5 Mart 1999 Cuma 
 ANA SAYFA
 SIYASET
 HABER
 EKONOMI
 DUNYA
 SANAT
 YASAM
 SPOR
 YAZARLAR
 ENTELLEKTUEL B.
 CIZERLER
 INTER EKRAN
 HAVA DURUMU
 GAZETE PAZAR
 VITRIN
 INTER@KTIF
 21.YUZYIL
 PAZAR SOHBETI
 SAGLIK HATTI
 VERGI HATTI
 E-POSTA
 ARSIV
 KUNYE
 TURKCE KARAKTER
 REKLAM TARIFESI
 YARDIM SAYFASI
 IN ENGLISH
Umur TALU Fotografi: 13736 bayt
Nane, limon

       NAZILER belli bir siralamayla herkesi tutup gotururken kili kipirdamayan ve sonunda sira kendisine geldiginde "artik ses cikaracak kimse kalmamisti" diye hayiflanan papazin oykusu klasiklesmistir.
       Bir bakima dogru bir ornektir...
       Bir bakima da yanlis.
       Dogrudur, cunku, baskalarinin varligini, hayat, dusunme ve mucadele hakkini onemsemediginizde sira size de gelebilir.
       Yanlistir, cunku, mutlaka ses cikarabilecek ama cikarmayan birileri hep kalir. Hatta, Nazi orneginde oldugu gibi, goturulmenize, alkislayarak ses dahi cikarirlar.

       . . .

       Demokrasi ve hukuk devleti, hem kimsenin sesine, korumasina muhtac kalmadan, sesinizin cikabilmesinin ve karsiliginda goturulmemenizin, susturulmamanizin (ideal) guvencesidir...
       Hem de, demokratik bilinc ve duyarliligin topluma nufuz etmesiyle, mutlaka sizin icin de sesini guclu cikaracak cok sayida birilerinin varliginin garantisi.
       Eh birincisi, zaten ikinciye gerek kalmadan guvence arayisidir...
       Ama, ikincisi de zaten birincinin yerlesmesinin ve korunmasinin onkosulu.

       . . .

       Bunca girizgahtan sonra sadede gelirsek...
       YSK yasaklarinin ardindan RTUK dudugunun sesi penaltiyi calinca, (hakli olarak) "sansur" cigliklari atildi.
       Hakli olarak dedim zaten.
       Ama parantez icinde.
       O parantez, buyuk medya disinda kalanlarin (yine hakli olarak) itirazlaridir.
       Yani, baska sansur yok mu, baska yasak yok mu itirazlariyla, bir ikiyuzluluk hatirlatmasi.
       Ama onlar da parantez icinde.
       Cunku, bir sekilde, cogumuz, kendi sesine titiz, baska sese duyarsiz bir ikiyuzluluge bogulmus gidiyoruz.
       Cunku, cikardigimiz seslerin cogu da baskalarininkini bogmak uzere.
       Konusan Turkiyelerden kastimiz, kendi sesimiz...
       Hukuk dedigimizde, kendi hakkimiz...
       Demokrasi dedigimizde, kendi meselemiz...

       . . .

       Toplumun her kesimini, "sadece kendisi icin" mucadele ederken mazur gormek mumkun de...
       Bazi kurumlar ve bazi konumlar bunu kaldirmiyor.
       Biri, aydin yahut entellektuel kavramlarina dahil olanlar... Demokratik bir zihne sahip olmasi gerekenler yani...
       Biri de, gazeteciler.
       Varlik kosullari ve nedenleri, tamamen cogulculuga, cok seslilige, cesitlilige, dusunce ve ifade ozgurlugune bagli olanlar... Bunlara bagli olmasi gerekenler yani...
       Hepsinin de otesinde, esitlik - adalet sentezi olmasi gereken hukuk ve hukuk adamlari.

       . . .

       Nasirina basila basila haykirarak baskalarini farketmeyi ogrenmek de bir yol tabii.
       Ama, icada, kesfe gerek yok.
       Herkes papazin deneyimini yasamak zorunda degil.
       Biraz akil, biraz fikir, biraz yurek, biraz hissiyat...
       Nane limon niyetine, burun da acar, zihin de.


© 1999 Milliyet