Ne yapmali?
EFENDIM, herkes isinde gucunde, kimsenin bu partilerin halini kaale aldigi yok, medya kendi kendine gelin guvey oluyor.
Hakli olabilirsiniz.
Kardesim, millet gecim derdinde, bu basin sadece siyasetle ugrasiyor, secimden baska mevzu yok (bir de Apo ifadeleri enflasyonu!).
Dogrudur.
Ama bir dogru daha var.
Evet, herkes isinde gucunde, ama pekala siyasetle de ilgileniyor.
Elbet millet gecim derdinde, ama 18 Nisan secimini de konusmaktan ve tartismaktan geri kalmiyor.
Yani toplumca
"politize" olmus durumdayiz ya da fena halde
"secim sath - i mailinde"yiz. Hemen her yerde, her toplantida soz donup dolasip secimlere geliyor;
"kime oy verecegiz?" sorusu
"18 Nisan'da ne olacak?" meraki ile dugumleniyor.
Yaptigi 14 bin konutla alaninda gucunu kanitlayan Ege - Koop (S.S. Egekent Konut Uretim Yapi Kooperatifleri Birligi) duzenledigi seminerlerle de ciddi bir sivil toplum orgutu olmanin islevini yerine getiriyor. Bunlardan biri olan ve gecen hafta sonunda Antalya'da gerceklestirilen 8. Egitim Semineri'nin konusu
"Sorunlar ve Cozumler" idi.
"Secimler ve Turkiye", "Sivil Toplum Orgutleri ve Turkiye", "Medyanin Sorunlari ve Cozumleri", "28 Subat Sureci ve Turkiye" baslikli dort ayri oturumda tam 23 konusmaci konustu, katilimcilardan ise bunun bir misli insan soz alip konulari tartisti.
Bu insanlarin hepsi isinde gucune insanlardi. Onlarin isinde gucunde oluslarina bakip, siyasetle - secimlerle ilgilenmedigini soyleyebilirdiniz, nitekim soyleniyor da... Ama iki gun boyunca ayni insanlarin siyasete ve secimlere nasil kafa yordugunu gormeliydiniz.
Metin Akpinar'in ikinci gunun sonundaki soylesisinde hemen butun konusmalar siyasetteki bu tikanikligin, bu cozumsuzlugun asilip asilamayacagi kaygisiyla basliyor,
"18 Nisan'da ne yapacagiz?" sorusuyla bitiyordu. Demokrasiden ve parlamenter rejimden vazgecmek dusunulemezdi, dusunulmuyordu da, ama bu partilerle daha dogrusu partilerin bu lider kadrolariyla bu is yurumuyordu.
Tepki gostermek icin ya da protesto amaciyla oy kullanmamak olmazdi. Peki, ama kime oy vermeliydi?
Karsilikli sohbetin birkac kez gelip bu noktada dugumlenmesi uzerine, biz daha fazla yutkunmayip birkac hafta once bu kosede dile getirdigimiz bir secenegi ortaya attik. Madem, bu kadar yaygin bicimde parlamentodaki partilerden sikayet ediliyordu, onlara bir tepki gosterme yolu araniyordu; bu yol parlamento disindaki partilere oy vererek ortaya konamaz miydi? Elbet partililer kendi partilerine oy vereceklerdi. Yine buyuk partilerden ikisi ya da ucuyle Meclis sekillenecekti. Ama,
"ortada" oldugu varsayilan yuzde 40'a yakin secmenden yuzde 30'unun oyunun parlamento disindaki partilere gitmesi, etkin ve demokratik bir tepki olamaz miydi?
Partililer bunu tartismak bile istemez, ama
"ortadaki" secmen dusunebilirdi.
Bu yazi yayimlandiginda biz Corum - Cankiri - Amasya ucgeninde
"nabiz" yoklamasinda olacagiz. Onlari ayrica
"yorumsuz" aktaracagiz, ama oralardan aldigimiz izlenimlere dayanarak bu kosede ilerde kendi goruslerimizi de aciklamaya calisacagiz.
Bu arada, gecen haftaki
"Tavsan Yili" yazimiz uzerine bize sevimli bir tavsan - bebek armagan eden
Yeliz Harac'a tesekkurler.
Bir siir
Biraz nostalji. Daha cok da bir anma. Ve de bir hatirlatma. Yarim yuzyildan daha oncelerinin bir sairinin,
Kemalettin Kamu'nun olumunun yarin 51. yildonumu. Aniyoruz:
"Sevgilim senin de gecer zamanin, / Ne sohretin kalir, ne husn - u anin, / Boyledir kanunu kahpe dunyanin, / Dort mevsim icinde bir bahar olur!"
Yazara E-Posta: ngureli@milliyet.com.tr