Ne seriat ne darbe
Derya Sazak
BASKENT'te "firtina sonrasi sessizlik" donemine girildigi gozleniyor. 28 Subat'ta kopan firtinanin siyaset gundemine tasidigi yeni sorunlar MGK'nin bugunku toplantisinda "gundem disi" kalabilir. Cunku bir aydir her sey soylendi, yazildi - cizildi, tartisildi. Sira, Bakanlar Kurulu'nun alacagi onlemlere gelmistir. Basta 8 yil kesintisiz egitim olmak uzere cikarilacak yasalarla ilgili karar yeri ise Meclis olacak. Evet, demokratik surec islemektedir. Ve kopan firtinadan sonra tasan dereler kendi yatagina cekilmektedir. Ancak, 31 Mart oncesi gozlenen sessizlikten, uzun soluklu kalici sonuclar cikarmak da yaniltici olabilir. Dileriz, koalisyon bu hataya dusmez de, Bakanlar Kurulu'ndan beklenen yasalari suratle parlamentoya gonderir. Gelinen noktada, MGK'nin konumunu dikkatle degerlendirmek gerekiyor. 1982 Anayasasi Milli Guvenlik Kurulu'na genis yetkiler tanimistir. Doc. Hikmet Ozdemir, "Rejim ve asker" konulu incelemesinde MGK'nin Bakanlar Kurulu'nun karar alma surecindeki yerini tartismaya acmaktadir. 1983 tarih ve 2945 sayili yasa Milli Guvenlik Kurulu Genel Sekreterligi'ne alinan kararlari "takip ve kontrol" gorevi vermistir. Burada carpici olan yetki sudur: "Milli Guvenlik Kurulu Genel Sekreterligi ayrica Bakanlar Kurulu haline getirilemeyen Milli Guvenlik Kurulu kararlari ile bu kararlara iliskin gelismeler hakkinda da Cumhurbaskani'na, Basbakan'a ve Milli Guvenlik Kurulu'na bilgi sunar." Anlasilan bu gorev MGK'nin nisan toplantisinda yerine getirilecektir. 31 Mart oncesi gozlenen sessizligin gerekcesi MGK Genel Sekreterligi'nin uzerine aldigi gorevlerinde gizlidir. 28 Subat tarihi itibariyle hukumet gozaltina alinmistir. Demokratik icerigi kabullenemez gibi gorulse de 1982 Anayasasi Cumhurbaskani'nin baskanligindaki kurula bu "yetki"yi tanimistir. Bir ay onceki toplantida Turkiye'de laik ve demokratik Cumhuriyet'in korunmasi icin gerekli onlemler hukumete bildirilmis ve beklemeye gecilmistir. Cumhurbaskani ve Basbakan bugunku toplantida, ic guvenlik sorunlari arasinda "irtica"ya deginmezlerse, komutanlar 9 saatlik 28 Subat toplantisindakine benzer bir tartisma acmayacaklar. Deyim yerindeyse o zaman yapilan "ince ayar"di, simdi ise rejim sorunu "rolantiye" alinmistir. Askeri kanadin, temeldeki kaygilarinin devam ettigini soyleyebiliriz. Turkiye'de yonetime egemen olan islamci kadrolasma orduyu rahatsiz etmektedir. Refah'in propagandasi sonucu, imam hatipler sorunu "din dusmanligi" sekline donusturulmustur. Refahcilar da, ortami yumusatmak ve gerilimi dusurmek yerine, "Cumhuriyet'le rovans" havasina kapilip, meydan okumaktadirlar. "Cumhuriyet'i inananlar kurdu" sozleri ulusal bagimsizligi gerceklestiren kadroya olan "inancsizligin" ifadesi degil midir? Bu soylem degismedikce, kin ve ofkenin yerini hosgoru almadikca, cagdisi bir yasam empozesinden vazgecilmedikce, birakiniz Silahli Kuvvetler'i, sivil guclere ve genis kitlelere de guven asilanamaz. Once "takiye" yapmaktan kurtulmasi ve muhalefet aliskanligini birakmasi gerekiyor, Refahcilarin. Erbakan'in imzaladigi MGK kararlarinin Oguzhan Asilturk tarafindan reddedilmis olmasi hangi gercegi degistirecek? Refah'in bu tutumu sonucudur ki, Dogru Yol Partisi'nde bazi bakanlar ve milletvekilleri koalisyondan vazgecmeyi dusunmeye baslamislardir. 8 yil onerisi kabineden gecmezse DYP'deki kopma hareketini Ciller de onleyemez. Nitekim, Yalim Erez, Yildirim Aktuna, Unal Erkan gibi etkili isimler, parti icinde bir cikisa hazirlandiklari izlenimini veriyorlar. MGK'nin sessizligini DYP icindeki hareketlenmeye bagli yorumlamak da mumkundur. 28 Subat kararlarinin savsaklanmasi halinde nisan toplantisinda hava cok degisir. Muhalefete bakilirsa, koalisyon Kurban Bayrami'ndan sonra dagilir! Kulislerde Cumhurbaskani'nin liderlerle toplanacagina iliskin beklenti var. Kuskusuz, hukumetler gelip gecicidir. Demokratik degerler ve ulke insaninin gelecege guven duygusu kaybolmadikca, donemsel krizler iz birakmaz. Ne seriat, ne darbe istiyoruz! Tarihin sayfalari nice olumsuz ornekle dolu olsa da, 21'inci yuzyilin esigindeki dunyamiz umut verici degisimin ekseninde donuyor. Bu evrensel yolculukta yaya kalmak istemiyorsak, icine suruklendigimiz "fetret devri"nden suratle cikmaliyiz. Aksi halde cagi yakalayamayiz!
|