi bozuk birkac yerel siyasetcinin, ciglik cigliga haykiran sarkicilarin, giderek kabalasan ve dunyada sanat adina incelmis hangi duygu varsa, onun uzerine zimpara surtmeyi marifet sanan bir anlayisin pesine takilmis gidiyor. Bir zamanlar "dunyayi degistirmek" icin yola cikmis arkadaslarimizin, populer degerlere nasil tapmaya basladigini sessiz bir taniklikla izliyoruz. Gencliginde Proust'la, Seyh Galib'le, Rachmaninov'la ilgilenen dostlarimizin, nasil "gecekondu ve Kapalicarsi barok"unun temsilcileri haline geldigini gorup uzuluyoruz. Yine de karismiyoruz. Turkiye bildigi yolda gitsin. Ama bu ciglik cigliga gobek atma histerisini, "kultur" yerine koyup, dunyaya yutturmak istemek biraz ayip kacmiyor mu? Avrupa ne yazik ki bu ulkenin "azgelismis ilahlari"yla(!) degil, gercek kultur degerleriyle ilgileniyor. Belki ilerde "Turk kurnazligi" bunun da bir caresini bulur!
Not: Bu konuya hic deginmemeyi yegleyerek, bir yerlerde yazilip cizilmesini bekledim. Ama baktim ki hic kimseden ses cikmiyor, ilgili okurlara duyurma gorevini ustlenmeye mecbur kaldim.
|