12 Mart 1997

milliyet logosu

Bir adam ve bir ulusun kaderi

Muharrem Karsli

DUNYADA toplu intiharlar yalniz Amerika'daki garip tarikatlarda gorulmuyor. Uluslar da intihar girisimlerinde bulunabiliyor. intihar yonetimi ise birbirini yemekle baslayip, sonunda kendini yiyip bitirmek. Cagimizda bunun en uzun suren ornegi Lubnan ve Afganistan. Daha sonra Ruanda, simdilerde Zaire ve bizi en cok ilgilendireni Arnavutluk.
Kendi kendisini yiyen uluslarda, onceleri dunya kamuoyunun hic bilmedigi ya da farkinda olmadigi kamplasmalar ortaya cikiyor. Lubnan'da Maruni Hiristiyanlar, Sunni ve Sii Muslumanlar, Durziler vs, daha ziyade din gorunumu altinda bolunmeler goruldu. Afganistan'da din faktoru yok, ama Pastular, Beluciler, Ozbekler gibi etnik bolunmeler rol oynuyor. Arnavutluk'ta ise kabilecilik var: Guneyli "Geg"ler ve kuzeyli "Tosk"lar. Enver Hoca Tosk, simdiki Cumhurbaskani Sali Berisa Geg imis.
Ulusu kamplara bolerek intihara surukleme denemeleri bizde de yapildi. Turklerle Kurtler etnik catisma, Alevilerle Sunniler mezhep catismasi icine cekilmek istendi. Ama, Turkiye bir Lubnan veya bir Afganistan olmadigi icin bunu basaramadilar. Yine de girisimler suruyor.
Ne var ki, uluslari intihara suruklemekte liderler ve politikacilar da rol oynayabiliyor. Neticede, yuzeyde din veya irk catismasi gibi gorunen olaylarin altinda iktisadi sebepler yatiyor. Lubnan'da Muslumanlarla Hiristiyanlar arasindaki iktisadi dengesizlik, Afganistan ve Arnavutluk'ta ise genel yoksulluk rol oynuyor.
Arnavutluk Cumhuriyeti'nin kurucusu Enver Hoca'nin hayat hikayesi Ataturk'unkine cok benziyor. Belki de kendisine Ataturk'u ornek almisti. Savaslar, devrimler, kalkinma cabalari vs. Ancak, Enver Hoca cevresindeki ulkelerle iyi iliskiler kurmak yerine, kendisini ve ulusunu cevresinden soyutlayarak Arnavutluk'u Avrupa'nin gobeginde bir buyuk hapishane haline getirdi. Dunya ile baglantisini kesti. Daglik bir ulke olan Arnavutluk'un kalkinmak icin dis kaynaklara ihtiyaci vardi. Ama Enver Hoca'nin anayasasi bunu yasakliyordu. Ulke turizme kapaliydi, yurttaslar disari gidemiyorlardi.
Enver Hoca, komunist oldugu halde Rusya ile baglarini kopardi. Komunist Cin'e sirtini dayayarak Rusya'ya kafa tutmaya basladi. Ruslarin Arnavutluk'u isgal edecegi saplantisi yuzunden, daglik Arnavutluk'un az miktarda sahip oldugu duzluk araziden en verimlisi olani, Tiran'la Drac (Durres) limani arasindaki ovayi kucuk beton korunganlarla (makineli tufek yuvasi) doldurdu. Tarimsal uretime zarar verdi ve bunun icin ulkenin birkac yillik milli gelirini harcadi. Simdi bunlari temizlemek icin bir o kadar daha yatirim gerekiyor.
Enver Hoca sagliginda kendi kendisini tanrilastiran bir liderdi. Etrafinda da bol miktarda putperest vardi. Olumunden sonra bu putperestler Tiran'da Enver Hoca Muzesi adi altinda bir tapinak insa ettiler. Bendeniz bu muzeyi gezdim. Hala fonksiyonel mi bilmiyorum. Muhtesem bir bina. Kapidan giriyorsunuz, yuksek tavanli bir fuaye. Ortada Enver Hoca'nin 5 - 6 metre yukseklikte, Washington'daki Abraham Lincoln heykeline benzer bir heykeli var. Ok isaretlerini izleyerek mermer hollerde butun binayi dolasip cikiyorsunuz. Vitrinlerde Enver Hoca'nin elbiseleri, daglarda giydigi pabuclar, gozlukleri, durbunu, haritalar vs.
Bina italyanlara yaptirilmis, butun malzemesi, butun mermerleri italya'dan getirilmis. insaata Arnavutluk'un bir yillik ihracatinin yarisi doviz olarak odenmis. Enver Hoca'nin mezari ise daglik bolgede, sanirim Girokaster'de.
Muzeden cikinca kendinizi tekrar fakirlik, yoksulluk ve perisanligin icinde buluyorsunuz.
Cinliler Tiran'da bir paletli traktor fabrikasi kurmuslar. Fabrika toz toprak icinde, dokuluyor. Artik traktor de uretmiyor. Ulke traktore doydugu icin artik sadece yedek parca yapiyor. Belki simdi kapanmistir.
Bendeniz Arnavutluk'a Ramiz Aliya'nin Cumhurbaskanligi doneminde, henuz komunistler iktidardayken TOBB heyeti ile gittim.
Resmi ziyaret ve anlasmalardan artan zamanda bir resim ve heykel muzesini gezerken iki kisi gelip hicbir sey soylemeden beni apar topar bir arabaya atip goturduler. Endise icinde gidiyorum. Adamlarla anlasmak mumkun degil. O siralarda Arnavutluk'ta resmi araclarin disinda ne taksi, ne hususi otomobil vardi. Bu sayede arabayi tanir gibi oldum. Nitekim, araba Ticaret Bakanligi'nin onunde durdu. Beni ikinci kata cikardilar. Bir odaya soktular ve bir masanin basina oturttular. Biraz sonra tanidik iki kisi geldi (hep iki kisi gelirler). Bana stoklarimizda hangi mallarin bulundugunu sordular. Once sasirdim, fakat sonra, onlerinde sabah gorusmelerinde verdigim kartvizitimi gorunce meseleyi anladim. Borsa Baskani kartvizitimde "istanbul Stock Exchange" ibaresi vardi ve bunu "Stok Mubadele Baskani" olarak tercume etmislerdi. Elimde satilamamis ucuz (tapon da olabilir) mallar varsa onlari kendi stok mallariyla degistirmek istiyorlardi.
Stock Exchange'in hisse senedi borsasi oldugunu anlatmaya calistim olmadi. Once hisse senedini, sonra borsayi anlatmam yarim saat surdu. Anlatabildigimi de sanmiyorum.

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dunya] [Sanat] [Yasam]
[Entellektuel] [Spor] [Kose Yazarlari]