toolbar

milliyet logosu

Hükümete mayısa kadar süre

Parlamenter "ara rejim" kapısı mayısta aralanacak. MGK kararlarının yaşama geçirilmemesi durumunda, "ivedi tavsiyeler" gündeme gelecek

Zülfikar DOĞAN - ANKARA

MİLLİ Güvenlik Kurulu'nun (MGK) bugünkü toplantısında, 28 Şubat'ta alınan kararların üzerinden yalnızca bir "geçiş" yapılacak ve tavsiyelerin altı bir kez daha çizilecek. Kurulun asker kanadı, kararların uygulanmasına dönük hükümet takvimini dinlemekle yetinecek. Askerler, tavsiyelerin yaşama geçirilip geçirilmediğiyle ilgili tartışmayı, nisan sonundaki olağan toplantıya bırakmayı planlıyor.
Bunun iki nedeni var. Askerler, hükümetin DYP kanadındaki son çıkışlar ve Çiller'in yakın çevresindeki bazı isimlere iletilen mesajların ardından, DYP'de "hükümetten çekilme" eğiliminin gündeme gelmesini ve doğal bir süreçle hükümetin son bulmasını bekliyor. Bu gerçekleşmediği takdirdeyse, nisandaki toplantıda MGK'nın bu kez daha ağır bir bildiri ve "ivedi tavsiyeler" dizinini kabul etmesi yöntemiyle hükümetin çekilmesi sağlanacak.
MGK eski Genel Sekreteri emekli Oramiral Bayazıt Paşa'nın 28 Şubat MGK'sından sonra yaptığı "MGK bildirisinin asıl adresi DYP ve Çiller'dir. Hükümeti bozacak taraf budur. Dolayısıyla bildirinin mesajını alması gereken Tansu Hanımdır" değerlendirmesi, geçerliliğini koruyor.
Bu çerçevede, MGK'nın ve kurulun asker kanadının kararların uygulamaya geçirilmesi için hükümet açısından belirlediği "makul" süre, nisan sonunda dolacak. Bu sürenin bitiminde kararlar hala "imzalandı, imzalanmadı" tartışmasıyla geçiştiriliyorsa, mayısta parlamenter "ara rejimin" kapısı aralanacak. ANAP'lı Eyüp Aşık'ın genişletilmiş başkanlık divanı toplantısında mayısa dikkat çekmesi ve MHP Lideri Alparslan Türkeş'in "Mayısta bir askeri hareket olabilir. Bunun için uzlaşma gayretlerimi sürdürüyorum" açıklaması boşuna değil.
Sanayi Bakanı Yalım Erez'in "MGK kararları uygulanmazsa, hükümetin biteceği" açıklaması yanında, Mehmet Ağar'ın DYP'nin hükümetten çekilmesi talebini gündeme getirmesi de boşuna değil. MGK'nın ve askerlerin kurul gündemine bugüne kadar getirmediği asıl gündem maddesi, örtülmeye çalışılan Susurluk Dosyası. Asker gölgesi altındaki geniş tabanlı bir "ulusal mutabakat koalisyonunun" didiklemek zorunda olacağı ve muhtemelen pek çok siyasinin "yüreğine inecek" bu dosyada, o zaman "fezlekelerin sümenaltı edilmesi" sözkonusu olmayacak. İşte bu yüzden "mesajı alan" DYP'li bazı isimler, son günlerde hükümetten çekilme çıkışı yapıyor. Çiller de bunu gördüğünden, Hoca'yı kararları uygulamaya ikna etmeye ve hükümeti sürdürmeye çabalıyor.
Hoca'nın derdiyse, askerler ve MGK delaletiyle "götürülüp", ilk seçimlerde oylarını katlayarak gelmek.
Geniş tabanlı ulusal mutabakat koalisyonu gündemindeki temel konuların başındaysa, "yarı başkanlık ya da başkanlık sistemi" doğrultusunda Anayasa değişikliğiyle RP'yi "eritecek" iki turlu seçim sistemi yönünde seçim ve siyasi partiler yasası değişikliği olacak. Anayasa ve yasa değişikliği "taslakları" için bile askeri cenahın taslak metinleri hazır. Dolayısıyla bugünün uluslararası siyasal konjonktüründe, "ABD artık darbeleri desteklemiyor" yaklaşımının "rehavetine" düşmek yanlış. ABD darbeleri desteklemiyor, ama Çiller'i de desteklemiyor. Kaldı ki, mayıstaki süreçte planlanan, darbe değil, "parlamenter ara rejim koalisyonu" olacak. Çiller'in yakınındaki Cevheri'nin suskunluğu, Çankaya'da Demirel'in "germeyin" çağrıları, Çağlar'ın 20 günlük ABD turu dönüşü "ayağının tozuyla" Köşk ve Genelkurmay temasları yanında "Bu ülkeye başbakan olacağım, olanlar benden iyi mi?" açıklamaları, okyanus ötesinden "mesajın alındığının" işaretleri.
Dışişleri Bakanı'nın katılmadığı Yunanistan Ulusal gününe Karadayı'nın, "Ben bir kapı açıyorum, arkası gelecek" diyerek gidişi, Pangalos'un Türkiye'nin "Avrupalı" olduğunu keşfeden çıkış ve değerlendirmelerinin tümü, ABD'nin oluşturduğu yeni dünya düzeninde "bölgesel krizler istememesinin" izleri ve işaretleri. İşaretleri anlamayan, Çiller ve Erbakan.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dünya] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları]