12 Mart 1997

milliyet logosu

Koalisyonda güven bunalımı

Orhan Tokatlı


REFAHYOL'un 2000'li yıllara kadar görevini sürdüreceği yolundaki safsatalara artık kimse inanmıyor... Aslında iktidarı oluşturan partilerin genel başkanları ve üst düzey yöneticileri de özel sohbetlerinde bu gerçeği dile getiriyorlar, hükümetin çıkmaza saplandığını, böyle bir ortamdan çıkışın olanaksız olduğunu savunuyorlar...
MGK kararları doğrultusunda Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere hemen hemen tüm anayasal kuruluşlarla anlaşmazlık içine düşen koalisyonun sonunun geldiği tartışmasız kabul ediliyor...
Ortak hükümetin bu karmaşadan yalnızca bir erken seçimle kurtulabileceği kesinlik kazanıyor... İşte bu aşamada RP ve DYP kurmayları içten içe ayrı platformlarda bu fırsatı nasıl değerlendirebileceklerinin hesaplarını yapıyorlar... RP'liler, Erbakan'ın iki yıllık başbakanlık döneminde, Anayasa'ya uyum yasalarını çıkarmadan Milli Güvenlik Kurulu önerilerini de uygulamadan 1995 seçim sistemiyle bir "baskın erken seçimle" işin içinden sıyrılmayı düşünüyorlar... İktidarın büyük ortağı bu hamleyi gerçekleştiremediği taktirde, Başbakanlık koltuğuna oturacak olan Çiller'in zaman geçirmeden konuyu gündeme getirebileceğinden kuşkulanıyor... Kapalı kapılar arkasında geliştirilen bu planlar, hükümet ortakları arasında açık seçik "güven bunalımının" yaşandığını gösteriyor...
Türkiye'yi siyasal ve ekonomik bunalıma sürükleyen, dış ilişkilerde yalnız kalmasına neden olan, Batı'ya rest çeken RP'nin seçimlerde başarılı olacağı yolunda tahminler yürütenlerin, kesinkes yanıldıklarını görecekleri iddiasında bulunuluyor...
Siyaset - din ilişkisini politikalarına dayanak yaparak, hac, ibadet, cami gibi buna benzer birtakım ulvi konuları istismara yeltenenlerin foyalarının çok erken ortaya döküldüğü anımsatılıyor...
Ülkenin laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu içlerine sindiremeyenlerin, ellerinde tek bir seçenek kaldığına işaret ediliyor... O da Anayasa'yı değiştirmektir... Güçleri varsa ve bu riski göze alabiliyorlarsa hazırlayacakları bir teklifle, bu ilkelerle birlikte Milli Güvenlik Kurulu müessesesini de Anayasa'nın dışına taşımaktır...
* * *
MGK'nın bugünkü toplantısına Erbakan çok hazırlıklı gidiyor... Başbakan'ın Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kalkınmasına ve yaşam standartının yükselmesine ilişkin 600 projeyi, Kurul'un askeri kanadına açıklaması bekleniyor... Ayrıca bölgenin il ve ilçelerinde inşa edilmesi düşünülen 37 fabrika ve sanayi tesislerinin dosyalarının da ilk kez toplu halde Kurul'un bilgisine sunulacağı haber veriliyor...
Memlekette yaşanan siyasal tartışmalarla, karşı karşıya bulunulan sorunların çözümsüzlüğü dorukta seyrederken hükümetin bu biçimde atağa kalkmasının anlamsızlığı üzerinde duruluyor...
Anayasal kurumların birbirine girdiği, rejim krizinin yaşandığı bir ortamda TBMM üyelerinin oy birliği ile geleceklerini ilgilendiren kırmızı pasaport alabilme sevdasına düşmelerine ise acı acı gülünüyor ve ayıplanıyor...
CHP Genel Başkanı Baykal bu olumsuz gidişi şöyle yorumluyor:
"Demokrasi, onurlu insanların inançlarını gereken zeminde ortaya koyabilmesi anlayışına dayanır. Bunu yapamayanların demokrasi kalkanının arkasına saklanarak kendi ilkesizliklerini, tutarsızlıklarını topluma kabul ettirebilmeleri kesinlikle mümkün değildir..."
Bu veciz görüş karşısında "şapka çıkartmak" değerlendirmesi yeterli görülüyor...

[Ana Sayfa] [Siyaset] [Haber] [Ekonomi] [Dünya] [Sanat] [Yaşam]
[Entellektüel] [Spor] [Köşe Yazarları]