Yunanistan, ayagini denk al
CUMHURBASKANI Demirel, Filipinler'e yaptigi gezi sirasinda televizyona verdigi bir mulakatta, Yunanistan'i PKK terorizminin kanli cinayetlerinin oteden beri isbirlikcisi oldugunun artik somut bicimde ortaya ciktigini belirterek, bu ulkeyi dunyaya teroru politik amaclarla destekleyen
"yasadisi bir ulke" olarak tanitti ve su ifadelerle Atina'yi aklini basina almaya davet etti:
"Terorizmle isbirligi halinde yakalanmasiyla Yunanistan, medeni ulkeler topluluguna ait olmadigini gozler onune sermistir. Binaenaleyh, Yunanistan, terorizmi destekleyen ve teroristlere yataklik eden ulkeler listesine dahil edilmelidir. Boyle bir ulke ancak "yasadisi bir devlet" olarak tanimlanabilir. Yine de, Yunanistan'a bir sans daha vermek istiyoruz. Bu cercevede Yunanli yetkilileri bir kere daha medeni ve hukuka saygili her ulkenin yapmasi gerektigi gibi uluslararasi hukuk cercevesindeki yukumluluklerine uymaya davet ediyorum. Bununla birlikte, sayet yasadisi davranislarini surdumeyi tercih ederlerse uluslararasi hukuktan dogan mesru mudafaaya donuk gerekli tedbirleri alma hakkimizi sakli tutuyoruz."
Bu sozler, esasinda, 1976'da Turkiye'nin, Yunanistan'a, kara sularini alti milin otesinde genisletmesinin
"casus belli" (savas nedeni) sayilacagi yolunda verdigi ultimatomdan bu yana, Ankara tarafindan Atina'ya yonelik olarak kullanilan en sert ifadeler...
Sayin Demirel'in konusmasinda, Yunanistan'in tutum ve davranislariyla bir
"yasadisi devlet" gibi hareket ettigini vurgulamasi cok anlamli... Konusmasinda bu sozcuklerin Ingilizce karsiligi olarak
"rogue state" ifadesini kullanmis.
Turkce'ye "yasadisi devlet" veya "haydut devlet" olarak tercume ettigimiz "rogue state", Amerika'nin uluslararasi siyaset terminolojisine kazandirdigi oldukca yeni bir kavram...
Demirel'in Yunanistan'a verdigi mesaji yorumlayabilmek icin bu yeni kavrami ve sonuclarini isabetle teshis etmek gerekiyor.
ABD yonetimi, teroru siyasi amacla kullanmalari ve uluslararasi hukuk kaidelerine uymamalari nedeniyle, Suriye, Iran, Irak, Libya, Sudan ve Kuzey Kore'yi
"rogue states" olarak adlandiriyor ve bu ulkeleri dunya baris ve guvenligi icin ciddi tehdit kaynagi olarak degerlendiriyor.
Amerikan dis politikasinin oncelikli amaci uluslararasi terorle mucadele oldugundan, Washington
"yasadisi devletlere" ve orgutlere karsi sert yaptirimlar uyguluyor. Nitekim, Afrika'daki ABD buyukelciliklerine yapilan bombali saldirilara Amerika "goze goz, dise dis" yaklasimiyla cevap vermis ve bu saldirilarin arkasinda olan
Bin Ladin'i Amerikan mahkemeleri giyaben idama mahkum etmistir.
ABD'nin, PKK'ya karsi savasinda Ankara'ya guclu destek vermesinin bir nedeni de, Washington'un global capta cok siki bir isbirligi agi kurulmasini saglayarak, Bin Ladin ve Ocalan gibi terorbasilarina kacacak delik birakmamaktir. Bu nedenle, ABD, soz konusu
"yasadisi devletleri" ve orgutleri himaye eden ve bunlara hosgoru gosteren ulkelere iyi gozle bakmamaktadir.
Demirel'in Yunanistan'a yonelik sozleri bu bilgiler isiginda degerlendirilirse, mesajin sert bir uyaridan daha fazla agirliga sahip oldugu ve bir nevi ultimatom niteligi tasidigi anlasilir.
Turkiye bu sekilde konusmakta haklidir. Cunku, Birlesmis Milletler'in (BM) terorle mucadele ve saldirinin tarifine iliskin kararlari ve BM Yasasi'nin 2/4. maddesi isiginda, Turkiye'nin toprak butunlugunu hedef alan bir terorist orgute destek veren ve onu topraklarinda barindiran Yunanistan, bu tutumuyla ulkemiz icin bir tehdit olusturmaktan da oteye fiilen ve hukuken saldirida bulunmaktadir.
Bu hukuki ve fiili durum dolayisiyla, Demirel'in Yunan hukumetine verdigi mesajin anlami sudur:
"Atina ayagini denk alarak PKK teroristlerini ulkesinden cikarmali ve terore sagladigi her turlu destege son vermelidir. Aksi takdirde, Turkiye mesru mudafaa hakki cercevesinde Yunanistan'a karsi uygun gordugu onlemlere basvurmakta ve sonuc alana kadar da bunlari tirmandirmakta kendini serbest addedecektir."
Uluslararasi iliskilerde, bunlar agir ifadelerdir. Ancak, Atina'nin bilmesi gereken, Turkiye'nin son derece sabirli, fakat bir konuda tutumunu saptadiktan ve bunu alenen ilan ettikten sonra da, gayet kararli bir hareket hatti izledigidir... Bu acidan, Turkiye'nin Suriye'ye karsi uyguladigi caydirici politika Yunanistan'in kulagina kupe olmalidir...
Esasinda, Yunanistan'in uluslararasi teror orgutleriyle siki bir isbirligine girerek ulkemizin toprak butunlugunu hedef alan ve ulusal cikarlarimiza zarar veren eylemlere destek vermesinin baslangici Turkiye'nin Kibris'a yaptigi askeri mudahalenin hemen sonrasina rastlar.
Bu donemde, Yunanistan'la Kibris Rum yonetimi, Turkiye'yi icinden cokertmek ve intikam almak icin ulkemize dusman teror orgutleriyle isbirligi yapma karari aldilar ve once Ermeni teror orgutu ASALA'ya destek vererek sozde Ermeni soykirimi iddiasinin horlatilmasina yardimci oldular... ASALA, Turkiye'nin dis temsilcilikleri uzerinde olumcul bir tehdit olusturdu ve 40'tan fazla Turk diplomatiyla yakinlarini ve bir o kadar da yabanciyi katletti.
Yunanistan'in uluslararasi terorle tam icli disli hale gelmesi 1980'lerde Papandreu iktidari sirasinda gelisti. Bu donemde, Guney Kibris'la Yunanistan'da PKK ile ASALA icin yeni egitim kamplari acildi. Lubnan'a Apo'nun teroristlerini egitmek icin emekli Yunan subaylari gonderildi ve iktidar partisi PASOK'un PKK ile isbirligi yogunluk kazandi. Dahasi, Yunanistan, Turkiye'ye zarar verebilecek tum teror orgutlerine kapilarini acti.
Turkiye'nin, Yunanistan'in bu tutumu karsisinda ciddi bir tepki gostermemesi Atina'yi cesaretlendirerek, PKK teroristlerini ulkesinde barindirmaya, egitmeye ve onlara her turlu lojistik yardimi saglamaya yoneltti. Atina bununla da yetinmedi. PKK teroristlerini Turkiye'ye karsi sabotajlar duzenlemek icin kullandi.
Gorulecegi uzere, Turkiye'nin Yunanistan'a kaslarini catarak "Ayagini denk al. Yoksa..." demesinin zamani coktan gelip gecmisti.
Yazara E-Posta: selekdag@milliyet.com.tr