dizi.jpg

Ölümü beklerken

Bir "zehir" vuruyor bir de; tedavi merkezlerindeki astronomik fiyatlar, yeterli olmayan yatak sayısı ve ailelerin dışlaması...

Arife AVCU, Özlem ÖZTÜRK, Önder ŞUŞOĞLU - İSTANBUL


UYUŞTURUCU tuzağındaki bağımlı gençler, suçlu değil hasta olarak kabul edilmek istiyor ama, bu konudaki çaresizliğin pençesinden kurtulamıyor.
Yatak sayısı yeterli olmadığından tedavi için narkotik polisten yardım isteyen, aileleri dışladığı için para bulamayan gençler, uyuşturucu tedavi merkezlerindeki astronomik fiyatlar karşısında çaresiz ölümü bekliyor.
İstanbul'da belli başlı tedavi merkezlerinde bağımlılar için yatak sayısı sadece 141. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne bağlı çalışan 110 yataklı AMATEM'e her bölgeden başvuru olduğunu belirten yetkililer, yatak kapasitesinin azlığı nedeniyle tedavide sıra beklendiğini söylüyor.
AMATEM'de dört kişilik dördüncü sınıf bir odada tedavi görmenin aylığı, ilaçlar hariç 18 milyon, üçüncü sınıf odalara 21, ikinci sınıf odalara 27, birinci sınıf odalara ise 39 milyon lira ödemek gerekiyor.

Psikolojik tedavi

AMATEM Klinik Şefi Doç. Dr. Duran Çakmak, uyuşturucu bağımlılarının tedavisi konusunda tesis ve uzmanın az olduğuna değinerek, "AMATEM bağımsız olmalı, ancak bu hayal" diye konuşuyor. Uyuşturucu bağımlılığının dünyanın her yerinde arttığını, bunun uyuşturucunun kanunu olduğunu belirten Çakmak, tek çareyi "önlem almak" olarak gösteriyor. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in yaklaşık sekiz ay önce AMATEM de dahil pek çok kuruluştan madde bağımlılığıyla ilgili bilgi istediğini sözlerine ekleyen Çakmak, uyuşturucuyla savaş ve tedavi konusunda devlet elinin önemine dikkat çekiyor.
Hastaları önce maddeden uzaklaştırıp, sonra psikolojik tedavi uyguladıklarını belirten Dr. Cem Tüz ise, "İlaçlı tedavi sürekli benimsediğimiz bir yöntem değil. Sonraki aşamalarda, bağımlılık yapmayan ilaçlar kullanıyoruz. Kimseyi geri çevirmiyoruz. Günde 5 - 10 kişi tedavi için başvuruyor" dedi.
AMATEM'in nisbeten mantıklı fiyatları bir yana, bazı uyuşturucu tedavi merkezlerindeki rakamlar tam anlamıyla astronomik.

Aylığı 600 milyon

Örneğin 31 yataklı Anatolia Klinikleri'nde bir gecelik yatak ücreti, ilaçlarla birlikte 20 milyon lira. Aylık tedavi 600 milyon lirayı buluyor. Anatolia Klinikleri'nde hem ilaçla tedavi hem destekleyici psikoterapi uygulanıyor. Yurtdışından 600 marka getirilen Naltroxane adlı ilacı kullanan Anatolia uzmanları, bu ilacı alan hastaların asla eroin kullanamayacağını savunuyor.
Anatolia Klinikleri Şefi Doç. Dr. Mansur Beyazyürek, devletin uyuşturucuyla mücadele politikası olmadığını ileri sürerek, şöyle konuşuyor:
"Her gün ortalama bir kişi uyuşturucudan ölüyor. Mücadeleye belediyeler de girmeli. Bölgelerindeki bağımlı gençleri tespit edilebilirler. Diğer ülkelerde bağımlıları akıl hastanesine kapatmak ortadan kalktı, ama biz bu tür bölümler açmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Akıl hastaları uyuşturucu kullananları istemiyor. Onlar da buralarda yatmak istemiyor. Etkin önlemler alınmazsa, korkunç bir tablo ortaya çıkacak."
Klinikte görevli Psikolog Metin Afat da, başka bir noktaya dikkat çekiyor. Arafat, bağımlılar için, "İsteyerek kullanmıyorlar, ama bırakmaya da güçleri yok. Buraya geldikten sonra, krizin ortalarında çıkmak istiyorlar. İknaya çalışıyoruz. Yüz kişiden ortalama 5'i çıkıyor" diyor.

Yaşayan ölüyüm

Tedavi merkezlerinin bu durumu, uyuşturucunun pençesine düşen gençlerin adım adım ölüme yaklaşmasının en büyük nedenlerinden. Bazısı tedavi olmaya çalışan, bazısı çaresiz ölümü bekleyen gençelerin hikayeleri içler acısı.
Esrahan Koçyiğit (22), eroinle üç yıl önce tanışmış. Dönülmez yolda olduğunu kabul eden Esrahan şöyle diyor:
"19 yaşına kadar birçok kez aşık oldum, ama kilolu olmam hep erkekleri uzaklaştırdı. Zayıflığına özendiğim bir arkadaşım eroin kullandığını söyledi. Zehirle tanıştım. Çok lüks ortamlarda güzel bir yaşam sürüyordum. Peşimde varlıklı erkekler vardı. Gittikçe batağa sürüklendiğimin de farkındaydım. Tedavi olmama rağmen zehirden kurtulamadım, çünkü çevreden kurtulamıyordum. Her defasında onların da etkisiyle tekrar başladım. Artık yaşayan bir ölüyüm. Kısa süre sonra benim de cesedimle karşılaşacaksınız. Gençler uzak dursun."
Tedavi için Anatolia Kliniği'ne 13. kez yatan 21 yaşındaki M.Y. de, ölüm yolculuğuna 14 yaşında çıkmış. M.Y., gözleri yaşlı yaşadıklarını anlatıyor:
"Anne ve babamla hiç diyalog kuramadık. Çalıştıkları için benimle ilgilenmiyorlardı. Bir arkadaşımla macera olsun diye başladık. Bir daha kurtulamadım. Ailem vazgeçirmek için zor kullandı, daha kötü oldu. Şimdi bunun bir hastalık olduğunu öğrendiler. Ailen seni eroinman olarak görüyorsa, dibe vuruyorsun, dışlanmış oluyorsun. Klinikte gereken herşey yapılıyor, ama sonuç size kalıyor. Seni her yerde gelip bulurlar, ama ödün vermemeli. O dönemde, hayat tatmin edici gelmiyordu. Yeter ki kayma! Hayata dönmek istiyorum."

"Kabus bitti"

Uyuşturucunun pençesinden altı yıl sonra kurtulabilen K.M. ise, 26 aydır eroin kullanmıyor. "O defteri artık kapattım. Düşünmek bile istemiyorum. Beyinden silmek çok zor. Çok büyük irade istiyor. Ama başardım" diyen K.M., Marmaris'te bar işletirken iflas edip, çevrenin etkisiyle eroine başlamış.
Onun yaşadıkları da şöyle:
"İki sene burundan kullandım, dört sene de iğne. Kurtulabilirim sandım, yanıldım. Ölmeyi bekliyordum. Sonra bir klinikte 15 gün yattım. Çıktıktan sonra eve kapandım, hap kullandım. Kızkardeşim trafik kazasında ölünce, 'Ben de ölürsem annem delirebilir' diyerek hapı da bıraktım. Kabus bitti, aşığım; evlenip yeni bir hayata başlayacağım."

Babanın feryadı

Aşırı dozda eroin alarak yaşamını yitiren Serkan Sizer'in ailesi de oğullarının bağımlı olduğunu kabul etmiyor. Askerlik yaptığı Güneydoğu'da çatışmada gözünü kaybeden gencin babası İbrahim Sizer, oğlunun eroin müptelası olmadığını, arkadaşlarının zoruyla bunu kullanmış olabileceğini söylüyor. Kim ne derse desin, sonuç değişmiyor. Zehirin pençesine düşenler irade göstermezse, kaçınılmaz ölüm onları bekliyor.

Uyuşturucuyla mücadele atağı

UYUŞTURUCUNUN yaygınlaşmasına karşı önlem almak için Uyuşturucu Kullanımıyla Mücadele ve Takip Yönlendirme Üst Kurulu ilk toplantısını yaptı.
Yılda üç kez toplanacak kurulun başkanlığını üstlenen Devlet Bakanı Işılay Saygın, şu bilgileri verdi:
"Üst kurul, gençliğin uyarılması konusunda büyük rol oynayacak. İlk toplantıda halkı bağımlılık yapan maddeler konusunda bilgilendirmek ve bilinçlendirmek amacıyla gerçekleştirilecek eğitim programları görüşüldü. Öncelikle televizyonlarda gösterilecek spot filmlerin hazırlanması ve 'anahtar eğitici' adı altında eğitmenlerin yetiştirilmesi için program yapılması kararlaştırıldı."
YARIN:

Bağımlılık testi

Bu sorulardan birine 'evet' diyorsanız, bağımlı olabilirsiniz.
* Duygusal acı ya da stres nedeniyle madde kullandınız mı?
* Kullandığınız bir madde yüzünden okul ya da iş performansınızın düştüğü oldu mu?
* Maddeyi bırakmayı, ya da kontrol etmeyi hiç düşündünüz mü?
* Maddeyi kullanmak uyku ve yemek düzeninizi etkiliyor mu?
* Ne kadar kullandığınız hakkında yalan söylediğiniz oldu mu?
* Sizdeki etkisinin ne olduğunu bilmeksizin ortama ayak uydurmak adına madde kullandığınız oldu mu?
* Maddeyi satın almak, diğer parasal sorumluluklarınızın önüne geçiyor mu?
* Size mantıksız gelen korkularınız var mı?
* Kullandığınız maddeyi onaylamayanlardan kaçma ihtiyacı duyuyor musunuz?
* Akli dengenizden şüphe ettiğiniz oldu mu?
* Sonuçlarını bildiğiniz halde madde kullanmaya devam ediyor musunuz?