Çıkarken kapıyı kapadık

ANKARA - MİLLİYET

TÜRKİYE, Avrupa Birliği zirve sonuçlarının dayattığı siyasi koşulları reddettiğini bildirirken, Birlik'le ilişkilerin siyasi boyutunu askıya aldı. Gümrük Birliği'nin süreceğini açıklayan Başbakan Mesut Yılmaz, bundan böyle AB'yle Kıbrıs, Yunanistan gibi konuların konuşulmayacağını söyledi. Avrupa Konferansına katılmama kararı alırken, Güney Kıbrıs'la tam üyelik müzakerelerinin başlatılmasına paralel olarak, Türkiye ile KKTC'nin bütünleşmesini hızlandıracak adımların da atılması da karara bağlandı. Başbakan Yımaz, Lüksemburg zirve sonuçları karşısında alınacak tavrı dün Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'le yaptığı bir saatlik görüşmenin ardından Bakanlar Kurulu toplantısında değerlendirmeye açtı. Olağanüstü toplanan Bakanlar Kurulu'nun yaklaşık üç saat süren toplantısının ardından Başbakan Yılmaz yaptığı açıklamada, Lüksemburg zirve bildirisinde AB'nin genişleme sürecinde Türkiye'ye yer verilmesi, Türkiye'nin AB'ne katılmasına yönelik bir Avrupa stratejisi geliştirilmesi gibi bazı olumlu unsurlara yer verildiğini bildirdi. Yılmaz, bununla birlikte metnin şu nedenlerle Türkiye açısından kabul edilebilir nitelikte olmadığını bildirdi:

AB ne yapmadı

"-Türkiye, öteki aday ülkelerle aynı çerçevede, aynı iyi niyetli yaklaşımla ve objektif kıstaslara göre değerlendirilmemiştir.
-Türkiye'ye yeni ve olumlu unsurlar gibi sunularların pek çoğu aslında, AB'nin Türkiye'ye karşı geçmişte üstlendiği ve yıllardır yerine getirmediği yükümlülüklerdir.
-Türkiye'nin iç yapısına ve Kıbrıs dahil dış politikasına dair yanlı, ön yargılı ve abartılı değerlendirmeler yapılmıştır.
-Bu yanlış yaklamışlarla kabul edilmesi mümkün olmayan art niletli siyasi koşullar dayatılmak istenmiştir."
Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu yaklaşım ve zihniyet değişmedikçe, ilişkilerimizin yapıcı ve çok yönlü bir diyalog içinde geliştirilmesi beklenemez. Bu durumda iki tarafı doğrudan ve birlikte ilgilendirmeyen siyasal konuları da kapsayacak bir görüşme ortamı sağlanması mümkün olmayacaktır. Öteden beri olduğu gibi ilişkilerimizde siyasi koşul dayatılmasını reddediyoruz."
AB'nin tutumunun sağlam ve güven duyulabilecek bir zemin oluşturmaktan uzak olduğunu kaydeden Yılmaz, "Türkiye'nin geleceği ve AB ile ilişkileri böylesine belirsiz bir zemin üzerine inşa edilemez" dedi.
Hükümetin AB ile varılan ortaklık ilişkilerini sürdüreceğini belirten Yılmaz, "ancak bu ilişkilerin geliştirilmesi AB'nin yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlıdır" diye konuştu. Yılmaz, "Türkiye'nin yerinin olmayacağı tek Avrupa topluluğu kendini ayrımcılık ve hoşgörüsüzlük temelinde tanımlayıp sınırlayan bir Avrupa Topluluğudur" dedi.
Yılmaz, ayrıca hükümetin KKTC'yle bütünleşmeyi öngören 20 Ocak 1997 tarihli deklarasyonla kendini bağlı saydığını bildirdi. Yılmaz, Türkiye ile KKTC arasında kurulan sürekli siyasi dayanışma mekanizmasının savunma konularını da içerek şekilde genişletilmesinin öngörüldüğünü de söyledi. "Hükümetimiz AB'nin Türkiye'nin tüm uyarılarına rağmen, uluslararası anlaşmalara aykırı olarak Rum Kesimi ile Kıbrıs'ın tümünü temsilen tam üyelik müzakerelerine başlatma kararı alma karşısında, bu deklarasyonda belirtilen hususları ayniyle gerçekleştirmeyi kararlaştırmıştır. Nisan ayında müzakerelerin başlaması halinde Türkiye de buna paralel olarak bu süreci hızlandıracaktır" diye konuştu. Yılmaz "bundan sonra sorumluluk AB'nin olacaktır" dedi.

Konferansa red

Yılmaz, Türkiye'nin Avrupa Konferansı davetini kabul etmeyeceğini de belirterek, "Konferansa daveti bazı koşullara bağlanmıştır. Ben burada hiçbir koşulu kabul etmeyeceğimizi ifade ettiken sonra bu davet bizim için artık bir önem taşımamaktadır" dedi.
Türkiye'nin eksikliklerini bilincinde olduğunu belirten Yılmaz, "Avrupa'daki hiçbir ülkede Türkiye'deki kadar yaygın bir bölücü terör olgusu yaşanmamaktadır. Ama Türkiye bölücü terörü kontrol altına aldığı gibi insan haklarında da yapması gereken ama bu nedenle yapmakta geciktiği iyileştirmeleri en kısa sürede yapmak iradesindedir. Tamamen bizi ilgilendiren, hedef olarak uygulamaya koyduğumuz bu tedbirleri başımıza AB'ye tam üyelik için ön koşul olarak çıkarılması sadece bir bahanedir" dedi.
Yılmaz, "Türkiye kendisini rencide eden bir kararı kesinlikle kabul etmez" diye konuştu. Yılmaz, AB üyesi ülkelerle ilişkilerin ise sürdürüleceğini bildirdi. Yılmaz, "Biz bize empoze edileni değil, ulusal politikalarımızı devam ettireceğimizi söylüyoruz" diye konuştu.