Hem ibadet hem ticaret
Seref Oguz
islam ekonomisi ne kapitalist, ne de sosyalisttir, o sadece islamidir.. Arastirmaci Faik Bulut'un tarikat sermayesi arastirmasindaki ana tema bu. Bulut, Turkiye'de giderek buyuyen islam burjuvazisini inceledigi dev arastirmasinda, kamu mulkiyetini gokyuzune, ozel mulkiyeti de yeryuzune indiren bir yapilanmayi irdeliyor. Siyaseten yasak ama ticareten serbest faiz anlayisinin bu topraklarda yarattigi serbest piyasayi Faik Bulut, islam ahlaki ile protestan ahlakinin bulustugu yer olarak tanimliyor. Alman - Avusturya kirmasi bir sistem olarak tanimladigi islami bankaciligin son yillarda yayginlik kazanmasini, holdinglesen tarikat olgusuna bagliyor. Refah'in yukselme surecinde hepimizin hissettigi ancak adini koyamadigi bu gelismeyi analiz eden Faik Bulut'un verileri, onceki gun TESEV'in acikladigi 'Turk Degerler Arastirmasi' sonuclariyla da sasilasi bir parallellik icinde. Ben bu gelismeyi, "Ay Dernegi Sendromu" olarak adlandiriyorum. Erasmus, Josiah Wedwood, muhendis Mattew Boulton, buharli makinayi icat eden James Watt ve pek cok seckin entellektuel... Bunlar, 19'uncu Yuzyil ingiltere'sinde, sanayi caginin temellerini atanlardan yalnizca birkac isim. Kurduklari Birmingham Ay Dernegi'nin diger uyeleri ise bilim adamlariyla seckin sanayiciler... Dernek uyeleri, ayda bir kez, dolunay gecesinde biraraya gelip teknoloji ve ortak odagi olan oteki konular uzerinde tartisirlardi. Camin ve balcigin kimyasi, arastirmacilik, jeoloji ve henuz gelismis olan iklim ve hava bilimi, tartisilan konular arasindaydi. Yeni kanallar, buharin ve ruzgarin yardimiyla hasat yapmayi saglayacak aygitlar uzerinde projeler uretirlerdi. Ay Dernegi, sanayi devriminin entellektuel tarlasi oldu. Kapitalizmin, bir bakima, kabul edilebilir yuzuydu. Hic farkinda olmadiklari halde, bu insanlar, ingiliz dusuncesini 20'nci yuzyil laikliginin karakteristigine dogru itilmesinden sorumluydular. Dogaya yonlendirilebilir bir islem olarak yaklasmanin karli sonuclari, onlari, doganin teolojik onemi uzerinde durmaktan uzaklasmaya yoneltti, tam tersine, akilci kurallarla ilgilenir oldular. Herhangi bir seyden para elde edilebilecegi dusuncesi, zihinleri bir noktada yogunlastirdi. Tanrisal yaklasimlar bir yana birakildiginda kazanc daha da cogalabiliyorsa, isadamlari boyle bir olanagi degerlendirmezlik edemezdi. Bilimin pesinden kosmak, genelde, refaha ulasmakla sonuclanir; ve, boylelikle, bir sure icin merakli bir laiklik aliskanligi, hayat tarzi haline gelir. iste bu nedenle Hiristiyanligin dogmalari, Ay Dernegi uzerindeki etkilerini yavas yavas yitirmeye basladi. Gerci pek azi tumuyle ateist olmuslardi ama geri kalanlari da artik Tanri'yi, dogal dunyada meydana gelen her seyin aciklamasi olarak gormuyorlardi. Baslangicta dogmatik Hiristiyan ve her sosyal olayi din sablonuyla cozme ogretisiyle yola cikan Ay Dernegi uyeleri, bir sure sonra degistiler. Uretimi, fizigi, kimyayi, piyasayi, paranin ve ticaretin yeni boyutlarini ozumsemek zorunda kaldilar. Saniyor ve umuyorum ki, Turkiye'de "Adil Duzen dogmasindan" piyasa ekonomisi dogasina gecis sureci, Ay Dernegi uyelerinin basina gelenlere fazlasiya benzeyecek.
|