Elia Kazan, Şevket Kazan'ın akrabası değildir!
Zülfü Livaneli
KASIM ayında, Elia Kazan'ın evinde, o anılara gömülmüş Manhattan konağında oturuyorduk. "Kayseri'ye götür beni" dedi. "Olur" dedim. "Film festivalinden sonra gideriz." O günden beri her telefon görüşmemizde heyecanla yineliyordu: "Gidiyoruz değil mi?" "Tabii!" diyerek rahatlatmaya çalışıyordum onu. Birimiz cayacağız ya da başka bir engel çıkacak ve Kayseri'yi göremeyecek diye telaşlanıyordu. Anladım ki son yıllarında ata toprağını bir kez daha görmek, atalarının yaşadığı köylere gitmek bir tutku olmuştu içinde. Ve böylece Kayseri'ye doğru yola çıktık. * * * ELİA Kazan'ın kişiliği ve Türkiye'ye tutku derecesinde bağlılığı, önemli bir tarihsel gerçeği tekrar gün ışığına çıkarmakta. Anadolu gerçeğini. Elia Kazan bir Anadolulu. İstediği kadar Oscar alsın, istediği kadar "Amerikalı yönetmen" olarak ünlensin, o kendisini bir Anadolulu olarak görüyor. Yunanlı değil, Amerikalı değil Anadolulu! Çünkü Anadolu'nun insan çeşitliliğini, yüzlerce kültürü içinde barındıran zenginliğini, o soylar, diller ve kültürler karmaşasının yarattığı alaşımı yüreğinin kökünde duyuyor. İşte Türkiye'nin derin gerçeği burada! Bir Elia Kazan gibi Anoduluların zenginliğini düşünün, bir de Türkiye'yi sığ ırkçılık tuzaklarına düşürüp, kültür çeşitliliğini reddetmeye çalışanları. * * * CUMARTESİ akşamı, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın, Elia Kazan onuruna verdiği yemekte, söz dönüp dolaştı ve "Kazan" soyadlı kişilere geldi. Elia'ya Şevket Kazan'dan da söz ettik. Bu arada masadakilerden bir grup gülerek, "Şevket Kazan, Elia Kazan'ın akrabasıymış" söylentisi çıksa, ne gibi etkileri olabileceğini konuştu. Sonunda böyle bir söylentinin ikisine de haksızlık olacağında birleşildi. * * * YEMEK sırasında Şakir Eczacıbaşı çok güzel hikayeler anlattı. Bunlardan birisini aktarmak istiyorum: Bernard Shaw, yeni başlayan oyunu için Başbakan Churchill'e iki davetiye göndermiş ve şöyle yazmış: "Birisi sizin için. İkinci davetiyeyi ise bir dostunuza verebilirsiniz; tabii eğer varsa!" Churchill ertesi gün cevap vermiş: "Teşekkür ederim. İlk akşam doluyum. İkinci akşam gelebilirim: Eğer bir ikinci akşam olursa..." * * * YAZARLA başbakanın kalitesine bakın. Hangisinin daha keskin bir zekaya ve daha ince bir mizah anlayışına sahip olduğunu tartmakta güçlük çekiyorsunuz. Bir de bizim başbakanları düşünün. Bir başbakana Bernard Shaw tarzı bir davetiye yollasanız neler olur acaba?
|