toolbar

milliyet logosu

Meclis Kulisinden


Yalan makinesi

BAŞBAKAN Yardımcısı Tansu Çiller'in hastane denetimlerinin ardından karakol denetimlerine başlaması sadece muhalefet partilerinin değil, DYP içinde de tepkilere neden oldu.
Çiller'in karakol denetimi sırasında yalan makineleri alınacağını duyurması Olağanüstü Bölgesi eski Valisi ve DYP Ankara Milletvekili Ünal Erkan tarafından geçen hafta yapılan basına kapalı grup toplantısında kınanıyordu.
Erkan, karakol denetimleri sırasında Çiller'in sözlerine gönderme yaparak, duyduğu sıkıntıyı şöyle dillendiriyordu:
"Son zamanlarda yapılan açıklamalar emniyet camiasında kırıcı etkiler yaratıyor. Suçluların bulunmasında delillerden şahıslara gidilirken, şimdi şahıslardan suçlulara gidilmesi yönünde bir hava yaratıldı.
Ayrıca, `bundan sonra karakollarda işkence aletleri olmayacak' sözleri bundan önce her karakolda işkence aletleri vardı anlamını doğuruyor. Bazı münferit olaylar olabilir. Ama bunları genele yayarak polisimizin moralinde çöküntü yaratmamaya özen gösterilmesi gerekir."
DTP Genel Başkan Yardımcısı Necdet Menzir ise Çiller tarafından gündeme getirilen yalan makinesinin öncelikle Çiller'de denenmesini isteyerek bir ayrıntıya dikkat çekiyordu.
Menzir, böyle bir uygulamada makinenin zorlanacağını belirterek, "Sözü edilen yalan makinesi, yalanları ortaya çıkarma işlevini yerine getiriyor. Çiller'in söylediklerinin ne kadar doğru olduğu herkes tarafından biliniyor. O nedenle makine öyle bir işlev yüklenmeli ki, doğruları ortaya çıkarma konusunda kurgulanırsa daha az enerji harcar, daha az yıpranır" diyordu.
Kulislerde geçen hafta içinde bolca konuşulan yalan makineleri hakkında en somut adımı ise DSP Gaziantep Milletvekili Mustafa Yılmaz attı.
Yılmaz, TBMM Başkanlığı'na Çiller'in yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi vererek söz konusu makineleri Başbakan Necmettin Erbakan ile Yardımcısı Tansu Çiller'in kullanıp kullanmayacağını sordu.
Yılmaz, gerçeklerin vatandaşlar tarafından bilindiğini belirterek, bütçeye gereksiz yere yük getirmemesi için makinelerin RP ve DYP Genel Başkanları tarafından mutlaka denenmesini istedi.
---------------------------------

Pompalı tüfekler

POMPALI tüfekler ilk kez Mesut Yılmaz'ın "RP tabanı pompalılarla silahlanıyor" sözleriyle gündeme gelmişti. MGK'nın kararıyla da bir tartışmadır başladı. İlk resmi yasaklama girişimi kara avcılığı yasa tasarısının görüşüldüğü TBMM Tarım Komisyonu oldu. RP pompalı tüfeklerin yasaklanmasına karşı çıkıyordu ama ya konuyu genel başkanlarının gündeme getirdiği ANAP? ANAP ve RP'li üyelerin ittifakı ile yasaklama reddedildi. Yılmaz komisyon üyelerine "Ben yasaklansın demedim kaçak silahlar disiplin altına alınsın dedim" diyerek sahip çıkıyordu ama gece toplanan ANAP grubu da bir kere pompalanmıştı. Gönlü avcılıktan ve tüfeklerden yana olan Tokat Milletvekili Metin Gürdere kürsüye gelip neden karşı çıktıklarını anlatırken, salonda "doğa katliamı yapıldığını" söyleyen yeşiller ateşlendi. Gürdere, konunun can alıcı noktasını açıkladı. Domuz avında pompalı tüfek kullanılması zorunluydu. Pompalı tüfek sanayisi de kurulmuştu ve domuz avcılarının (Yılmaz'a bakılırsa bunların büyük bölümü RP'li) hizmetindeydi. Tartışma uzunca sürerken Mustafa Taşar'ın bir sorusu hem salonu güldürdü hem de tartışmaların dışarı taşmasına neden oldu. Taşar "Pompalı tüfek icat edilmeden domuzlar neyle vuruluyordu" diye sormuştu. Soruya Gürdere'den yanıt gelmedi ama salon karışmaya devam etti.
--------------------------------------

Bunları biliyor musunuz?

* ANAP'ın her ay serbest gündemle yaptığı gece toplantılarının hafta içinde yapılan sonuncusunda 8 yıl zorunlu eğitim nedeniyle imam hatip liselerinin orta bölümlerinin kapatılmasına karşı çıkan İstanbul Milletvekili Ali Coşkun'un "benim de Coşkun kolejlerim var" dediğini, salondan "Coşkun kolejleri imam hatip mi" seslerinin yükseldiğini,
* Bursa Milletvekili İlhan Kesici'nin imam hatipler konusunda görüşlerini açıklayan Milli Eğitim eski Bakanı Metin Emiroğlu'na "konuşmanın ilk beş dakikasında (5 artı 3'ü savunuyor) derken, sonraki beş dakikada (tamam sekiz yılı kesintisiz savunuyor) dedim. Sonra birden bire yönlendirmeden yana göründün. Sahi sen hangi formülü savunuyorsun" diye sorduğunu. Emiroğlu'nun da "Sen sonunu dinlememişsin, ben çok iyi bağladım" yanıtını verdiğini,
* Grup toplantı salonunda hararetli şiirli pompalı tüfek ve eğitim tartışması yaşanırken dışarıda zaman dolduran milletvekillerinin "iktidar milletvekilleri evinde uyuyor, biz burada ne çalışıyoruz" diye yakındığını..
--------------------

Pehlivanlı nasıl kurtulmuş?

Feridun Pehlivanlı ANAP'ın genç, heyecanlı ve çevreci milletvekillerinden biridir. ANAYOL hükümeti ile birlikte Çevre Komisyonu'nun da başkanı olan ve bu makamı REFAHYOL hükümetinde de korumayı bilen Pehlivanlı ANAP - DYP hükümeti döneminde partisinden ayrılma noktasına gelmiş. Niye mi? Çevre tutkusundan. Muhalefette iken seçim bölgesi olan Bursa'da yapılması planlanan Orhaneli Termik Santralı'na şiddetle karşı çıkmış Pehlivanlı. Çevre Komisyonu Başkanlığı'nda da. Ancak muhalefeti santralın yapımını durduramamış. Temel atma töreni ise Yılmaz'ın Başbakanlığı dönemine kalmış. Temel tarihi yaklaşırken o da üzülerek partisinden ayrılmaya karar vermiş. Partiden neden mi istifa etmemiş. Çünkü, temel atım tarihinden birgün önce ANAYOL hükümeti bozulmuş ve tören ertelenmiş. Pehlivanlı da rahat bir nefes almış.
-----------------------

Haftanın gafı

BAŞBAKAN Yardımcısı Tansu Çiller, geçen hafta topladığı grupta, bugün yapılacak MGK toplantısı öncesinde "hükümetten çekilelim" seslerini dindirmek için, "MGK kararlarını kimse gayrıciddi görmesin. Kararlar uygulanacaktır" sözleriyle çaba sarfediyordu.
Çiller, parti içinde artan muhalif harekete de bir mesaj göndermeyi ihmal etmedi. Çiller'e göre iktidar ortakları dışında ortaya atılan her öneri hükümeti yıkmayı hedefliyordu. Bunlardan biri de son günlerde sıkça gündeme getirilen "Yarı Başkanlık Sistemi" idi.
Çiller, bu konuya da el attı ve tartışmaların ardında hükümeti yıkma hesaplarının yattığını dile getirerek, grupta kendisini dinleyenleri şaşkına çevirdi.
Çiller, "Başkanlık Divanı Sistemi" ve "Yarı Başkanlık Divanı Sistemi" tanımlamasıyla bu konudaki görüşlerini aktarırken, grup sonrasında Çiller'in bu tanımlamasından etkilenen DYP'li bazı milletvekilleri de yeni bir model öneriyordu: "Türkiye'nin bu sıkıntıları aşması için neden Yarı Genel İdare Kurulu Sistemi'ne geçilmesin?"
----------------------

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dünya] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları]