Türkiye'nin ikilemi
Ali Sirmen
DYP'nin ağır toplarından Sanayi Bakanı Yalım Erez, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ile yaptığı söyleşide, Refahyol'dan umut olmadığını açıklıkla dile getiriyor ve çare olarak geniş tabanlı bir hükümet öneriyor. Yalım Erez, DYP'nin ağır topları içinde Refahyol ile bir yere varılamayacağını gören ve açıklıkla söyleyen tek kişi değil. Yıldırım Aktuna da bu doğrultuda görüş beyan etmişti daha önce. Daima dikkatli bir politikacı olan Necmettin Cevheri'nin de durumdan pek hoşnut olmadığı belli oluyor. DYP içinde Türkiye'nin nereye gitmekte olduğunu gören daha başkaları da olduğu biliniyor. Hiç kuşkusuz bu umut verici bir gelişmedir, ancak henüz Tansu Çiller'in inadının kırılıp yeni çözümlere ulaşılabileceğinin somut belirtleri de yoktur. Çözümü güçleştiren etkenlerden biri de, parlamentodan çıkabilecek olan hükümetin yapısıdır. Görünürdeki güçlük hükümetin formülü. Orta sağ ve orta solun birleşebilmeleri bugün için mümkün olmadığından, her bir parti kendi bağımsızlığını ve küçük oy hesaplarını koruyarak, nasıl bir araya gelecekler ve nasıl hükümet edeceklerdir? Ancak, bu güçlük koşulların zorlamasıyla aşılsa bile, asıl sorun ortaya çıkacaktır. Bugün Türkiye bir hükümet bunalımını değil, bir rejim bunalımını yaşamaktadır ve bu salt politikacılardan ya da politik kurumlardan değil, aynı zamanda Türkiye'nin yapısal bozukluğundan kaynaklanmaktadır. Ülkemizin yeniden yapılanmaya uzun yıllardır ihtiyacı vardı. Ama yıllar boyu, böyle bir değişimi gerçekleştirecek bir kuruluş çıkmadı. Sözü edilen olgu belki de, hiç kuşkusuz çok kişiye acı ilaç içirtecek olan böyle bir yapılanmanın gerekliliğinin kamuoyu tarafından yeterince anlaşılmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Yeniden yapılanmanın bunca ertelenmiş olması, bazı istisnalar dışında, standart politikacının yadsınması olanaksız çapsızlığının yanı sıra. seçmenden böyle bir istemin gelmemiş olmasından da kaynaklanıyor. Bu durumda, kurulacak yeni bir hükümetin hangi sorunlara ne ölçüde eğileceği konusunda ciddi kuşkular olmasını yadırgamamak gerek. Öte yandan, kamuoyunun da akılalmaz aymazlığı ile birlikte Türkiye hızla bir kaosa doğru sürüklenmekte, bunu önlemek için politikacının yalnızca seçmenin aynası olmanın ötesinde, toplumun öncüsü rolünü de üstlenerek, bir an önce yapısal sorunlara eğilmesi gerekmektedir. Bu gereksinim politikacı için ölüm kalım sorunudur. Çünkü hızla harekete geçilmediği takdirde, Türkiye'de politikanın da ortamı kalmayacaktır. "Bugüne kadar, nasıl gittiyse bundan sonra da öyle gider telaşa hacet yok" denebilecek durumda değiliz. Eğer bu gerçeği bütün açıklığıyla görüp, o yönde hareket edebilecek bir çoğunluk parlamentoda mevcut olmuş olsa idi, bugün bir rejim bunalımı yerine, sağlıklı işleyen demokrasilerde kolayca aşılabilen bir hükümet bunalımı karşısında olurduk. Maalesef durum bu değil. Öte yandan da, demokrasi benzeri rejimi demokrasiye çevirebilmek için, parlamentodan çözüm beklemek durumundayız. Türkiye'nin bugünkü büyük ikilemi işte bu noktadadır.
|