|
|
Dolarli gogusler Bir bankanin hava durumu tanitimi cok guzel. Bir gitar sesi. Yetiyor. Duydugunuz an kulaginizi kabartiyorsunuz. Yakalamak zor bunu. Basarmislar.
"Reyting Hamdi"nin tekrar bolumleri yayimlaniyor. Ama daha once o bolumu kacirmis olanlar, bunun tekrar oldugunu anlamiyorlar. Sanki yeni cekim gibi seyrediyorlar. Cekinecek bir sey yok "bu tekrardir" diye bir yazi yazin.
Dansozun gobegine Maradona’nin koydugu dolara gozum fena carpti. "Televole" ayrintili bir sekilde ekrana getirdi. Kac dolardi acaba? Bunu benim gozumun icine bakarak koydular. Ben onu gordum. O dolari kazanmanin, ya da raki ustu eglencenin kolayliginda iki gogsun arasina koymanin ayricaligini yasayanlari yakindan gordum. Ben hicbir zaman iki gogsun arasina dolar sikistiramayacaktim. Iki gogsun arasina dolar sikistirmak, sikistirani da boyle kor gozum parmagina seyrettirmenin iki sonucu olabilir. Buna bir sekilde (!) alisik olanlar, kendi yaptiklarini hatirlarlar. Bunu sadece TV’de goren cogunluk (hani bir partinin sessiz cogunluk dedigi!) hayatin kendilerine dogru bir kol hareketi seklinde geldigini hisseder.
Galatasaray - Fenerbahce maci... "Bay Turnike"de Ibrahim Erkal ile Ercan Saatci... Iddiaya girmisler, sac kestirme ve deri mont uzerine... Bu muhabbetler eskidi artik.
Mehmet Ali Erbil soyledi. Her iki yarisma aralarinda anlasmis. Saat sinirlamasi gelmis. Yayin iki saat olacak. Ideal uzunluk 50 dakika. Fazlasi gercekten sikiyor. Aklin yolu bir. Fark, biz bunu aylar once gorduk.
Top, hep sov dunyasina atilir. "Un kazanmak icin katilmadiklari program yok" diye. Peki ya basin dunyasi, doktor, hukukcu, psikolog, sair... Yani ciddi takim. Ne kadar cok TV’de gorunurlerse daha cok kazanmiyorlar mi, daha cok musteri gelmiyor mu, gazete transferlerinin gozdesi olmuyorlar mi? Yani sov her yerde devam ediyor.
|
|
|