"Askerli Süreç"
Yasemin Çongar
TÜRK ordusunun kurmay kademesiyle yakın diyalogdaki ABD'li emekli generalin sözlerini, 30 Aralık 1995'te bu sütunda yazmıştım: "Genelkurmaydan bir dostum, Türkiye'de siyasilerin ve kamuoyunun her an askeri bir müdahale olabileceği beklentisiyle hareket etmesinin, kendileri için darbeden çok daha tercih edilir bir durum olduğunu söyledi." Bu tercih, Türkiye'de uzun süredir uygulanıyor. Kendisine, sivil demokrasilerin kulüplerinde yer arayan ülkemiz, nadir bir süreç yaşıyor. Siyasi kararların, askerlerin seçilmiş siviller üzerinde yetkisi olmaksızın alındığı, tıkanıklıkların darbeler olmaksızın aşıldığı, düzenin idamesinin darbe korkusu olmaksızın sağlandığı sivil demokrasiler ise hayretle izliyorlar. Bir ABD'li diplomat bu hayreti, "Doğrusu, her an darbe olabilir diye bu denli uzun süre düşünülen; medyada ve diğer sivil kurumlarda darbe olsun mu olmasın mı diye tartışılan; askeri müdahalenin biçimi konusunda sağdan soldan, içeriden dışarıdan bu kadar çok, açık ve çeşitli yorum yapılan bir başka ülke hatırlamıyorum" diye anlattı. "Bize özgü" tablonun Washington'dan görülen cephesinde, kafalardaki soru artık "Darbe olacak mı" değil. Bir aydır, "Askeri müdahale, Refahyol'un gitmesi amacına ne zaman ulaşacak, hükümet yerini hangi alternatife bırakacak ve bu süreçte hangi yasa ve mevzuatta değişiklik yapılacak" soruları ön planda. Clinton yönetiminin yetkilileri, Türkiye'nin yaşadığı dönemi tanımlamak için, Türk siyasetçilerinden duydukları bir sözü tekrarlıyorlar: "Askerli süreç." Bazılarına göre, "sulandırılmış darbe" sayılabilecek sürecin, kuru ve klasik bir darbeye dönüşme olasılığı birçok çevrede "yüksek" görülmüyor. Yine de, bu olasılığa karşı uyarılar sürüyor. The New York Times'ın 25 Mart'taki "Türkiye'nin İşgüzar Generalleri" başyazısı, zincirde önemli halkaydı. Başyazı, aslında Clinton yönetimini uyarıyordu, ancak Ankara'nın da dikkatini çekecek bir tondaydı. Bu tonu yansıtan iki cümle: "Generallerin laikliği savunması, birçok Amerikalı'ya hitap etse de ABD, Türkiye'de yeni bir askeri yönetim döneminin yarardan çok zarar getireceğini görmelidir. Washington, sivil yönetimi tercih ettiğini ve askerlerin egemenliğindeki her türlü rejimle arasına mesafe koymasının gerekeceğini göstermelidir." Ve başyazının en kritik saptaması: "Generallerin 1960'dan bu yana üç kez darbe yaptığı bir ülkede askeri yönetim tehdidi ciddiye alınmak zorundadır. Laikliği savunma kaygısı taşıyanlar, bu darbelerin, Türkiye'nin şu anda karşı karşıya bulunduğu cazip olmayan siyasi seçeneklerin şekillenmesine yaptığı katkıya dikkate almalıdır." Türkiye'yi yakından takip eden bir ABD'li analist, bu son saptamayı geçen ay bir Türk generaline aktardığını, generalin kendisine hak verdiğini söylüyor. Analiste göre, "Genelkurmay, laik siyasetçilerin dirayetsizliğinden yakınsa da, 12 Eylül'ün İslamcılar'ın güçlenmesine dolaylı katkısını reddetmiyor." Clinton yönetiminde, Türkiye politikasını şekillendiren ekibin genel eğilimi, aslında The New York Times'ın başyazıyla uyumlu. Bu ekip, "Türkiye'de ne oluyor, ne olacak" sorularına yanıt ararken, "Biz ne yaparız" sorusunu tartışırken "darbeci" bir eğilime kaymıyor. Washington'un şu andaki olasılık hesaplarına temel oluşturan ve bir Türk gazeteciyle paylaşacak kadar anonimleştirebildiği bazı gözlemlerini "yorumsuz" özetliyorum: * Türk genelkurmayı, RP'yi hükümetten uzaklaştırmaya kararlı, geri adım atmayacak, ancak "klasik darbe" niyetlisi değil, * Cumhurbaşkanı ya da TBMM Başkanı öncülüğünde geçici hükümet kurdurulması olasılığı var, * Genelkurmay'ın elinde geçici hükümet için "aday listeleri" olduğu söyleniyor, * "Askerli süreç", RP'nin "birinci parti" olmasının önünü kapayacak seçim yasası değişikliğini zorlayacak, * Bu esnada, RP destek yitirmiyor; aksine, oylarını artırdığı yönünde bazı gözlemler var, * "Askerli süreç" uzadıkça, İslami kesimde radikalleşmenin yeni tohumları atılabilir, * Türkiye, uluslararası ilişkilerinde zemin yitirme riskiyle karşı karşıya, * "Askerli süreç", merkez sağdaki liderlerin değişmesi sonucunu verebilir, * Generaller, merkezdeki siyasetçileri suçlarken, sivil siyasetin sınırlanması da yeni liderlerin çıkmasını güçleştiriyor, * Türkiye'de çoğunluk, mutfağını, güvenliğini düşünüyor; adaletsiz dağılım, enflasyon, işsizlik, yolsuzluklar ve Kürt sorunu Türkiye'nin dokusunu deşmeye devam ediyor." * * * BAKALIM ne zaman, kasvetli bir labirent romanına dönüşen "askerli süreç" tartışmasını bırakıp, toplumsal yaralarımızı sarmaya başlayabileceğiz.
|