"Babam kaç kurşun yedi anne?"

Ziraat mühendisi Akın Özdemir'in katili, tutuklu kaldığı cezaevinden çıkarıldı, cinayeti işledi ve geri döndü

Ezelhan ÜSTÜNKAYA - ANKARA


hab02.jpg        AKIN Özdemir. Katili, gardiyan elbisesi ile cezaevinden çıktı, öldürdü, cezaevine geri döndü.
       Mine Özdemir, eşinin katili ile mahkemede karşılaştığı anı, "Ben ona hiçbir zaman hınç ve kin duymadım. Suçlu onlar değil, tetiği çektirenler ve Türkiye'de hiçbir zaman deşifre olmayanlardır" diye anlatıyor.
       Özdemir, kızı Ulaş'ın, "Babam kaç kurşun yedi anne" sorusunu yönelttiği anın, "hayatının en zor anı" olduğunu söylüyor.
       Mine ve Akın. 1967'de, Ziraat Fakültesi'nde Öğrenci Cemiyeti Başkanlığı seçimleri sırasında tanışmışlar. Eşinin, her zaman "Korkaklar bin kere ölür, ben ölürsem bir kere öleceğim" dediğini belirten Mine Özdemir, olay anını şöyle anlatıyor:
       "Akşam saat altı sularıydı. İşyerinden çıktık, eve gidecektik. Arabaya binmeye hazılanırken, refüjde birisinin beklediğini gördüm. Tedirgin oldum. Aynı hizada iki kişi daha vardı ve çapraz ateş açıldı. Kaçışlarını görmedim, Akın bana `Yere yat' diye bağırınca, arabanın yanına çömelmiştim. Silah seslerini duyan arkadaşları aşağıya indi. Hastaneye kaldırdık, ama yolda öldü."
       Dönemin Adana Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul'un, "Bana bir hafta daha izin verin, tüm delilleri topladım, bağlantıları buldum" dedikten bir hafta sonra öldürüldüğünü belirten, Özdemir, devam ediyor:
       "Ben Yunus Uzun'u teşhis ettim, ama mahkemeye `Olay sırasında cezaevindeydi' diye belge geldi. Gardiyan elbisesi giyip akşamları dışarı çıktığı ve işini bitirdikten sonra geri döndüğü, silahı MHP İlçe Başkanı'ndan aldığı ve olaydan sonra kooperatifin 50 metre ötesindeki MHP binasına kaçtığı polis kayıtlarında vardı. Mahkemede `İfadem işkence altında alındı' dedi. Zaten, Yurdakul'un öldürülmesinden sonra soruşturmayı yapan polisler de dağıtıldı. Diğer 2 katil dosyaya hiç eklenmedi. Akın'ın katili Uzun çok cezaevi değiştirdi. Dava Yargıtay aşamasındayken, cezaevinde su ısıtırken elektrik çarpmasından öldüğünü duydum."
       Özdemir, Türkiye'yi bugün nasıl görüyor? Uzun uzun düşündükten sonra, bugün gördüklerini, eşinin de katledildiği sürecin merceğinden geçirerek anlatmaya çalışıyor:
       "Akın'ı öldürenler aslında bence Yunus Uzun'lar değil, ona bu görevi verip ortaya çıkmayanlar. Bizim sıkıntımız emir verenlerin deşifre edilmemesi. Tetikçilerin cezalandırılması önemli değil. Biz yıllarca `Bu devletin içinde ayrı devlet var, olaylar buradan yönetiliyor' dedik. Ciddiye alınmadık. Şimdi `Derin devlet, devlet içinde devlet' diyorlar. Susurluk bende umut yaratmıştı, ama soruşturmaların savsaklanması bu umudu bitirdi. Demokrasinin oturması için bu cinayetler çözülmeli. Öğrenciyken `Çocuklarımız görecek' umudunu taşırdık, şimdi torunlarımın görüp görmeyeceğinden emin değilim..."
       Akın Özdemir'in katledildiği 18 Aralık 1978'deki kareyi, kızı Ulaş'ın sorusu, sonsuza dek donduruyor:
       "Babam kaç kurşun yedi anne?"

Üstlenen çok, mahkum olan yok

       AKIN Özdemir, Adana'da 18 Aralık 1978 günü vurularak öldürüldüğünde, Köy - Koop Adako Birlik Genel Müdürü ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Bölge Şube Başkanı olarak görev yapıyordu.
       Cinayetten sonra katillerin bir an önce bulunması için Köy -Koop 15 günlük iş durdurma eylemi yaptı. Uzun süren suskunluğun ardından, herkes katillerin bulunmasından umudunu kesmişken, sanıklar adeta birbiri ardına sökün etti. Önce bir arama sırasında silahla yakalanan Osman Şirin sahte kimlikli Yunus Uzun, Akın Özdemir'i öldürdüğünü itiraf etti.
       Cinayet emrini MHP Adana Merkez İlçe Başkanı Adem Eroğlu'ndan aldığını ve eylemi Mehmet Ateş ile birlikte gerçekleştirdiğini söyledi. Ancak çok geçmeden Uzun'un cinayet tarihinde cezaevinde bulunduğu ortaya çıktı.
       Uzun'un suç ortağı olduğu öne sürülen Mehmet Ateş yakalanınca, toz bulutu biraz dağıldı. Uzun'un cezaevinden ülkücü bir gardiyanın yardımıyla çıkıp cinayeti işledikten sonra geri döndüğü öne sürülüyordu.
       Sorgulama sürerken bu kez Muhsin Kaya adlı ülkücü bir itirafçı, Akın Özdemir suikastını kendisiyle birlikte Mehmet Memici Çetinkurt ve Aydın Telli'nin düzenlediğini söyledi. Muhsin Kaya'nın itiraflarında yer alan Aydın Telli, yurtdışına kaçmıştı bile. Mehmet Memici Çetinyurt ise zaten cezaevinde bulunuyordu.
       İtirafçıların ardı arkası kesilmiyordu. Bir başka ülkücü itirafçı, Huzeyfe Akmaloğlu da yakalandıktan sonra Akın Özdemir cinayetini üstlendi ve "Cinayeti Aydın Telli ve Mehmet Ateş işledi" dedi.
       Bunca itiraf ve sanık ortasında duruşmalar devam etti. Sonunda Özdemir cinayetiyle ilgili ayrı ayrı yargılanan sanıkların tümü delil yetersizliğinden beraat etti. Kafa karışıklığı, mahkemede katillerin işine yaradı, Akın Özdemir cinayeti de bunca sanığa rağmen rafa kaldırıldı.


68'li ziraat mühendisi

       Akın Özdemir 1945'te Kütahya'da doğdu. 1969'da Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'ni bitirdi. 12 Mart döneminde askerden döndüğünde Mamak Dev - Genç davasında yargılandı. 1971'de cezaevine girdi. 1972'de tahliye oldu. 1974 aralık ayında sonuçlanan davada ceza alınca, 1 yıla yakın kaçak yaşadı. 1974 affından yararlanarak, Köy İşleri Bakanlığı'nda memuriyete başladı. 1975'te Adana'ya yerleşti. 1976'da tekrar tayini çıkınca, memuriyetten ayrıldı. Köy - Koop'un Adana Şubesi Ada - Koop. Bir'in ve Ziraat Mühendisleri Odası'nın başkanlığını yürüttü. 18 Aralık 1978'te öldürüldü.