Yeniden, yepyeni
10 bin sehit ve yakinlari...
Iste iki gundur Milliyet'te izlediginiz gaziler, yaralilar... ve yakinlari....
Bolgede gorev yapmis insanlar, beyinlerine kazinmis izleriyle... ve yakinlari...
Binlerce asker, guvenlik gorevlisi... ve yakinlari...
Ote yandan;
20 bin olu
"terorist"... Cumhurbaskani'nin
"onlar da bu memleketin evladi" dedigi gencler... ve yakinlari...
Cezaevindekiler... ve yakinlari...
Yurtdisina kacanlar... ve yakinlari...
Dagdakiler... ve yakinlari...
Kuzey Irak'takiler... ve yakinlari...
Faili mechul kurbanlari... ve yakinlari...
Goc edenler, koyunu yitirenler, hayvanlarindan, topraklarindan olanlar, ac kalanlar, acikta kalanlar... ve yakinlari.
Hangi acilardan bakarsak bakalim;
Ofkelenen, uzulen, endiselenen, urken, ici aciyan hepimiz.
. . .
Bu denli buyuk bir nufus, bu denli uzun sure, bu denli buyuk bir aci, buyuk bir yara, bu denli cok kan...
Baris ve kardeslik temennilerinin resmilestigi bu ortamda...
Bu ulkeye ve insanina guven ustunde temellenecek, cok renkliligin, cok sesliligin birlikteligine donuk adimlarda...
Ne yurekler titresin...
Ne eller.
Korkularla huzur...
Nefretlerle birlik saglamak zor.
Adalet ve hukuktan ote saglam bir yol yok.
Bu ulkeyi kanatan iki buyuk yara,
"teror" de, onun en azindan cift yumurta ikizi haline gelen
"Susurluk" da adalet ve hukukun bosluguna talip olmuslardi.
Bundan boyle o koca boslugu birakmamak uzere...
Bu secimin ana konusu da
"hepimiz" adina bu olmali iste.