12 Mart 1997

milliyet logosu

Hastaneler hasta ediyor

Sağlık reformları ve ani baskınlara rağmen, hastanelerde iç sızlatıcı manzaralar hiç değişmiyor. Doktor, ameliyat, ilaç ve sevk kuyrukları hastaları iyice hasta ediyor

Mücahit BÜBER


BAŞBAKAN Yardımcısı Tansu Çiller, hastane denetimlerinin ardından, yeni bir sağlık reformu hazırlığını başlatılırken "hastanelerden insan manzaraları" iç sızlatıyor. Özellikle SKK hastanelerindeki doktor, ameliyat, ilaç ve sevk kuyruklarının görüntüleri Avrupa Birliği'ne koşan Türkiye'nin başka bir yüzünü ortaya koyuyor.
Sabahın ilk ışıklarıyla hastane koridorlarını dolduran SSK'lı hastalar,
muayene olmak için oluşturdukları kuyruklarda, doktorlara ulaşmak için adeta ölüm kalım mücadelesi veriyor. Ameliyat olmak için günlerce bekleyenler, personel eksikliği nedeniyle birbirine giren ya da ortadan kaybolan hasta dosyaları iki binli yılların Türkiyesi'nde SKK hastanelerinin durumunu gözler önüne seriyor.
Koridorlardaki kalabalıklara karışıp "Sizin neyiniz var?" diye sorduğunuzda "Bir dokunuyorsunuz, bin ah işitiyorsunuz SSK Hastaneleri'nde." Yer SSK Okmeydanı Hastanesi. 33 yaşındaki Gülsüm Arat diyor ki:
"Kütahya'dan geldik. Onkoloji Servisi'nde tedavim yapılacak, ama hasta kayıt dosyam bir haftadır kayıp, bulamıyorlar. Doktor çok iyi niyetli, bizzat kendi aradı, bulamadı. Şimdi yeni film çekilmem gerekiyor. Nedir bu çilemiz, böyle hastane olur mu? Doktorlara da, hemşirelere de acıyorum. Bu kadar çok hastaya bakmaya çalışıyorlar ama nafile. Sorun sistemin kendisi, çözüm devletin elinde. Düzelir mi, bilemiyorum!..
Kuyruklardaki insan manzaralarından "Hasta ve hastane" üzerine inanılmaz anekdotlar çıkıyor. 44 yaşındaki Osman Çalışkan, bunun somut bir örneği. Şikayeti; damar tıkanıklığı. İstanbul'da bir tekstil fabrikasında çalışıyormuş. "Her yer toz duman" diye anlatıyor çalıştığı yeri. Bir de çok sigara içiyormuş. İlk kez iki ay önce doktora görünmüş. Doktoru, "İş yerini değiştir, sigarayı bırak" uyarısında bulunmuş. Çalışkan, doktora verdiği yanıtı bana da tekrarlıyor:
"Bana toz ve dumanı olmayan bir iş bulun, kesinlikle sigarayı bırakacağım".
Osman Çalışkan, ısrarla doktorun kapısını arşınlamayı sürdürüyor. Ne var ki "Yeni bir işe kavuşamamış" henüz. Hastalığına doktorunun bulduğu çözüme hayran kalmış ama damar tıkanıklığı maalesef sürüyormuş.
İstanbul SSK Hastanesi Polikinlik bölümü de sabahın ilk ışıklarıyla doluyor. İlk gelen eline bir kağıt alarak, muayene olacakların isimlerini sırasıyla yazmaya başlıyor. Yıllardır bu uygulama böyle sürüyor. Tüm katları gezmeyi sürdürüyoruz.
Hasta kuyruğunda beklemekten yorulup sıranın üzerine uzanmış bir kadın anlatmaya başlıyor, "Çok yorgunum ve ağrılarım var. Sabah 06.00'da evden çıktık. Sıraya girdik, bir kaza olmazsa muayene olacağız. Özel hastaneye gidecek gücümüz yok. Bu hastanenin koşulları ne ise buna razı gelmem zorundayız, kimseyi şikayet etmek istemiyorum. Demek ki devletin gücü bu kadar ki, bu şartlarda insanlara hizmet veriliyor."
SSK Hastaneleri'ndeki "Personel ve fiziki şartların" eksikliği somut olarak hastalara yansıyor. 49 yaşındaki Emine Demir, bu durumu netleştirecek bir örneği kendince şöyle ifade ediyor:
"Sabah çok erken saatlerde hastaneye geldim. Fiş almak için göz sırasına girdim, öğle paydosu olduğunda sıra bana gelmemişti. Sabırla bekledim, saat 15.00 gibi hizmetli kapıdan seslendi: "Bugün mesai bu kadar. Bekleyenler, yarın muayene olacaklardır". Bu açıklamaya çıldırdım!"
SSK polikliniklerine başvuran sigortalılar, uzun kuyruklarda bekledikten sonra kendilerine en fazla dokuz dakika ayırabilecek bir uzman hekime ulaşabiliyorlar. Muayene sonrasında ise kendilerini laboratuvar, röntgen, vezne, eczane ve ilaç kuyrukları bekliyor. SSK hastaları, yatarak tedavi için ise tam yedi ay beklemek zorunda kalıyorlar. Yani bir mevsimin değişeceği zaman kadar, 210 günlük bir bekleyiş. Ama gerçekten de uzaklaşmamak gerekiyor. Bilinen o ki, SSK'nın 87 hastanesinde çalışan 3 bine yakın uzman hekim, 21 milyon hastaya hizmet sunuyor!..

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dünya] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları]