livaneli.gif

Avrupa'yı ayağa kaldıran müzisyenlerimiz...

Zülfü LİVANELİ

RAHMETLİ Nejat Eczacıbaşı Türkiye için "best kept secret of the world" deyimini kullanırdı. Yani; dünyanın en iyi korunmuş sırrı.
Yabancılarla konuşurken sık sık tekrarladığı bu cümle, büyük bir gerçeği yansıtıyor.
Bizim kötülüklerimiz, suçlarımız, aksayan yanlarımız dünya gündeminde hemen yer buluyor ama olumlu yönlerimizi anlatmak, duyurmak zor.
Dünya, bizi olumlu yönlerimizle, başarılarımızla tanımak istemiyor.
Galiba biz de pek istemiyoruz.
* * *
GEÇEN hafta Amsterdam'daki Concertgebouw salonunda bunları düşündüm.
Concertgebouw, dünyanın en ünlü konser salonlarından birisi.
1800'lü yıllarda yapılmış olan bu salonda çalmak, kayıt yapmak, en ünlü orkestralar ve solistler için bile, referans yerine geçiyor.
Ne yazık ki bu salonda Türkler çalma fırsatı bulamamış bugüne kadar.
İşte geçen hafta kristal avizelerden dökülen ışıkların altında, kırmızı halılardan yürüyerek bu salona giren kişiler, bizim müzisyenlerimizin ustalıklarıyla kendilerinden geçtiler.
Konserden yarım saat önce bir kez daha akort edilen kuyruklu Steinway piyanoda Selim Atakan usta çalıyordu. (Daha sonra, bu salonda ve o piyanoda kimlerin çaldığını düşünüp heyecanlandığını anlatacaktı.)
Bağlamayı Erdal Akkaya' çalıyordu, davulu Saygun Arpalı.
Sağ yanda, Hollanda basınının "uçan parmaklar" diye nitelediği kanun üstadı Halil Karaduman, klarnet ve saksafon büyücüsü Göksun Çavdar ve büyük müzik adamı Ferhat Livaneli.
Bu altı kişinin yaptığı müzik, enstrüman hakimiyetleri, müzik bilgileri ve soloları dinleyiciyi kendinden geçirdi ve Concertgebouw'u dolduran Hollandalı ve Türk dinleyiciler hepsini ayakta ve çılgın gibi alkışladılar.
Ünlü yorumcu Liesbeth List, orkestrayı "İstanbul'dan gelen olağanüstü müzisyenler" olarak tanıttı ve önlerinde eğilerek selamladı onları.
* * *
YALNIZ Amsterdam'da değil, Hollanda ve Belçika'nın birçok kentinde aynı olay tekrarlandı.
En küçük yerleşim birimlerinde görkemli bir konser salonu ve bu salonların soyunma odalarında bile Steinway piyanolar bulunan Hollanda, geçen hafta Türk müziğiyle sarsıldı.
En büyük gazeteler Hollanda dilinde söylenen Türk şarkılarına tam sayfa ayırdılar. Müthiş makaleler yayınlandı.
Kulsan vakfıyla Mojo Theater'ın ortak organizasyonu olan turne, ülkenin bir numaralı kültür olayı olarak algılandı.
* * *
BASINIMIZIN temsilcileri o gece Concertgebouw'da olsalardı, eminim ki müzisyenlerimizin başarısından kıvanç duyarlardı ve çok etkilenirlerdi.
Ama Türklerin Avrupa kentlerinin göçmen mahallelerinde kendi kendilerine çalıp söylemelerine koşullanmış haber sistemi, ne yazık ki bu olayı tam olarak değerlendiremedi.
Müzisyenlerimizin başarısını yakından gördüm.
Ve büyük zaferlerinin Türkiye'de duyulmamasına gönlüm razı olmadı.
Sizin de sevineceğinizi bilerek, paylaşmak ve bu ustaları bir kez daha kutlamak istedim.
Türkiye'nin böyle değerleri "en iyi korunmuş sır" kapsamında kalmasın diye...

Yazara Email livaneli@milliyet.com.tr