Yargının `cesaret albümü'

       GEÇMİŞTEN bu yana adalet mekanizmasının en hassas tartışması, "yargıya müdahaleler" ekseninde cereyan ediyor. Özellikle politikacıların yargı sistemine müdahale arayışları bu tartışmayı daha da alevlendiriyor. Ancak bu müdahalelere rağmen susmayan savcılar var. Yargının "cesaret albümünde" onların ayrı bir yeri bulunuyor:
       * Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Nazmi Şarvan, RP'nin kasası olduğu öne sürülen Süleyman Mercümek'e ve örtülü ödenek skandalının kahramanı Selçuk Parsadan'a açtığı davalarla tanınıyordu. Şarvan, Refahyol döneminin Adalet Bakanı Şevket Kazan'ın "sürgün kararnamesiyle" Mersin'e atanınca emekliliğini isteyerek, savcılık görevinden ayrıldı.
       * Türban taktıkları gerekçesiyle iki stajyerin fişlerine "hakim veya savcı olamaz" kaydını düşen iki yargıç da Kazan'ın öfkesinden paylarını aldılar. Yargıç ve Savcı Adayları Eğitim Merkezi'nde başkan yardımcısı olarak görev yapan Kadri Söğütoğlu ve Ahmet Akgül görev sürelerinin dolmasına bir yıl kala Ankara Adliyesi'ne hakim olarak atandılar.
       * İstanbul DGM Savcısı Mete Göktürk ise katıldığı Siyaset Meydanı programındaki sözleri nedeniyle yargılandı. "Türkiye'de yargı bağımsızlığı yok. Yargı bağımsızlığını engelleyen anayasal hükümler değiştirilmelidir" sözleri, Göktürk'ün bu sefer mahkeme salonuna sanık olarak gitmesine neden oldu. Göktürk 2 yıldan 12 yıla kadar ağır hapis cezası istemiyle yargılandığı davada ikinci celsede beraat etti.
       * İstanbul Bayrampaşa Cezaevi'ndeki uygulamalarıyla dikkat çeken Savcı Necati Özdemir, hakkında açılan 9 soruşturma sonrasında görevinden istifa etmişti. Soruşturmalar, Adalet Bakanı Şevket Kazan'a bir toplantı sonrasında gösterdiği tepki sonrasına denk gelmişti.

Savcılar "Susurluk sınavında"

       * Türkiye tarihinin en büyük skandalı, Susurluk davasının savcısı Erdal Gökçen, hazırladığı iddianamede şu ifadelerle bir "hukuk dersi" verdi:
       "Bir devletin kendi vatandaşlarına karşı yapacağı mücadelede hukuk kuralları dışına çıkılmaması esastır. Ancak devlet içindeki bazı görevlilerin hukuk dışına çıkılarak yapmayı tercih ettikleri bu mücadelede kendi görüşlerine göre bir ölçüde sonuç alındığı ifade edilse de, bu durumun insan hakları ve hukuk açısından kabulü ve izahı söz konusu olamaz."
       * İstanbul DGM Savcısı Aykut Cengiz Engin de, mafyanın karıştığı Türkbank ihalesinin gizli kalmış yönlerini ortaya çıkarmak için soruşturma başlattı. Savcı ilk iş olarak Alaattin Çakıcı'nın peşpeşe patlayan kasetlerine el koydu ve bunları incelemesi sonucunda Türkbank ihalesine fesat karıştırıldığını ortaya çıkardı. Savcı Engin daha sonra Çakıcı tarafından tehdit edildiği öne sürülen işadamlarının ifadesini aldı. Savcı Engin, Susurluk skandalı soruşturması sırasında Mehmet Ağar, Korkut Eken, Mehmet Eymür ve Sedat Bucak'ın da ifadelerini de almıştı.
       * İstanbul DGM'nin asker kökenli Savcısı Engin Baltacı ise Nesim Malki cinayetine el attı. Baltacı Nesim Malki'ye yakınlığı ile tanınan Etibank Genel Müdürü Şükrü Karahasanoğlu ile işadamı Emin Cankurtaran'ın ifadelerine başvurdu. Cankurtaran'ın yurtdışına çıkışını yasakladı ve cinayeti azmettirdiği öne sürülen Erol Evcil hakkında da gıyabi tutuklama kararı verdi.
       * Mehmet Moğultay döneminde, İSKİ soruşturmasını yürüten ve sonuçlandıran savcı Selim Ulaş için de soruşturma açılmıştı. Bir dergide yayınlanan söyleşisinde Ulaş, "Savcılar, Adalet Bakanlığı'nın memurudur" demişti. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Ulaş'a kınama cezası vermiş, ardından bu ceza geri alınmıştı.
       * Savcılar sadece konuşmuyor. Bir de yaşadıklarını yazanlar var. Namık Kemal Behramoğlu da bu isimlerden biri. Behramoğlu, "Bir Savcının Anıları" adlı kitabında, yargının bulunduğumuz noktadan pek görünmeyen yüzünü anlatarak cesaret albümünde yerini aldı.