![]() Gelin haklıTebliğin konusu "binasyonal çocuklar". Yani "Türkiye'deki Alman ve Almanya'daki Türk çocuklar". Sempozyumda "Türkçe - Almanca" tercüme vardı. Prof. Neumann Almanca konuştu. Ve sonra "soruları" beklemeye başladı. İlk soruyu bir "Alman" sordu. Ama fevkalade düzgün bir Türkçe ile: - Ben Heike Offer Eren. Bir şikayetim var. Türk eğitim sistemi ezbere dayalı... Ezberle babam, ezberle. Bu nasıl iş? * * * SEMPOZYUM, Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeydi. Akşam "rektörün daveti" vardı. Davette Heike Offer Eren'le konuştuk. Orta yaşlı, gözlüklü, kısa saçlı, şirin bir Alman kadın. Daha doğrusu "gelinimiz". "Neyi beğenmiyorsunuz" diye sorduk. "Sistemi" dedi. - Sistemin nesini? - Türkiye'de çocuklara "bilgiler ezberletiliyor". Almanya'da ise "problemin nasıl çözüleceği" öğretiliyor. "Başka" diyecek olduk. Heike Offer Eren: - Yetmez mi? Çocuk tek başına problem çözemiyor. Grup halinde çözemiyor. Bunun ileri yaşlardaki vahim sonucunu kim çekiyor? "Memleketimiz" çekiyor. Gelinimiz "memleketimiz" derken, Türkiye'den bahsediyor. * * * CHRISTINE Şenol da "soru sormak için" parmak kaldıranlardan: - Eğitim sisteminde aile yok... Yaratıcı düşünce yok. Araştırma, tartışma yok. A, B, C... Ezberle gitsin. Hani Türk kültürü? Çocuklara yazık olmuyor mu? Sempozyumdan sonra Christine Şenol'la konuştuk: - Çocuğunuz kaç yaşında? - Yirmi. - Nerede okuyor? - Öldü. - Trafik mi? - Hayır. Türk eğitim sisteminin kurbanı. - Yani? - Eğitim sistemi çocuklara "kendine güveni" vermiyor. İstedik ki ailesi olarak biz verelim. Onu dalmaya teşvik ettik... Denize daldı... Çıkamadı. * * * USCHI Akın iki çocuk annesi bir "gelinimiz". O da şikayetçi. Şikayetini "şirin Türkçesiyle" anlattı: - Çocuk gitti okula. Öğretmen dedi "kalk, otur." Çocuk bir şey söyleyecek, öğretmen dedi "sus, otur." Çocuk istiyor soru sormak... Öğretmen hemen var kulak çekmek. * * * CLAUDIA Yılmaz "Türkçesi çok iyi" gelinlerimizden. Eşi, işadamı Turgut Yılmaz. Eşinin ağabeyi Başbakan Mesut Yılmaz. İlk çocukları okula gideceği zaman, Turgut Bey, eşine şöyle demiş: - Türkiye'de iki okul var. Devlet okulu günde beş saattir ve yarım gündür. Özel okul ise tam gün. Claudia Hanım demiş ki "öyleyse özel olsun". Gelinimiz "o günleri" şöyle anlattı: - Özel okula gittik. Gerçekten tam gün... Ama yine beş saat. "Bu nasıl iş" diye sordum. Sonunda öğrendim ki, teneffüsler daha uzun. * * * CLAUDIA Yılmaz "üç numara şimdi çarpım tablosunu ezberliyor" dedi. Sorduk: - Nasıl gidiyor? - Ezberliyor. "İki kere iki dört". İyi de neden dört? Sistem kötü... Sistem ezberci. - Bunları eşinize... Eşinizin ağabeyine söylemiyor musunuz? - Söylüyorum. - Ne yanıt veriyorlar? Gelinimiz başladı gülmeye: - Mal bu mal... İster al, ister alma. * * * ÜÇ kuruluşun düzenlediği (Yıldız Teknik Üniversitesi, Friedrich Ebert Vakfı ve Hamburg'daki Türkiye - Avrupa Araştırmaları Enstitüsü) sempozyumuna katıldık. "Çok şey" konuşuldu. Ama "gelinlerimizin anlattıkları" öylesine ilginç ve öylesine önemli ki... Heike Offer Eren'in söylediği gibi "sistemsizliğin bedelini Türkiye ödüyor". Yazara E-Posta: Y.Donat@milliyet.com.tr |