Cezayı hakettik

Yazarımız Duygu Asena'nın görüştüğü tinerci çocuklar, "Bizi ailemiz bile reddetti. Ya birbirimizi öldüreceğiz, ya da kendimizi" diyorlar

Duygu ASENA


       HEP merak ederdim, o korkunç cinayetleri işleyen insanlar, nasıl da sakin sakin yaptıklarını anlatırlar diye... İnanamazdım... İşte bana da anlattılar. Son derece sakin, mahcup, pişman, şaşkın dört çocuktular. Karşılaştığınızda korku duygunuzu asla aklınıza getiremeyeceğiniz dört çocuk...
       Onlarla konuştuğumda cinayet mekanındaki polis tespitinde halk tarafından linç edilmekten yeni kurtulmuşlardı. "Polis ağabeylerimiz sayesinde kurtulduk, bize çok iyi bakıyorlar, yedirip içiriyorlar" dediler.
       "Onlar size sapık diye bağırıyorlar. Bunu hak ediyorsunuz değil mi?" diyorum. Dördü birden "Evet hak ediyoruz" diyor. Hak ettikleri cezayı almaları gerektiğini söylüyorlar. Yaşlarından dolayı hak ettikleri cezayı almadan kurtulurlarsa ne yapacaklarını sorduğumda, "Bizi ailemiz bile reddetti. Ya birbirimizi öldüreceğiz, ya kendi kendimizi. Biz artık yaşayamayız" diyorlar. En küçükleri 13 yaşındaki Savaş, kararlı bir şekilde "Ben kendimi asacağım" diyor.

Canımız bakire istedi

       Gözü dönmüş, gerçekten sapıtmış bu insanlara "Nasıl yaptınız, nasıl kıydınız?" diye sorulur mu bilmiyorum ama ben soruyorum. Anlatıyorlar:
       "Tiner çekmiştik, canımız kadınla birlikte olmak istedi..."
       Sözlerini kesiyorum, "Canınız bir kızla birlikte olmak isteyince, sokakta gördüğünüzü çevirip, tecavüz mü etmeniz gerekiyor, geneleve gitseydiniz."
       Daha önce geneleve gitmişler, kadınlardan memnun kalmamışlar, yani beğenmemişler. Güzel ve genç bir kız istemişler. Hem de bakire... Kimi kaçıracaklarına nasıl karar verdiklerini soruyorum, "Yoldan ilk geçeni" diyorlar. "Önümüzden bir bayan geçti. Biz de hadi gidip bir kadın kaçıralım dedik."
       Yoldan ilk geçen uzun saçlıyı durdurmuşlar, tam arabaya koyarlarken, erkek olduğunu anlayıp bırakmışlar. İkinci geçenler ise bu anne - kızmış. Anne kızı zorla çalıntı otomobile bindirmişler. Çavuşbaşı Çekmeköy ormanına götürmüşler. Anlatıyorlar:
       "`Ne isterseniz yapın ama canımıza kıymayın' dediler. Önce anneyi arabadan indirdik. Birimiz çıktık, üçümüz arabada kaldık. Sırayla tecavüz ettik. Sonra anne kız birbirleriyle kucaklaşmak istedi. Onlara izin verdik, kucaklaştılar."
       Öldürme nedenleri, anne - kızın kendilerini görmüş olmaları. Anneyi bıçaklayıp, öldü sanıp, ormanda bıraktılar. Genç kızı iki kilometre ileri götürüp, otomobilde tek tek tecavüz ediyorlar.
       "Madem direnmedi ölmek istemiyordu. Niçin bırakmadınız?" diyorum. Dehşet içindeyim... "Zaten öldürmeye niyetimiz yoktu. Suratımızı gördü diye bir an içinde karar verdik" diyorlar. "İlk bıçağı kim sapladı?" diyorum. En küçükleri Savaş, "Ayvacı" diyor. 15 yaşındaki İsmail Ayvacı anlatıyor:
       "Zaten ben de bıçak vardı. Çıkardım vurdum."
       Savaş devam ediyor:
       "Bıçağı bana verdi. Sen de vur diye. Ben bir tane vurunca, helhalde kemiğe geldi, bıçak yamuldu. Sonra Ayvacı, durmadan bıçaklamaya başladı. Neresine gelirse saplıyordu..."
       Siz ne hissederdiniz bunları dinlerken. İşte ben de o durumdayım. "Niçin bıçakladın Ayvacı, gögüs uçlarını kesmişsin, gözlerini oymuşsun. Niçin bırakmadın?" diyorum. "Hatırlamıyorum efendim, tiner çekmiştik, sarhoştuk" diyor... Savaş ise alçak bir sesle "Hepimiz herşeyi hatırlıyoruz" diyor.
       Yarın da anlatacağım bunları, uzun uzun konuşuyoruz. İki İsmail'den 17 yaşında olanı ile Serdar arada sırada ağlıyor. Bu sahneyi sessizce, sadece görüntü olarak izleseniz, bu insanlara acırsınız. Konuşma yapan kişinin onları ağlattığını sanırsınız. Öylesine masum görünüyorlar.
       Yarın dört katilin, aile, cinsellik hakkındaki konuşmaları ve bir başka cinayetleri.

hab001.jpg

Tinerciler linçten kurtuldu

       ÜMRANİYE’de anne Hanım Yeşilyurt’la kızı Serpil Yeşilyurt’a tecavüz eden, genç kızı hunharca öldüren dört şehir zorbasına dün tatbikat yaptırıldı. Uygulama sırasında olay yerine gelen Yeşilyurt’un yakınları tinerci gençleri linç etmek istedi. Polis öfkeli kalabalığı dağıtmak için havaya ateş açtı.
       Gayrettepe’deki Asayiş Şube Müdürlüğü’nden dün 14.00 sıralarında çıkarılan S.K. (17), İ.A. (16), İ.Ç. (16) ve S.D. (17) yoğun güvenlik önlemi altında korkunç cinayeti işledikleri Çekmeköy’deki ormanlık alana götürürüldü. Gençler olayı anlatırken orman bekçisi üstlerine saldırmak istedi, ancak polisin müdahalesiyle sakinleştirildi. İşledikleri cinayeti soğukkanlılıkla anlatan caniler, ilk olarak Hanım Yeşilyurt’a tecavüz ettikleri yere götürüldü. Yeşilyurt’u tüm yalvarmalarına rağmen çaldıkları otomobilden indirip sırayla tecavüz ettiklerini anlatan caniler, daha sonra içtikleri tiner şişesiyle kafasına vurup bayılttıklarını söyledi. Daha sonra anneyi bıçakladıklarını ve öldüğünü düşünerek oradan ayrıldıklarını belirten caniler, "Buraları bizim bildiğimiz yerler. Genelde her gece gelirdik. Zaten onları tecavüz amacıyla kaçırmıştık. Şimdi çok pişmanız" dedi.
       Anneyi öldü sanarak ormanda bıraktıktan sonra kızı Serpil’i yaklaşık iki kilometre uzaklıktaki alana götürdüklerini anlatan dört genç, "Onu tellerin arasında yaklaşık 100 metre kadar sürükledik. Daha sonra tecavüz edip işkenceyle öldürdük" diye konuştu.

Polis havaya ateş açtı

       Zanlılara tatbikat yaptırıldığını haber alan genç kızın yakınlarının da aralarında bulunduğu yaklaşık 100 kişilik bir grup olay yerine gelerek gençleri linç etmek istedi. Kızgın kalabalık "Onları bize verin, cezalarını biz vereceğiz" diye bağırarak küfür yağdırdı. Polis gençleri gruba kaptırmamak için ormandaki bir kulübeye götürürerek sakladı. Sivil polis araçlarının gençleri almaya geldiğini farkeden kalabalık bu kez araçların önünü kesti.
       Grubu ancak havaya ateş ederek dağıtan polis, tepkiden çekinerek zanlıları anne ve kızın kaçırıldığı Ümraniye’ye götürmedi. Serpil Yeşilyurt’u öldürdüklerini itiraf eden dört genç, daha sonra Asayiş Şube Müdürlüğü’ne götürüldü.